İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Afrika üzerine çalışmalar yürüten uzmanlar, Paris yönetiminin rotasını Kenya ve Doğu Afrika'ya çevirdiğini belirterek, 'Sahel'den Nairobi'ye' uzanan bu yeni dönemde güvenlik merkezli politikaların yerini diplomasi, yatırım ve stratejik ortaklık odaklı bir yaklaşımın aldığını ifade etti.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinden Doç. Dr. Mürsel Bayram, AA muhabirine, Fransa'nın Kenya gibi istikrarlı bir Anglofon ülkeyle geliştirdiği ortaklığın önemli olduğunu ancak bunun tamamen 'stratejik eksen kayması' olarak yorumlanmaması gerektiğini ifade etti.

Fransa'nın Sahel'den gönüllü çekilmediğini, çıkarıldığını söyleyen Bayram, Paris yönetiminin Doğu Afrika'ya yöneliminin proaktif bir stratejiden çok zorunlu bir adaptasyon süreci görüntüsü verdiğini kaydetti.

Fransa'nın Doğu Afrika'daki ekonomik etkisinin halen sınırlı olduğuna dikkati çeken Bayram, bölgede İngiltere, Çin ve Türkiye gibi aktörlerin daha derin ilişkilere sahip olduğunu belirtti.

Bayram, Kenya'nın Batılı ülkeler açısından giderek daha önemli bir ortak haline geldiğini vurgulayarak, ülkenin siyasal istikrarı, Anglofon yapısı ve bölgesel ekonomik ağırlığıyla öne çıktığını söyledi.

'Seçimler zaman zaman tartışmalı geçse de Kenya'nın siyasal sistemi yatırımcılar açısından öngörülebilir bir zemin sunuyor.' diyen Bayram, Nairobi'nin fiilen Doğu Afrika'nın ekonomik başkenti konumunda bulunduğunu dile getirdi.

Kenya'nın jeopolitik konumunun da Batılı aktörler açısından önem taşıdığını belirten Bayram, ülkenin Hint Okyanusu kıyısında bulunması ve Çin'in Deniz İpek Yolu güzergahına yakınlığı nedeniyle güvenlik ve lojistik bakımından değerli görüldüğünü ifade etti.

Doç. Dr. Bayram, Sudan, Somali ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki krizlerin de Kenya'yı Batılı ülkeler açısından stratejik ortak haline getirdiğini kaydederek, Nairobi yönetiminin özellikle Somali operasyonlarında lojistik merkez ve istihbarat ortağı olarak öne çıktığını söyledi.

Hint Okyanusu'nun küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Bayram, 'Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 35'i bu okyanus üzerinden geçiyor. Mombasa Limanı da Doğu Afrika'nın en işlek limanlarından biri.' dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Kenya'ya verdiği önemin sembolik olmadığına işaret eden Bayram, Reunion ve Mayotte üsleri dikkate alındığında Paris yönetiminin Hint Okyanusu denkleminde kendisine yeni bir alan açmaya çalıştığının görüldüğünü ifade etti.

Batı'nın Kenya'daki artan güvenlik varlığının uzun vadede toplumsal tepkiye yol açabileceğini aktaran Bayram, IMF programlarına yönelik öfkenin 2024'te protestolara neden olduğunu hatırlattı.

Bayram, 'Kenya'da eğer Batılı aktörler vaatlerini karşılamazsa, borç yükü artmaya devam ederse ve genç işsizliği kronikleşirse Batı varlığı genel bir öfkenin hedefi haline gelebilir.' değerlendirmesinde bulundu.

Fransa'nın sömürge dönemi sonrası Afrika ile kurduğu ilişkileri ifade etmek için kullanılan 'Françafrique'ye atıfta bulunan Bayram, bu modelin meşruiyetinin ciddi biçimde aşındığını ve Fransa'nın Sahel'deki askeri modelinin çöktüğünü belirtti.

Bayram, buna rağmen Fransız dışişleri bürokrasisi, enerji şirketleri ve savunma sanayisinin Afrika'daki etkisinin sürdüğünü dile getirdi.

Macron'un 2017'de Burkina Faso'nun başkenti Vagadugu'daki bir üniversitede yaptığı ve ülkesinin Afrika ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açmak istediğine işaret ettiği konuşmasına atıfta bulunan Bayram, 'Macron'un Vagadugu konuşması ve eşit ortaklık söylemi önemli ancak söylem değişse de yapı yeniden üretilebilir.' diye konuştu.

Bayram, Fransa'nın Afrika'da gerçekten yeni bir ortaklık modeli kurup kurmadığının tartışmalı olduğunu söyledi.

