İSTANBUL (AA) - ÖMER FARUK MADANOĞLU / MEHMET KARA - Görme engelli bireyler ile gönüllü koşucuları bir araya getiren 'El Ele Koşu Kuvveti' platformu, spor aracılığıyla dayanışma ve erişilebilirlik konusunda farkındalık oluşturuyor. Platform, birlikte koşma deneyimini mümkün kılan rehberli koşu modeliyle dikkati çekiyor.
Platform kapsamında gönüllü rehberler, görme engelli bireylerle eşleşerek yarışlara ve antrenmanlara birlikte katılıyor. Katılımcılar özel bağ aparatlarıyla senkronize şekilde koşarken, güvenlik ve iletişim ön planda tutuluyor. Bu sayede görme engelli bireyler, bağımsız hareket etme deneyimini spor yoluyla yaşayabiliyor.
'Her adımda eşitlik' mottosuyla hareket eden girişim, yalnızca bir spor etkinliği olmanın ötesine geçerek sosyal kapsayıcılığı güçlendirmeyi hedefliyor.
Platform, sporun birleştirici gücünü kullanarak 'birlikte mümkün' mesajını yaymaya devam ediyor.
Görme engelli sporcular ve onlarla birlikte koşan platform gönüllüleri, AA muhabirine, 'El Ele Koşu Kuvveti' platformunu ve hedeflerini anlattı.
- 'Spor, kendimi keşfetme aracı'
21 yaşındaki psikoloji öğrencisi Çağla Özgür, doğuştan görme engelli olduğunu, sporun tüm branşlarıyla ilgilenmeye çalıştığını söyledi.
Ailesi sayesinde spora yöneldiğini fakat engellilerin spor yapmasının önünde bazı görünmez engellerin olduğunu belirten Özgür, 'Okulda ya da farklı eğitim sistemlerinin içinde sporla nasıl ilişki kurabileceğim hakkında herhangi bir bilgi yoktu. Mesela koşu hakkında ya da paralimpik sporcular hakkında bilgi verilmedi ve eğer ki benim hayatımda sporun yeri olmasaydı ya da kendi keşfim olmasaydı karşılaşamayacaktım. Spor, kendimi keşfetme aracı aslında.' dedi.
Özgür, sporun hayatında her zaman önemli bir yer tuttuğunu anlatarak, özellikle koşuya başladıktan sonra bu alanda kendisini daha fazla geliştirmek istediğini ifade etti.
Sahile yakın yerlerde yaşadıkları için 'şanslı' olduklarını söyleyen Özgür, 'Evet, biz şanslıyız ki sahil var. Sahil olması gerçekten çok önemli. Yani benim başka şehirlerden arkadaşlarım da var. Onlar da 'Nerelerde koşabiliriz?' diye soruyor. Ben de açıkçası net bir cevap veremiyorum. İstanbul'da her ne kadar bazı sorunlar da olsa sitelerde ya da atletizm pistlerinde koşu yapılabilecek alanlar var. Ama başka şehirlerde bu imkanlar yok. O yüzden şehirlerin düzenlenmesi sadece spor için değil, birçok alan için çok önemli.' diye konuştu.
'El Ele Koşu Kuvveti' ile yaklaşık iki yıl önce tanıştığını aktaran Özgür, platform sayesinde birçok görme engelli bireyin güvenli şekilde spor yapabildiğini vurguladı.
Görme engelli bireylerin koşu deneyiminin dışarıdan düşünüldüğü gibi olmadığını belirten Özgür, şunları kaydetti:
'İnsanlar 'ya düşersen' diye soruyor. Evet, düştüğüm de oldu. Mesela yakın zamanda bir yarı maratonda yaşadım ama bu sadece bana özgü değil, tüm koşucular zaman zaman bunu yaşar. Hatta belki de ben daha az yaşıyorum diyebilirim. Kendi duyularım ve yanımdaki arkadaşımın yönlendirmeleriyle birlikte hareket ettiğimde koşarken hiç güvensiz hissetmiyorum. Bu aslında bir uyum meselesi.'
- 'Koşmak bir sağlıklı yaşam biçimi ve özgürlük hissidir'
Gönüllülerle birlikte koşu yapan görme engelli Engin Yılmaz da hem Boğaziçi Üniversitesi'nde engellilikle yaşamak alanında ders verdiğini hem de uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelli Genel Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı'nda (GETEM) çalıştığını söyledi.
Yılmaz, özel bir teknoloji firmasında erişilebilirlik uzmanı olarak görev yaptığını ve bu alandaki tüm çalışmalara destek vermeye çalıştığını kaydetti.
