İSTANBUL (AA) - EMRAH OKTAY - Galatasaray Kulübü Genel Sekreteri Eray Yazgan, Trendyol Süper Lig yayın geliri dağılımındaki şampiyonluk payının kaldırılmasıyla ilgili Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kuruluna başvuracaklarını söyledi.
Eray Yazgan, TFF Yönetim Kurulunun yayın gelirleri dağıtımında Süper Lig'de şampiyonluk yaşamış takımlara verdiği payı kaldırarak bu miktarı 18 kulübe eşit dağıtma kararıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
TFF'nin aldığı bir yönetim kurulu kararıyla 2026-2027 sezonundan itibaren naklen yayın gelirinde yeni bir dağıtım şeması belirlediğini dile getiren Yazgan, 'TFF, seçimle gelen bir kurum. Orada seçmenler var. Kendilerince bu işi yönetmeye çalışıyorlar. Anadolu kulüplerine avantaj sağlamaya yönelik gayretleri var.' dedi.
Bazı kulüplerin uzun zamandır bu değişikliğin yapılmasını istediğini hatırlatan Yazgan, 'TFF Yönetim Kurulu, birtakım kulüplerin şerhine rağmen karar aldı. Konuyla ilgili tahkim kuruluna gideceğiz. Burada kazanılmış hak var. Elde ettiğimiz 25 şampiyonluktan dolayı hakkımız var. Bu gelirlerin devamı için tahkime başvurumuz olacak. Eminim Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor'un da başvurusu olacaktır.' diye konuştu.
- 'Bu sene Türkiye'de tahmini 7,9 milyar lira yayın geliri var'
Şampiyonluk priminin genel yayın gelirinde yüzde 11'den düşük olduğunu aktaran Yazgan, Süper Lig'deki yayın gelirinin dağıtımıyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
'Şampiyonluk priminin kaldırılmasının yanlış olduğunu söylediğimizde, 'Biz, Avrupa'dan örnek alıyoruz.' diyorlar. O halde Öncelikle durumu tam olarak ortaya koymak lazım; Bu sene Türkiye'de tahmini 7,9 milyar lira yayın geliri var. Tahmini dememin sebebi, ihalenin yüzde 50'sinin Türk lirası, diğer yüzde 50'sinin avro bazında olmasından kaynaklı. Dövizi de ortalama 51 liradan aldığımız vakit gelir 7,9 milyar liraya, Bu da 150-155 milyon avroya denk geliyor. Aslında, 'Yüzde 11'lik pay kaldırıldı.' deniyor ama ortada yanlış bir hesap var. TFF, 7,9 milyar liranın sadece 5,7 milyar lirasını Süper Lig kulüplerine dağıtıyor. Federasyon, geri kalan yüzde 28'ini kendine alıyor. Bunun muhtemelen yüzde 10'luk kısmını alt lige veriyorlar. Geri kalanı TFF kullanıyor. Avrupa'da böyle bir durum yok. Süper Lig'in payı olan 5,7 milyar liranın yüzde 37'sini (2,1 milyar lira) 18 kulübe eşit olarak dağıtıyor. Kulüp başına yaklaşık 115 milyon liraya denk geliyor. Bahsettiğimiz yüzde 72'nin yüzde 11'ini de şampiyonlara veriliyor. Galatasaray'a 25 şampiyonluktan 225 milyon lira geliyor. Daha sonra 2 farklı performansa göre para veriliyor. Biri alınan galibiyete yaklaşık 8 milyon lira, beraberliğe yaklaşık 4 milyon lira ödeniyor. Türkiye'de galibiyete verilen 8 milyon lira, bazı kulüplerin deplasman masraflarına dahi yetişemiyor. Evinde galibiyet bile alsa stadının giderlerini karşılamıyor. Avrupa'yla bu anlamda uçurum çok büyük. Ayrıca sezon sonunda da ilk 6'ya ödül dağıtılıyor. Şampiyon olursanız 110 milyon lira kadar para veriliyor. Sıralamaya göre değişen rakamlar ödeniyor. Bu da Süper Lig kulüplerin payına düşen miktarın yüzde 6'sına tekabül ediyor.'
Sarı-kırmızılı kulübün genel sekreteri, TFF'nin şampiyonluk priminin Galatasaray'a etkisine değinerek, 'Bu karar içinde bulunduğumuz sezon uygulansaydı Galatasaray'ın yaklaşık 192 milyon lira para kaybı olacaktı. Önümüzdeki sezon için hesapladığımızda enflasyona göre artırıldığında 260-280 milyon lira civarında bir gelir kaybımız olacak. Benzer kayıplar Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Başakşehir için de oluşacaktır.' şeklinde görüş belirtti.
