İSTANBUL (AA) - ALİ CEVAHİR AKTÜRK - İlkokula başladığında bir tür öğrenme bozukluğu olan disleksi tanısı konulan, bu rahatsızlığını bol bol kitap okuyarak yenmeyi başaran ve 13 yaşında ilk romanını yazan Elif Duru Koçal, lise eğitimi sırasında Fransızca öğrenerek, kaleme aldığı 'Ay Bizi Terk Etmeden' isimli öykü kitabının çevirisini yapmaya başladı.
Henüz 7 yaşındayken disleksi tanısı konulan ve sürekli kitap okuyarak rahatsızlığını yenmeyi başaran Elif Duru Koçal, 13 yaşında yazdığı ilk romanının ardından azimle çalışmaya devam etti.
Polisiye-fantastik türünde yazdığı ilk romanın ardından hayali olan Fransız edebiyatına yönelen Koçal, İstanbul'daki bir Fransız lisesini kazandı.
Okul hayatına başladığı ilk dönemde kendisine konulan tanıdan dolayı zorlanan Koçal, pes etmeden derslerine çalışarak, sınıfındaki arkadaşlarına yetişmeyi başardı.
Şu an lise son sınıfta olan Koçal, lise döneminde yazdığı öykülerini de 'Ay Bizi Terk Etmeden' adlı öykü kitabında topladı. Koçal, kitabının Fransızca çevirisini de yapmaya başladı.
Hayallerinin peşinden koşmayı bırakmayan Koçal, çalışmalarının meyvesini Fransa'da bulunan Sorbonne Üniversitesinden kabul görerek aldı.
- 'Eserleri ana dilinde okumak istiyordum'
Kitap yazma serüvenini AA muhabirine anlatan Koçal, birkaç ay önce, lise hayatı boyunca yazdığı tüm öykülerin yer aldığı ikinci kitabının yayımlandığını söyledi.
İlk kitabını yazdığı dönemde ortaokul son sınıfta olduğunu belirten Koçal, 'Bir lise seçimi yapmam gerekiyordu. Ben Fransızca öğrenmek istediğimi biliyordum. Çünkü o dönem çok fazla okuyordum, yazıyordum. Edebiyata ilgim olduğunu zaten biliyordum. Ama o dönem özellikle Fransız edebiyatıyla ilgileniyordum. Eserleri ana dilinde okumak istiyordum.' diye konuştu.
Koçal, bu motivasyonun kendisinin geçmiş 5 senesini belirlediğini anlattı.
Fransız lisesine gittiğinde Fransızca öğrenmeye başladığı sırada kendisini çok geride hissettiğini ifade eden Koçal, bunun sebebinin de küçük yaşta konulan disleksi tanısından olduğunu düşündüğünü dile getirdi.
Koçal, 'Çünkü Fransızca okunduğu gibi yazılan bir dil değil. Daha önce hiç aşina olmadığım bir dil. Gerçekten 'merhaba' demeyi bile okula girdikten sonra öğrendim. O yüzden ilk 2 sene ana derslerimi de Fransızca almaya başlayınca çok zorlandım. Doğru bir karar mı diye kendimi çok sorguladım. Hatta 'Fransızca kitap okuyabilecek miyim?' diye oturup düşündüm.' ifadelerini kullandı.
10. sınıfa geçtiğinde yavaş yavaş Fransızca konuşmaya başladığını anlatan Koçal, derslerini de anlamaya başladığını, 11. sınıfa geldiğinde ise artık oturup çalışması gerektiğini fark ettiğini belirtti.
Koçal, sadece derslerine çalışmanın, kelimeleri okuyup ezberlemenin yetmediğini, gerçekten bir şeyler okuyup yazmaya çalışması gerektiğini anladığını söyleyerek, şöyle devam etti:
'Zaten dil sınavlarım da vardı ve oturup çalışmaya başladım. Her gün eve gelip, Fransızca anlamasam da 1 sayfa okuyup, 1 sayfa yazmaya çalışıyordum. Öykü yazmaya çalıştığım da oldu, sonuçlarının çok başarılı olduğunu düşünmesem de. Ya da herhangi bir makale tarzı klasik derslerde olduğu gibi yazılar da yazıyordum. Aynı zamanda Türkçe olarak da yazıyordum. Zaten o beni kendimi güvende hissettiren ve yapmaya devam ettiğim şeydi.'
Bu dönemde okulun dergisinde de yazılarının yayımlandığını ve her şeyin iyi gittiğini dile getiren Koçal, 11. sınıfın sonuna doğru artık Fransızcayı rahat konuşmaya başladığını, öğretmenleriyle hiç gerilmeden konuşabildiğini, hatta ana dili Fransızca olan biriyle de gerilmeden konuşabildiğini fark ettiğini söyledi.
- 'Öykülerimi Fransızcaya çevirebilmek ve okuyabilmek beni çok mutlu ediyor'
Koçal, artık kendi öykülerini çevirmeyi denemeye başladığını, bunun yanında ilk yazdığı romanı çevirmeyi denediğini belirterek, şunları kaydetti:
'Ama sonra vazgeçtim. Çünkü ailemle görüştüm. Teyzemin bir projesi vardı. Benim öykülerimi İngilizceye çevirmek istediğini söyledi. Bana dedi ki 'Sen de Fransızcaya çevir. Biz böyle bir proje yapalım.' O dönemde yazdığım birçok öykü birikmişti. Özellikle yeni nesil Türk öykücülerinden etkilenmeye başlamıştım. Aynı şekilde yurt dışındaki akımları da takip ediyordum. Bu dönemde yazdığım 2-3 öykümü oturup çevirdim.'
Öykülerinin çevirisinin bitmesiyle alakalı yardım da aldığını anlatan Koçal, profesyonel bir gözle de bakılması gerektiğini, bu öykü kitabını Türkçe derlediğini, İngilizce çevirisinin bittiğini ve son okumasının yapıldığını, Fransızca son okumasını da kendisinin yapacağını ifade etti.
Elif Duru Koçal, 'Şu an istediğim herhangi bir Fransızca romanı alıp, okuyup, anlayıp hatta sevdiğim yerlerin altını çizebiliyorum. Çok mutlu hissediyorum. Kendi romanımın da bir kısmını çevirmiş olmak, kendi öykülerimi çeviriyor olmak ve öykülerimi Fransızca okuyabilmek beni çok mutlu ediyor.' dedi.