Pandemi döneminde spora aktif şekilde başladığını anlatan Yılmaz, 'O dönem zayıflamaya çalışıyordum. 'Spor da yapalım, koşsak ne güzel olur.' dedim. Zaten koşmayı seven biriydim. Boğaziçi Üniversitesi'nde çalışıyordum, kampüsün tartan pistinde arkadaşlarla koşuyorduk. Başta 400 metre gibi kısa mesafelerle başladım ama sonra 'Neden daha uzun mesafeler olmasın?' dedim. İlk maratonumu 42 yaşımda koştum.' dedi.
Yılmaz, platformun sosyal medya üzerinden spor etkinlikleri organize ettiğini, birçok görme engellinin bu sayede koşmaya, spor yapmaya başladığını vurguladı.
Bu girişimi bir 'gösteri' haline getirmek istemediklerinin altını çizen Yılmaz, 'Biz bunu 'engelli ama koşuyor' gibi bir yere çekmek istemiyoruz. Herkes gibi bizim de spor yapmaya ihtiyacımız var. Hatta hareket etmek herkes için önemli ama görme engelliler için bir tık daha önemli. Çünkü günlük hayatta zaten erişim sorunları var, kaldırımlar düzgün değil. Bu nedenle spor yapmak bizim için hem fiziksel hem de sosyal açıdan daha da kıymetli.' şeklinde konuştu.
Koşunun sadece yarış odaklı olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Koşu sadece yarışmak değildir. Bu bir sağlıklı yaşam biçimi, bir özgürlük hissidir. Biz de bu yapıyı kurarken 'Antrenmanlarda bize eşlik edebilecek insanlar bulabilir miyiz?' diye düşündük. Ama bu bir yardım ilişkisi değil. Koşmayı seven insanların bir araya gelmesi, birlikte spor yapması. Zaten 'El Ele' ismi de buradan geliyor; iki grubun birbirine destek olması, dayanışma içinde olması.'
Erişilebilir spor alanlarının yetersizliğine de değinen Yılmaz, alanların hem sınırlı hem de çoğu zaman pahalı olduğunu belirterek, bu konuda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, İstanbul'da koşu alanlarının da sınırlı olduğuna dikkati çekerek, Caddebostan sahilinin bu açıdan önemli bir örnek olduğunu söyledi. Yılmaz, 'Burası çok özel bir alan çünkü araç trafiğine kapalı, insanlar rahatça koşabiliyor. Ama İstanbul genelinde bu tür alanlar çok fazla değil. İnsanlar başka yerlerde koşarken zaman zaman yola inmek zorunda kalıyor ve bu da risk oluşturuyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Sokağa çıkmanın ve deneyim kazanmanın önemine vurgu yapan Yılmaz, 'Biz hep 'Al bastonunu, çık dışarı.' deriz. Çünkü dışarı çıktığınızda sorunlarla karşılaşırsınız ama aynı zamanda çözümleri de görürsünüz. Denemeden, o yolları yürümekten kaçınarak bu çözümleri keşfetmek mümkün değil.' ifadelerini kullandı.
Yılmaz, şehirlerin tam anlamıyla erişilebilir olmasının zor olduğunu ancak bunun çaba göstermemek için bir gerekçe olmadığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
'Hiçbir zaman her yer tamamen erişilebilir olmayacak. Ama bu çabalamayacağımız anlamına gelmez. Düşebiliriz ama kalkmayı bilmek lazım. Biz de bu hayatın bir parçasıyız ve katkı sunmak istiyoruz. Bunun için herkesin çaba göstermesi gerekiyor.'
- 'Görme engelli koşuculara eşlikçilik yapmak özel bir duygu'
Uzman Psikolojik Danışman Aylin Aydınoğlu da görme engelli koşuculara eşlikçi olarak koştuğunu söyleyerek, 'El Ele Koşu Kuvveti' platformunu sosyal medya paylaşımlarıyla keşfettiğini dile getirdi.
Görme engelli koşuculara eşlikçilik yapmanın özel bir duygu olduğunu anlatan Aydınoğlu, 'Ben kendi adıma söyleyeyim. Onlar daha çok bana eşlik ediyormuş gibi oluyor. Birbirimizi çok kapsayıcı, destek olucu bir koşu antrenmanı gerçekleştiriyoruz.' ifadelerini kullandı.
Aydınoğlu, görme engelli koşucuların dirayetli ve hayata karşı çok pozitif olmalarından etkilendiğini belirterek, duygularıyla tanıklık eden, dirayetli, hayata karşı çok güzel bakış açıları olan insanlar olduklarını kaydetti.