- Avrupa'da yayın geliri dağılımı
Eray Yazgan, Avrupa'nın önde gelen liglerinde yayın gelirinin dağıtımıyla ilgili örnekler verdi.
Birçok ülkede geçmiş başarılara prim verildiğine değinen Yazgan, 'Avrupa'da da bir takım kriterler konulmuş. Almanya ve İspanya'da yayın gelirinin yüzde 50'si Bundesliga ve La Liga takımlarına eşit olarak dağıtılıyor. İspanya'da naklen yayın gelirinin yüzde 90'ını La Liga'ya, yüzde 10'unu da bir alt lig takımlarına veriliyor. Orada federasyon payı yok. Gelen paranın tamamı takımlara dağıtılıyor. İspanya'da eşit olarak dağıtılan yüzde 50'nin ardından yüzde 25'ini performansa göre, diğer yüzde 25'ini ise takımların bilet satış sayılarına veya izlenme oranlarına göre ve hatta katıldıkları sosyal faaliyetlere göre dağıtıyor. Çok karşılığı olan takımın geliri korunurken taraftarın ilgisini çekmeyen kulüplerin payı düşük seviyede tutulmuş. Fransa'da da benzer bir uygulama var. Yüzde 50 eşit, yüzde 30 performansa, yüzde 20'sini ise sert çizgileri olan marka bilinirliğine veriyor. İtalya'da ise bizdekine benzer şekilde son 5 yıldaki başarılar, son 5 sene hariç alınan şampiyonluklara göre pay ediliyor.' değerlendirmesinde bulundu.
- 'Adaletsizlik var'
Yazgan, TFF'nin Süper Lig'in isim hakkı için Trendyol'dan alınan yaklaşık 1,5 milyar liranın tamamını kulüplere vermesi gerektiğini söyledi.
Sponsorluk gelirlerinin sadece yüzde 61'inin kulüplere dağıtıldığının altını çizen Yazgan, 'TFF, sadece naklen yayınlarda dağılım yapmıyor. Süper Lig'in isim sponsoru Trendyol, yaklaşık 1,5 milyar lira para ödüyor. Nesine'den de sponsorluk alıyor. Ligin ismi, Trendyol Süper Lig. Kullanılan mecralar Süper Lig takımlarının saha kenarları, basın panoları, oyuncularımızla çekilen reklamlar. Toplamda 1,7 milyar liranın sadece yüzde 61'ini Süper Lig takımlarına dağıtılıyor. Geri kalan yüzde 39'u TFF'de kalıyor. Eminiz bu para Türk futbolunun gelişimi için kullanılıyor ama burada bir yanlışlık var.' açıklamasını yaptı.
- 'Ne yazık ki yayın gelirlerinde çok gerideyiz'
Sarı-kırmızılı kulübün yöneticisi, Süper Lig'in naklen yayın gelirlerinde Avrupa'nın oldukça gerisinde olduğunu dile getirdi.
Avrupa'daki liglerden örnekler veren Yazgan, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Türkiye'deki naklen yayın gelirleri 150-155 milyon avro seviyelerinde. Almanya'da bu rakam 1,1 milyar avro, İspanya'da 1,2 milyar avro, Fransa'da ise yaklaşık 580 milyon avro civarında. Şu anda Şampiyonlar Ligi'nde mücadelemiz devam ediyor. Bu organizasyonda puan aldıkça ve tur geçtikçe ciddi gelirler elde ediliyor. Ancak Şampiyonlar Ligi'nde rekabet ettiğimiz takımların ulaştığı gelir seviyelerine bakıldığında onlarla aramızdaki farkın ne kadar büyük olduğu görülüyor. Bayern Münih ile aynı fiyata forma satıyoruz. Taraftarımız arkamızda duruyor ve milyonlarca ürün satın alıyor. Maç günü hasılatlarımız da Bayern Münih ile benzer seviyelerde. Biz Şampiyonlar Ligi kale arkası biletlerini 50 avroya satarken onlar 30 avroya satabiliyor. Buna rağmen ne yazık ki yayın gelirlerinde çok gerideyiz. Avrupa'nın en büyük 20 kulübünün gelirleri açıklandı. Bu kulüplerde yayın gelirlerinin toplam gelir içindeki payı ortalama yüzde 40 civarında. Bizim kendimizi rahatlıkla konumlandırabileceğimiz ikinci ilk 10 kulübe baktığımızda ise yayın gelirlerinin toplam gelirin yaklaşık yüzde 50'sine yaklaştığını görüyoruz. Geçen sezon toplamda 350 milyon avronun üzerinde gelir elde ettik. Şampiyon olduk, maçların büyük bölümünü kazandık, Ziraat Türkiye Kupası'nı kazandık. Tüm bunları üst üste koyduğunuzda Türkiye'den elde ettiğimiz yayın geliri yaklaşık 12 milyon avro. Avrupa'dan gelen yayın geliri olmasa tablo çok daha dramatik olur.'
