IĞDIR (AA) - Azerbaycan'da, Ermenilerin 26 Şubat 1992'de yaptığı Hocalı Katliamı'nın kurbanları, Iğdır'da düzenlenen törende anıldı.
Iğdır Üniversitesi Karaağaç Yerleşkesinde düzenlenen törene, Iğdır Valisi Mustafa Fırat Taşolar, Azerbaycan'ın Kars Başkonsolosu Zamin Aliyev, Iğdır Azerbaycan Evi Başkanı Ziya Zakir Acar, Türkiye Azerbaycan Derneği Iğdır Şubesi Başkanı İlteriş Kağan Taşkınsu ile Türkiye ve Azerbaycan'dan ilgililer katıldı.
Türkiye ve Azerbaycan'ın milli marşlarının okunmasıyla başlayan program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle devam etti.
Günün önemine dair şiirlerin de okunduğu programda, Hocalı Katliamı'nı anlatan görsel sunumlar da yapıldı.
Başkonsolos Zamin Aliyev, burada yaptığı konuşmada, 'Ermenistan, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ilk Karabağ Savaşı'nda doğu Zengezur'u, Karabağ'ı işgal etmiş ve Azerbaycan halkına karşı uluslararası suç işlemiştir. 1992 yılının 26 Şubat'ında Hocalı işgal edilirken oradaki silahsız sivil insanları etnik zeminde katletmişlerdir. Hocalı, Azerbaycan tarihinin en kanlı sayfalarındandır.' dedi.
Yapılan katliama dair ayrıntıları anlatan Aliyev, şunları söyledi:
'Elimizde istatistik var. Bu katliamda 613 kişi katledilmiştir. Bunlardan 106'sı kadın, 63'ü çocuk ve 70'i yaşlı insanlardı. 1200 insan rehin alındı, 150'sinin akıbeti belli değil ve 8 aile tamamen yok oldu. 25 çocuk ebeveyninden her ikisini, 130 çocuk ise ebeveynlerden birini kaybetti. 487 kişi ise hem fiziki hem psikolojik işkenceler nedeniyle ömrünün sonuna kadar sakat kaldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2016 yılında bu suçu 'Uluslararası Suç ve İnsanlık Aleyhine Suç' olarak kabul etmiştir.'
Iğdır Azerbaycan Evi Başkanı Ziya Zakir Acar ise, şunları kaydetti:
'Bu yalnız bir anma programı değil hafızayı diri tutma, adalet talebini yükseltme ve insanlık vicdanına seslenme günüdür. 1992 yılının o dondurucu şubat gecesinde kadınlar, yaşlılar, yani silahsız siviller hedef alındı. Uluslararası raporlara yansıyan şekilde masum insanlar hayatını kaybetti. Bu olay yalnızca bir savaş stratejisi değil sivillere yönelmiş sistematik şiddet nedeni ile insanlık hukukunun ve vicdanının ağır bir yarası olarak kayıtlara geçti.'




