​​​​​​​MUĞLA (AA) - DURMUŞ GENÇ - Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde (MSKÜ) bilim insanlarınca 3 yıldır yürütülen bir projeyle, iki farklı denizanası ve bir anemon türünden elde edilen zehrin kolon kanseri hücreleri üzerindeki olumlu etkileri tespit edildi.

MSKÜ Su Ürünleri Fakültesi ile Tıp Fakültesinin ortak yürüttüğü projede, iki farklı denizanası ve bir anemon türünden elde edilen venomların (zehir) kolon kanseri hücreleri üzerindeki etkileri ile venomların sağlıklı bağırsak hücreleri üzerindeki etkileri de incelendi.

Proje yürütücüsü Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr.
Nurçin Killi ile Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esin Sakallı Çetin ve yüksek lisans, doktora öğrencilerinin katkısıyla gerçekleştirilen araştırma, bir kanser türünün iki farklı hücre hattında ve üç farklı deniz canlısı zehriyle yapılan dünyadaki ilk çalışma olma özelliği taşıyor.

Doç. Dr. Nurçin Killi, AA muhabirine, denizanaları ve anemon zehirlerinin kolon kanseri hücrelerindeki etkisi üzerine 2023 yılında TÜBİTAK desteğiyle bir proje başlattıklarını söyledi.

Projenin, Doç. Dr. Esin Sakallı Çetin ve öğrencilerle birlikte yürütüldüğünü belirten Killi, araştırmanın sonuçlarının umut verici olduğunu ifade etti.

Çalışma kapsamında iki farklı denizanası türü ile bir anemon türünün venomları (zehirleri), iki ayrı kolon kanseri hücre hattı üzerinde test edildiğini belirten Killi , 'Araştırma sonucunda, denizanası ve anemon venomlarının kanser hücreleri üzerinde öldürücü etki gösterdiği tespit edildi. Aynı zamanda sağlıklı kolon hücrelerinde ise bu etkinin oldukça düşük seviyede kaldığı belirlendi.' dedi.

Elde edilen sonuçların bilimsel açıdan oldukça önemli ve istenen nitelikte olduğunu vurgulayan Killi, çalışmanın dünyada ilk kez iki farklı kolon kanseri hücre hattında üç farklı türün venomlarının birlikte incelendiği araştırma olma özelliği taşıdığını söyledi.

Araştırmanın özgün yönlerinden birinin ise 'göçmen denizanası' olarak bilinen Rhopilema nomadica türü üzerine yapılan çalışma olduğunu ifade eden Killi, bu türün Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e giriş yaptığını belirtti.

Türkiye sularında yayılım gösteren bu türün, ülkedeki en zehirli ikinci denizanası olarak öne çıktığını kaydeden Killi, bu canlıya ait venomun kolon kanseri hücreleri üzerindeki öldürücü etkisinin ortaya konulduğunu ve ekonomik değeri olmayan ve insanlara temas ettiğinde şiddetli yakıcı olan bu canlının farklı kullanım alanları açısından da önemli potansiyel taşıdığını dile getirdi.

Buhara'da 'Özbekistan-Türkiye 4. Rektörler Forumu' başladı
Buhara'da 'Özbekistan-Türkiye 4. Rektörler Forumu' başladı
İçeriği Görüntüle

Killi, proje sonuçlarının da dünya genelinde kabul gören prestijli bir bilimsel dergide yayımlandığını ve bundan büyük gurur duyduklarını kaydetti.

-'Kanser ilaçlarındaki en büyük sorun, ilacın kanser hücresini öldürürken sağlıklı hücreleri de yıpratması'

Doç. Dr. Esin Sakallı Çetin ise kanser ilaçlarındaki en büyük sorunun ilacın kanser hücresini öldürürken sağlıklı hücreleri de yıpratması olduğunu kaydetti.

Deniz canlılarının zehirlerini kanserli hücrelere uyguladıklarında zehrin seçici davrandığını gördüklerine işaret eden Çetin, 'Yani kanserli hücreleri hızla yok ederken sağlıklı kolon hücrelerine minimum düzeyde zarar verdi. Bu çalışmayla ekosisteme ve insana zarar verdiği düşünülen, ekonomik hiçbir değeri olmayan bu canlıları tıp dünyası için değerli bir ham maddeye dönüştürmeyi amaçladık.' diye konuştu.

Çetin, hücre biyolojisi düzeyinde yaptıkları analizlerde, zehrin kanser hücresinin intihar mekanizmasını, yani apoptoz dedikleri programlı hücre ölümünü tetiklediğini belirlediklerini anlatarak, şöyle konuştu:

'Bu zehir, kanser hücrelerinin içine girerek onların enerji santralleri olan mitokondrileri bozuyor, hücre içi stresi artırıyor ve kanser hücresine tabiri caizse kendi kendini yok etme emri veriyor. Üstelik bunu yaparken yanındaki sağlıklı komşu hücrelere dokunmamaya özen gösteriyor. Ülkemizin deniz kaynaklarının sadece turizm ve balıkçılık için değil, tıp ve eczacılık açısından da ne kadar büyük bir hazine olduğunu göstermekten gurur duyuyoruz.'

Çetin, çalışmalarında kendilerine destek olan ve emek verenlere teşekkür etti.

Kaynak: AA