- 'Umarım Türkiye, hak ettiği yayın gelirine ulaşır'
Eray Yazgan, Süper Lig'in hak ettiği yayın geliri seviyesine ulaşabilmesi için önümüzdeki yıl yapılacak yayın ihalesinin önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.
Mevcut yayın gelirleriyle Avrupa ile rekabet etmenin oldukça zor olduğunu vurgulayan Yazgan, şöyle konuştu:
'Bu durum hem üzücü hem de aynı zamanda önemli bir fırsat. Önümüzde yeni bir yayın ihalesi var. Umarım bütün kulüpler bunun farkına varır ve Türkiye'nin hak ettiği yayın gelirlerine ulaşmasını sağlayacak bir tablo ortaya çıkar. Bazen kendi değerimizi çok kolay küçümsüyoruz. 'Orası Almanya, onların gayrisafi milli hasılası ile Türkiye aynı mı?' deniyor. O zaman 12-13 milyon nüfuslu Belçika'ya bakalım. En üst liglerinde 16 takım var. Futbolu çok iyi bilen insanlar bile bu takımların 8 tanesini saymakta zorlanır. Buna rağmen Belçika'nın naklen yayın gelirleri neredeyse bizim seviyemizde, hatta bazı dönemlerde daha yüksek. Demek ki bu işte bir yerde yanlışlık var. TFF'nin de bunun farkında olduğunu biliyorum. Dileğimiz, önümüzdeki ihalede bu rakamların kat kat artmasıdır. Şu anda UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda Liverpool ile karşılaşıyoruz. İlk maçta kazandık. İnşallah deplasmandaki maçta da başarılı olur ve çeyrek finale yükseliriz. Liverpool'un geçen seneki toplam hasılatı yaklaşık 836 milyon avro. Bunun yaklaşık 320 milyon avrosu sadece yayın gelirlerinden geliyor. Neredeyse bizim tüm kulüp gelirimize yakın bir rakamı sadece yayın gelirinden elde ediyorlar. Bu şartlarda bu kulüplerle rekabet etmek kolay değil. Portekiz ile Türkiye'yi birbirine benzetiyorum. Benfica'nın toplam gelirleri yaklaşık 280 milyon avro civarında. Onların yıllık yayın geliri ise yaklaşık 150 milyon avro seviyesinde. Dolayısıyla bizim de hem yayın gelirlerini artırmamız hem de yeni gelir kapıları bulmamız gerekiyor. Kulüpler yeni gelir üretmek için çalışıyor ama mevcut gelirlerin de artırılması şart. TFF'nin en azından Trendyol'dan aldığı sponsorluk gelirinin tamamını kulüplere dağıtması gerekir. Ya da benim haklarımı satmasın, ben zaten kendim satabilirim. TFF'nin elinde A Milli Takımı gibi çok güçlü bir marka var. A Milli Takım'dan daha değerli sponsorluk potansiyeline sahip bir ürün olabilir mi? TFF'nin gelir üretme konusunda A Milli Takım'a ve Ziraat Türkiye Kupası'na daha fazla odaklanması gerektiğini düşünüyorum.'
Yazgan, geçmişte yayın ihalesinin çok daha yüksek seviyelerde olduğunu hatırlatarak, 'Bundan yaklaşık 8 yıl önce yayın ihalesi 500 milyon avrolara kadar çıkmıştı. Bugün geldiğimiz noktada rakamların ne kadar düştüğü ortada. Dünyada son 10 yılda ilk 20 kulübün gelirleri yüzde 22 artmış. Türkiye'de ise yayın gelirleri neredeyse üçte birinin bile altına düşmüş durumda. Bu işte bir yanlışlık olduğu açık. TFF'nin de bunun farkında olduğunu biliyorum.' şeklinde görüş belirtti.