- 'Fransa'nın uzun yıllar Afrika'nın jandarması rolünü üstlendi'

Milli Savunma Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Yiğit de Fransa'nın Afrika politikasının temelinde yeni sömürgeci yaklaşımının olduğunu belirtti.

Yiğit, Françafrique modelinin siyasi, ekonomik ve kültürel nüfuz mekanizmaları üzerinden işlediğini ifade ederek, 'Fransa uzun yıllar Afrika'nın jandarması rolünü üstlendi ve çıkarları tehlikeye girdiğinde müdahaleci bir tutum sergiledi.' dedi.

2020'lerde yaşanan darbe dalgasının Frankofon Afrika toplumlarında biriken rahatsızlığı görünür hale getirdiğini kaydeden Yiğit, bu sürecin Fransa'nın özellikle Sahel ülkeleriyle ciddi kopuş yaşamasına neden olduğunu söyledi.

İnfaz koruma memuru 25 yıllık sigara bağımlılığını tedaviyle yendi
İnfaz koruma memuru 25 yıllık sigara bağımlılığını tedaviyle yendi
İçeriği Görüntüle

Fransa'nın müdahaleci politikalarının Afrika ile ilişkileri son dönemde yıpratan en önemli unsurlardan biri olduğuna işaret eden Yiğit, 'Fransa'nın Afrika politikasına tarihsel olarak bakıldığında, temel meselenin Paris'in yeni sömürgeci bir aktör olarak hareket etmesidir. Klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe geçiş sürecinde Frankofon Afrika ülkeleriyle kurulan ilişkiler, imzalanan anlaşmalar ve elde edilen imtiyazlar üzerinden şekillenen bir yapı ortaya çıkmıştır.' değerlendirmesinde bulundu.

Yiğit, Fransa'nın bir yandan geleneksel nüfuz alanı dışında kalan ülkelerle daha eşit ilişkiler kurmaya çalıştığını, diğer yandan kendisinden uzaklaşan Afrika ülkelerinin pozisyonunu zayıflatmaya yönelik adımlar attığını belirtti.

Bu kapsamda Nairobi'de düzenlenen Africa Forward Zirvesi'ne işaret eden Yiğit, 'Bu zirvenin Fransa-Afrika zirveleri tarihinde ilk kez Frankofon olmayan bir ülkede yapılması sembolik bir kırılmaya işaret ediyor.' ifadelerini kullandı.

- 'Kalkınma diplomasisi üzerinden nüfuz kurma çabası'

Fas Uluslararası Rabat Üniversitesi Küresel Çalışmalar Merkezi Afrika Araştırmacısı Göktuğ Çalışkan da Fransa'nın Afrika politikasındaki değişimin keskin bir kopuştan çok zorunlu bir yeniden konumlanma olduğunu söyledi.

Sahel'deki darbeler ve Fransız karşıtı protestolar sonrası Paris yönetiminin Frankofon Batı Afrika üzerinden etkisini sürdüremediğini belirten Çalışkan, Fransa'nın bu boşluğu İngilizce konuşulan, görece istikrarlı Doğu Afrika ülkeleriyle doldurmaya çalıştığını ifade etti.

Çalışkan, Nairobi'deki zirve ile savunma ve yatırım anlaşmalarının bu yönelimin sembolü olduğunu anlatarak, 'Bu durum yeni bir sayfa açmaktan çok, kaybedilen etkinin farklı bir coğrafyada telafi edilmesi anlamına geliyor.' dedi.

Kenya'nın Batı açısından 'güvenilir ortak' olarak öne çıktığını söyleyen Çalışkan, Çin'in Kuşak ve Yol girişimi kapsamındaki projelerle ülkenin lojistik merkez haline geldiğini, Batılı ülkelerin de bu nedenle bölgede yeniden konumlanmaya çalıştığını ifade etti.

Fransa'nın söylem düzeyinde 'eşit ortaklık ve yatırım odaklı ilişki' vurgusu yaptığını aktaran Çalışkan, sahada ise savunma, enerji, lojistik ve dijital sektörlerde uzun vadeli nüfuz oluşturma arayışının sürdüğünü kaydetti.

Çalışkan, 'Fransa dili ve vitrinini yenilese de güç asimetrisinin merkezde olduğu eski ilişkiden tamamen kopmuş değil. Bugün anlatılan hikaye artık sadece güvenlik değil, kalkınma diplomasisi üzerinden nüfuz kurma çabası.' diye konuştu.

Kaynak: AA