GENEL

Cenevre'de '1915 Olaylarına İlişkin İddialar ve Hakikatler' başlıklı konferans düzenlendi

CENEVRE (AA) - Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosluğu'nda, '1915 Olaylarına İlişkin İddialar ve Hakikatler' başlıklı konferans düzenlendi.

Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere, bazı kanaat önderlerinin yanı sıra ağırlıklı olarak Cenevre ve civarında öğrenim gören üniversite öğrencilerinin katıldığı konferansta, 1915 olaylarına ve bu konudaki asılsız iddialara ilişkin sunum yaptı.

Güldere, görev bölgesindeki Türk toplumunun sık sık 1915 olaylarıyla ilgili sözde soykırım olduğu iddialarıyla karşı karşıya kaldığını ve bu iddiaları cevapsız bırakmamanın pek çok bakımdan önem taşıdığını belirterek, bu konferansı başta öğrenciler olmak üzere Türk toplumunu konu hakkında bilgilendirme amacıyla düzenlediğini söyledi.

Osmanlı Devleti'nin son dönemi, 1. Dünya Savaşı ve sonrasında yaşananlara ilişkin tarihsel bilgilere değinen Güldere, 1915'te yaşananlarla ilgili bazı malum çevrelerin bu olayları soykırım olarak öne sürdüğünü ifade etti.

Güldere, iddia sahiplerinin bunu kanıtlamakla yükümlü olduğunu vurgulayarak, iddialara dayanak olarak öne sürülen başlıca unsurları tek tek çürüttü. 1915'te soykırım yaşandığına dair hiçbir kanıt olmadığını dile getiren Güldere, ortada kanıt yokken en ağır suçla yaftalanmayı asla kabul etmemek gerektiğinin altını çizdi.

Osmanlı döneminde 1850'den itibaren 29 Ermeni'nin paşa ve 22'sinin bakan olduğunu hatırlatan Güldere, devletin birçok kademesinde görev alan Ermeni olduğunu ve bu konuda ayrımcılık yaşanmadığını belirtti.

-⁠ ⁠'Osmanlı'nın Ermenileri sadece ve sadece Ermeni oldukları için hedef aldığına dair bir tek belge yok'

Güldere, ''Soykırım yapmadık, gelin tartışalım dediğimizde' tartışamazlar çünkü tartışırlarsa yenilecekler. Çünkü mesnetsiz iddiada bulunuyorlar. Osmanlı'da da o döneme ait ve Ermeni tehcirine ait çok belge var. Ancak imha amacı güdüldüğüne dair bir tane dahi belge yok. Biz de gayet iyi niyetli olarak diyoruz; 'gelin belgelere bakalım. Siz arşivinizi açın, biz arşivimizi açalım'. Yine açmıyorlar, kaçıyorlar.' diye konuştu.

Soykırım suçunun 1948'te kabul edilen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde düzenlendiğini anımsatan ve bu tanımın nasıl geliştirildiğini izah eden Güldere, şöyle devam etti:

'Nazilerin soykırım için fikri ve fiili hazırlıklar yaptığına dair pek çok belge ve delil varken, Osmanlı'nın Ermenileri sadece ve sadece Ermeni oldukları için hedef aldığına dair bir tek belge yok. Bilakis tehcirin düzgün şekilde nasıl yapılacağına dair belgeler var. Tehciri doğru düzgün yönetemeyen, tehcir kapsamında yer değiştirmekte olan Ermenilere vaki bazı saldırıları engelleyemeyen bu noktada kusurlu bulunan sorumluların cezalandırılması söz konusu.'

Konunun esas itibarıyla hukuki olduğuna işaret eden Güldere, başta Perinçek-İsviçre Davası olmak üzere çeşitli mahkeme kararlarından da örnekler vererek, bunların tamamında mahkemelerin 1915 olaylarının soykırım olarak tanınmadığına vurgu yaptı.

- ⁠'Geçmişin acılarından ders çıkartmak çok önemli'

1915 olayları ve Holokost arasındaki farklılıklara dikkati çekerek, ikisi arasında asla paralellik çizilemeyeceğini vurgulayan Güldere, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da 24 Nisan'da 1915 Olaylarına ilişkin yapıcı ve her bir kelimesi özenle seçilmiş mesajlar yayımladığını hatırlattı.

Güldere, şunları kaydetti:

'(Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajları) Bu mesajların, 'meseleyi karşılıklı konuşmak ve bir hal yoluna kavuşturmaya davet' boyutu var. Geçmişin acılarından ders çıkartmak çok önemli. Ancak geçmişin acılarını sürekli canlı tutarak hele hele bunlara gerçek dışı boyutlar ekleyerek bir gelecek inşa edemezsiniz. Sadece ilave acılar inşa edersiniz, terör yaparsınız. 30 tane meslektaşım Ermeni terörüne kurban gitti. Bu haksız iddialara pabuç bırakmayalım, direnelim, doğruları savunalım. Bunları ecdadımıza karşı olduğu kadar gelecek nesillere de borçluyuz. Çünkü biz bu iddialara karşı doğruları savunduğumuzda bizden sonra gelenler daha rahat edebilecektir.'