- 'İki sene önce ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz'
Galatasaray Kulübü Genel Sekreteri Eray Yazgan, Trendyol Süper Lig'de yabancı destekli Video Yardımcı Hakem (VAR) uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Mart ayı sonunda oynanacak milli maçların ardından yabancı destekli VAR sistemi için Kulüpler Birliği Vakfı nezdinde girişim başlattıklarını belirten Yazgan, şu değerlendirmeyi yaptı:
'Bizim için mesele hiçbir zaman yerli ya da yabancı hakem meselesi olmadı. Bizim için iyi ve kötü performanslı hakem ayrımı vardır. Hakemlik sistemine bu gözle bakılması gerekir. İki yıl önce de aynı şeyi söylüyorduk, bugün de aynısını söylüyoruz. Bu konuda milim sapmamız olmadı. Performansı düşük hakemlerimizin yerine yurt dışından, mümkünse Avrupa'nın 5 büyük liginden hakemleri davet edelim. En azından VAR sisteminde görev alsınlar. Elbette VAR'ı tamamen yabancı hakemlere bırakmak gibi bir düşüncemiz yok. Bizim hakemlerimizin gelişiminin de önünü kapatmamak gerekir. Geçen sezon yapılan hatalardan biri buydu. O dönem de aynı uyarıları yaptık. Elinizde 20 VAR hakemi varsa ve bunların 10'unun performansı düşükse, bu isimleri bir süre kenara alıp sistemi yabancı VAR hakemleriyle destekleyebilirsiniz. Ben Türkiye'den Galatasaray'da oynayacak iyi bir sağ bek bulamadığımda Fransa'dan Sacha Boey'i ya da Wilfried Singo'yu transfer ediyorum. Bu, diğer mevkilerde Barış Alper Yılmaz'ın ya da Yunus Akgün'ün oynamayacağı anlamına gelmez. Nitekim başkanımız da Kulüpler Birliği aracılığıyla milli maç arasından sonra yabancı destekli VAR sisteminin devreye girmesi için resmi başvuruda bulundu.'
- 'Halep oradaysa, arşın burada'
Yazgan, Türkiye'de VAR kararlarından en son şikayet edecek kulübün Fenerbahçe olduğunu öne sürdü.
Fenerbahçe'nin de yabancı VAR talebinde bulunduğunu duyduklarını belirten Yazgan, şu ifadeleri kullandı:
Bence Türkiye'de VAR'dan şikayet edecek en son takım Fenerbahçe'dir. Ancak kendilerince bir algı oluşturma çabası içindeler. Size basit bir örnek vereyim: Bu sezon Fenerbahçe maçlarında 14 kez VAR incelemesine gidilmiş. Bu kararların 12'si Fenerbahçe lehine, yalnızca 2'si aleyhine çıkmış. Bu süreçte Fenerbahçe 5 penaltı kazanmış, rakipleri de 4 kırmızı kart görmüş. Diğer kararlar da ofsayt gibi pozisyonlar. Bizim maçlarımıza baktığınızda ise yine 14 kez VAR incelemesi yapılmış. Bunların 9'u lehimize, 5'i aleyhimize sonuçlanmış. Aleyhimize verilen bu kararlarda iki kırmızı kart görmüşüz. Ayrıca Kocaelispor ve Konyaspor maçlarında ofsaytla ilgisi olmayan VAR müdahaleleri nedeniyle toplam 6 puan kaybetmişiz. Ortada oluşturulmaya çalışılan bir illüzyon var. Bunun gerçek olmadığını herkesin bilmesi gerekiyor.'
- 'Algı oyunlarını bıraksınlar, istatistikler ortada'
Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Süper Lig ve Avrupa maçlarında gördüğü kart sayılarını da karşılaştıran Yazgan şöyle konuştu:
'Ben matematiğe ve istatistiğe inanan bir insanım. 'Halep oradaysa, arşın burada' diye güzel bir söz vardır. Bu sezon Süper Lig'de 50 sarı kart görmüşüz. Maç başına ortalama 2 sarı karta denk geliyor. Avrupa'daki 11 maçımızda ise 23 sarı kart gördük. Bu da maç başına yaklaşık 2,1 sarı kart demek. Türkiye ve Avrupa'daki ortalamalarımız neredeyse birebir aynı. Fenerbahçe'ye baktığınızda ise Türkiye'de 25 maçta 55 sarı kart görmüşler. Bu da maç başına 2,2 sarı kart ortalaması yapıyor. Avrupa'da ise 10 maçta 35 sarı kart görmüşler. Yani maç başına 3,5 sarı kart ortalaması var. Arada ciddi bir fark var. Türkiye'de zaman zaman 'Galatasaray Süper Lig'de az kart görüyor, Avrupa'da ise hakemler farklı davranıyor.' gibi yorumlar yapılıyor. Oysa rakamlar ortada. Halep oradaysa, arşın burada. Lütfen insanları birbirine düşüren gereksiz algı oyunlarını bir kenara bırakalım. Gerçekler zaten açık bir şekilde ortada.'