RAMALLAH (AA) - Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Ürdün Kralı 2. Abdullah, İsrail'in uygulamalarının, 'Filistin devlet kurumlarını zayıflatmayı, iki devletli çözümü ortadan kaldırmayı ve işgali pekiştirmeyi' amaçladığı değerlendirmesinde bulundu.
Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan habere göre, Abbas ile 2. Abdullah, Filistin topraklarında yaşanan son gelişmeler ile ortak önemi haiz bölgesel ve uluslararası konuları görüşmek üzere Ürdün'ün başkenti Amman'da bir araya geldi.
İki lider, İsrail güvenlik kabinesi tarafından onaylanan, Batı Şeria'nın ilhakının önünü açacak, yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesi, El Halil ve Harem-i İbrahim Camisine müdahaleyi hedefleyen kararları şiddetle kınadı.
İsrail'in bu uygulamalarının 'uluslararası hukuk ve meşru uluslararası kararları açıkça ihlal ettiği; Filistin devlet kurumlarını zayıflatmayı, iki devletli çözümü ortadan kaldırmayı, yerleşimlerin meşrulaştırılması ve toprakların gaspıyla işgali pekiştirmeyi amaçladığını' vurgulayan Abbas ile 2. Abdullah, bu durumun uluslararası hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri'yle çeliştiğini kaydetti.
Filistin Devlet Başkanı Abbas, Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanların hedef alınması ve Ramazan ayının yaklaşmasıyla İsrail'in bu kararlarının bölgedeki güvenlik ve istikrar üzerindeki tehlikeleri konusunda uyarıda bulundu.
Bu kararların tehlikesine karşı 'Filistin ve Ürdün'ün ortak hareket etmesinin önemine' işaret eden Abbas, Ürdün'ün Haşimi vesayetine göre kutsal mekanların korunmasındaki büyük rolüne' dikkati çekti.
Abbas ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'a geçen eylül ayında New York'ta Arap ve İslam ülkeleri liderleriyle görüşerek açıkladığı plan çerçevesinde 'zorla göç ve ilhakın durdurulması'na ilişkin taahhütlerini yeniden teyit etmesi çağrısında bulundu.
Filistin Devlet Başkanı, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni konuya ilişkin acil toplantılar düzenlemeye çağırdı.
İsrail'in anlaşmaları geçersiz kılmak, uluslararası meşruiyet ve uluslararası hukuku inkar etmek, durumu yatıştırmaya, bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlıktan korumaya çalışan uluslararası çabaları sabote etmek için çalıştığına işaret eden Abbas, Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası toplumun İsrail'in zorla göç, ilhak ve işgalci yayılmacılığına karşı harekete geçmesinin önemini vurguladı.
Abbas, ayrıca Gazze'deki saldırıları durdurmak için Trump'ın planının ikinci aşamasının uygulanmaya başlanmasının gerektiğini yineledi.
Doğu Kudüs dahil Batı Şeria ile Gazze Şeridi'ndeki Filistin topraklarının bir bütün oluşturduğunu teyit eden Abbas, Gazze'nin hiçbir bölümüne dokunulmaması, İsrail'in bölgeden tamamen çekilmesi, tek devlet, tek hukuk ve tek meşru ordu ilkesi doğrultusunda Hamas'ın silahlarını teslim etmesi gerektiğini vurguladı.
- İsrail güvenlik kabinesi, Batı Şeria'nın ilhakının önünü açacak bir dizi kararı onayladı
1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması'na göre Batı Şeria, tamamen Filistin yönetimindeki 'A Bölgesi', Filistin sivil idaresi ve İsrail güvenlik kontrolündeki 'B Bölgesi' ile tamamen İsrail kontrolündeki 'C Bölgesi' olmak üzere üçe ayrılıyor. 'C Bölgesi', Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61'ini kapsıyor.
İsrail güvenlik kabinesinin, 8 Şubat'ta, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin yönetiminin kontrolündeki bölgelerde İsrail'in 'denetim ve kontrol faaliyetlerini' artıran bir dizi kararı onayladığı belirtilmişti.
İsrail basınında yer alan haberlere göre bazı kararlar, El Halil'deki mevcut düzenlemeleri de etkiliyor.
Buna göre, Harem-i İbrahim Camisi ve çevresindeki planlama ile inşaat yetkilerinin, 1997 El Halil Anlaşması'na aykırı şekilde belediyeden alınarak İsrail Sivil İdaresine bağlı kurumlara devredilmesi kararlaştırıldı.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'yı işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ederken İsrail'in Yahudi yerleşim faaliyetleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı sayılıyor.





