Türkiye'nin yanı sıra farklı ülkelerdeki müze ve özel koleksiyonlardan getirilen eserlerin yer aldığı sergi, İstanbul'un dünya kültürüne, sanatına ve günlük yaşamına yaptığı katkıları ele alıyor. Sergi, 9 Mayıs 2027'ye kadar ziyaret edilebilecek.
Serginin küratörlerinden Victoria and Albert Museum Orta Doğu Bölümü Küratörü Tim Stanley, İstanbul'un yalnızca kendi kültürüyle değil, Avrupa'nın geri kalanını etkileyen gelenekleriyle de öne çıktığını söyledi.
Stanley, İstanbul'da 16'ncı yüzyılda kahvehanelerin ortaya çıktığını, Roma döneminden bu yana hamam kültürünün de şehir yaşamında önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Bu geleneklerin bazılarının zaman içinde Avrupa'nın diğer bölgelerinde de benimsendiğini ifade eden Stanley, kahvenin bugün İngiltere'de de en çok tercih edilen içeceklerden biri olduğuna dikkati çekti.
Peştamalın İngilizcede “Turkish towel” olarak bilindiğini hatırlatan Stanley, sergide İstanbul'un günlük yaşamına ve bu yaşamın Avrupa üzerindeki etkilerine de yer verdiklerini anlattı.
Bizans ve Osmanlı mirası aynı sergide buluşuyor
Sergide Bizans dönemine ait nadir eserler de bulunuyor. Doğu Roma dönemi bölümünün küratörü Bella Radenovic, sergide Ayasofya'nın Bizans dönemine uzanan tarihini anlatan özel bir bölümün yer aldığını belirtti.
Radenovic, Venedik'teki San Marco Bazilikası'ndan getirilen bazı eserlerin de sergide görülebileceğini söyledi. Bu eserlerin bir bölümünün, 1204 yılında Haçlıların Konstantinopolis'i yağmalaması sırasında şehirden götürüldüğünü aktardı.
Venedik'in Konstantinopolis'ten etkilendiğini belirten Radenovic, San Marco Bazilikası'nın da şehirdeki Havariyyun Kilisesi'nden ilham alınarak inşa edildiğini ifade etti. Radenovic, bu ilişkinin Konstantinopolis'in Bizans sınırlarının ötesindeki kültürel etkisini gösterdiğini kaydetti.

İstanbul'un kozmopolit yapısı sanat eserlerine yansıdı
Radenovic, İstanbul'un farklı coğrafyalardan gelen insanları, tüccarları ve zanaatkarları bir araya getiren bir merkez olduğunu vurguladı. Kentin Doğu, Batı ve Afrika'dan gelen etkilere açık yapısının sanatsal üretimi de şekillendirdiğini belirten Radenovic, sergideki bazı eserlerin ancak bu kültürel etkileşim sayesinde ortaya çıkabileceğini söyledi.
Osmanlı döneminde Bizans mirasının korunmasına da değinen Radenovic, kiliseden camiye dönüştürülen bazı yapılardaki mozaiklerin günümüze kadar ulaştığını ve bugün de ziyaret edilebildiğini anlattı.
Türkiye'den ve dünyanın farklı noktalarından getirilen yaklaşık 200 eseri buluşturan “Konstantinopolis'ten İstanbul'a: Bir Şehir İki İmparatorluk” sergisi, 7 Kasım'dan itibaren Londra'daki Victoria and Albert Museum'da ziyaret edilebilecek.




