ANTALYA (AA) - Rekabet Kurumu İkinci Başkanı Ahmet Algan, enerji piyasalarının artık yalnızca ekonomik bir parametre değil, jeopolitik dengelerin ve teknolojik dönüşümün merkezi olduğunu belirterek, Türkiye elektrik piyasasındaki kamu ve özel sektör dengesinin 'hassas bir teraziye' benzediğini ifade etti.
Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu tarafından gerçekleştirilen Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi kapsamında 'Elektrik Piyasasında Regülasyon ve Rekabet paneli' düzenlendi.
EPDK Başkan Yardımcısı Hacı Ali Ulutaş'ın moderatörlüğündeki panelde konuşan Algan, enerji sektörünün değişen dinamiklerine dikkati çekti.
Algan, elektrik sektörü başta olmak üzere enerji piyasalarının çok boyutlu bir yapıya evrildiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
'Enerji piyasaları artık yalnızca ekonomik büyümenin bir yakıtı değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın, teknolojik dönüşümün ve küresel jeopolitik dengelerin tam merkezinde yer almaktadır. Bu yeni denklemde, enerji piyasalarının etkin, şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşturulması artık bir tercihten öte, stratejik bir zorunluluktur.'
Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lütfi Elvan da enerjinin insanlık için tarih boyunca kritik bir konu olduğunu ifade etti.
Ülkelerin kalkınma hedeflerine ulaşmasında, vatandaşların refahının sürdürülebirliğinde enerjinin belirleyici rol oynadığını dile getiren Elvan, 'Enerji piyasaları ele alınırken yalnızca sektörel bir düzenleme konusuna odaklanmak yeterli değildir. Büyüme, cari açık, rekabet gücü, yatırım ortamı, hane halkı bütçeleri gibi makro ekonomik boyutlarının yanı sıra sosyal, siyasi ve hata diplomatik boyutlarının dikkate alındığı bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi son derece önemlidir.' dedi.
Elektrik sektörünün son 25 yılda geçirdiği dönüşümün büyük bir başarı hikayesi olduğunu söyleyen Elvan, 'Talebi karşılayacak arzın bulunmadığı, özel kesimin devrede olmadığı dönemden bugün gelişmiş ülkeler dahil birçok ülkenin önünde giden bir konuma geldik.' ifadesini kullandı.
Regülasyonun kritik bir önem arz ettiğini belirten Elvan, 'Regülasyon kavramı bir yönüyle piyasa süreçlerine devlet eliyle yapılan müdahaleyi ifade ederken diğer yönüyle piyasanın kendi dinamikleri içinde ortaya çıkabilecek bozulmaların önlenmesine hizmet eden bir düzenleyici çerçeve olarak karşımıza çıkıyor. Düzenleyici müdahalenin ölçülü piyasa dinamiklerini baskılamaktan ziyade piyasanın sağlıklı işlemesine hizmet eden bir çerçevede kurgulanması gerekiyor. Regülasyon aslında bir amaç değil araçtır.' diye konuştu.
Elvan, regülasyonda temel ilkelerin öngörülebilirlik, hesap verilebilirlik, şeffaflık, anlaşılabilirlik, fırsat eşitliği olduğunu söyledi.
Enerji arzının tek bir kaynağa, güzergaha bağlı olması halinde ülkelerin kırılgan bir duruma gelebildiğini ifade eden Elvan, 'Bu yüzden esneklik hayati önemdedir. Kaynak ve teknoloji çeşitliliği ve tedarik güzergahı önem arz etmektedir. Bu çeşitlilik elbette merkez planlama ile sınırlı ölçüde sağlanabilir. Hükümet buna öncülük edebilir ama asıl çeşitliliği piyasa üretebilir. Piyasanın bunu üretebilmesi için de serbestleşme gerekir. Serbestleşme yatırımcıya portföy oluşturma imkanı verir. Tek bir kaynağa bağlı yatırım elbette kırılgandır ama çeşitlendirilmiş portföy dayanıklıdır. Geleceğin enerji şirketleri sadece üretici değil aynı zamanda portföy yöneticisi olmak zorundadır.' değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Enerjide tam bağımsız Türkiye' hedefinin önemine dikkati çeken Elvan, Türkiye'nin küresel ölçekte bir enerji merkezi olma hedefinin son derece gerçekçi olduğunu dile getirdi.
- Elektrik üretiminde 'Dengeli Portföy' vurgusu
Termik Santral ile Elektrik Üreticisi Sanayici ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Samim Yazıcı, Türkiye'de elektrik kurulu gücünün son 1 yılda 79 bin megavattan 123 bin megavata çıktığını söyledi.
Yenilenebilir enerjinin de bu süreçte önemli oranda arttığını ifade eden Yazıcı, 'Türkiye'nin elektrik üretim sektöründe mozaik çeşitli ve dengeli bir portföy var. Bakanlık ve EPDK'nin doğru yönlendirmesi ve sektör yatırımcılarının iştahıyla bu duruma geldi. Yenilenebilir kaynakları Türkiye olarak hayata geçirmemiz gerekiyor. Yerli ve milli enerjiden faydalanmamız gerekiyor ama bu tek başına yeterli değil.' dedi.
Cengiz Enerji İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cengiz de Türkiye enerji piyasasının son 25 yıldaki dönüşümüne ve mevcut yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'deki mevzuat ve düzenlemelerin yatırımcıyı teşvik ettiğini belirten Cengiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile EPDK'nin çalışmalarını takdirle karşıladığını ifade etti.
Türkiye'deki enerji piyasasının dönüşümünü ve uygulamaların gelişim sürecini yakından takip ettiğini belirten Ahmet Cengiz, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:
'Geçmişten bugüne gelen enerjiyle karşılaştırıldığı zaman gerçekten muazzam bir Enerji Bakanlığı ve EPDK'ye takdir yazmam lazım. Bu düzenlemeler ve uygulamalar gerçekten söylemesi kolay ama bakarsanız müthiş işler. Kolay işler değil.' dedi.
Yatırım iştahlarının yüksek olduğunu ve verimlilik odaklı hareket ettiklerini vurgulayan Cengiz, yapımı devam eden projelere ilişkin bilgi vererek, 'Beraber yavaş yavaş yapımı devam eden 160 megavat santral için yatırım iştahımız çok yüksek. Yatırım kararlarında hızlı olmayı seviyoruz. Türkiye'de mevzuatsal olarak baktığımız zaman, düzenlemelere baktığımız zaman yatırım kararını hızlı almayı teşvik edecek altyapı var.' ifadesini kullandı.
Çolakoğlu Grubu'ndan Hüseyin Karataş, çelik endüstrisinde işçilik ve enerjinin en büyük maliyet unsuru olduğunu belirtti.
Yenilenebilir enerjinin önemine dikkati çeken Karataş, uluslararası enerji kaynaklarına erişimde dönemsel sorunlar yaşanabildiğini, Türkiye'nin bu nedenle enerjide yerlileşmeye geçmesi gerektiğini kaydetti.





