İSTANBUL (AA) - Sömürgeciliğin geçmişten bugüne uzanan görünmeyen mekanizmalarını bir deneyim kurgusuyla ele alan 'İnsanlığın Yükü Dekolonizasyonun Bugünü' sergisi, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Sanat Galerisi'nde açıldı.
Hasan Mert Kaya'nın küratörlüğünü üstlendiği sergi, Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu ve bu yıl ilki düzenlenen 'World Decolonization Forum 2026' kapsamında izleyicilerle buluştu.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ile Enstitü Sosyal himayesinde hazırlanan sergi, güncel dekolonyal tartışmalarını sanatsal bir deneyim alanına taşıyor.
Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, AA muhabirine, serginin 'World Decolonization Forum 2026'nın başlangıç etkinliği olduğunu söyleyerek, 'Esasen forum, akademik bir platform. Bu akademik platformda dünyanın dört bir yanından, Güney Asya'dan, Güney Amerika'dan, Çin'den ve Afrika'dan akademisyenlerimiz ve entelektüellerimiz var. Bu isimlerle 2 gün boyunca önemli akademik tartışmalar yapacağız.' dedi.
Armağan, forum kapsamında konuları sadece akademik düzlemde tutmak istemediklerini belirterek, şöyle devam etti:
'Konuyu sadece akademik düzlemde tuttuğunuz zaman kamuoyunun konuyu anlaması, idrak etmesi ve içselleştirmesiyle ilgili sıkıntı yaşayabiliyoruz. O yüzden 'Nasıl bir yol yürüsek?' diye düşündük ve burada sanatın gücünden yararlanmaya karar verdik. Bu noktada sergi ve forum sonrasında sinema günlerimiz olacak. Sömürgecilikle ilgili çok sayıda film, 13-14 Mayıs'ta Atlas 1948 Sineması'nda gösterilecek. Etkinlikte aynı zamanda Mecid Mecidi'nin de bir söyleşisi olacak.'
Sergide çok fazla detay olduğunu dile getiren Armağan, 'Sömürgecilik, sadece gemilerle ve coğrafi olarak yapılan bir süreç değildi. 500 yıllık yaralı bir hafızadan bahsediyoruz. Bunu sadece akademik bir dille ifade etmek kolay değil. Neler yaşandığıyla ilgili çok fazla doküman, belge ve kanıt var. Amacımız burada bu kanıtları sunabileceğimiz bir sergi alanı oluşturmaktı. Elbette 500 yıllık tarihin bir sergiyle anlatılamayacağını biliyoruz. Biz elimizden geldiğince ülkemiz için de dikkat çekici olabilecek detaylara girmeye çalıştık.' dedi.
- 'Bu bir hatırlatma, hafızalarımıza ufak ama önemli bir dokunuş'
Armağan, sergideki arkeolojik çalışmaların önemine değinerek, şunları kaydetti:
'Sömürgeciliğin bugün geldiği nokta daha çok arkeolojik çalışmalar üzerinden belirlenmiş ve pek çok arkeolojik eser yurt dışına taşınmıştır. Buralarda (Türkiye'de) yapılan bilimsel arkeolojik çalışmalardan çıkan eserlerimiz, dünyadaki belli Batılı merkezlere götürülmüş ve şu an halen Bergama Müzesi'nde, British ve Metropolitan Müzesi'nde bu eserlerle karşılaşabilirsiniz. Dolayısıyla işin çok boyutu var. Bu boyutları elimizden geldiğince bir sergide göstermeye çalıştık ki gerçekten hem çocuklarımız hem toplumumuz bu konuyla ilgili daha fazla bilinçlensin ve farkındalık kazansın.'
Sömürgeciliğin bugünkü durumuna işaret eden Armağan, 'Aslına bakarsanız zaman zaman etkilerini bizim de gördüğümüz, 'yarı sömürge' olarak nitelendirdiğimiz, zaman zaman özellikle bilgi akışı ve gelenekler üzerinden çok yoğun bir şekilde sömürgeye maruz kalan bir ülkeyiz. O bakımdan da maruz kaldığımız şeyleri dünyayla beraber yaşadığımız bu ortak hafızayı hatırlamak ve sık sık hatırlatmak gerekiyor. Serginin, forumun ve sinema etkinliğinin de amacı bu hatırlatmayı naçizane yapabilmek.' ifadelerini kullandı.
Armağan, açılıştaki konuşmasında da hafızayı her zaman diri tutmak gerektiğini vurgulayarak, 'Bu sergiye sadece 'sergi' demekten imtina ediyorum. Bu bir hatırlatma, hafızalarımıza ufak ama önemli bir dokunuş. Sanat her zaman insan ruhunun inceliklerini temsil ediyor ama bu kez özellikle insanlığın en büyük felaketi olan sömürgeciliğe dair kısa bir kesit sunuyor. Sömürgeciliğin 500 yıllık hafızasında salonlara sığmayacak kadar doküman, kanıt var.' değerlendirmesinde bulundu.
- 'Kültürel yağmanın üzerine bina edilen anlatılar söz konusu'
Küratör Hasan Mert Kaya ise serginin soru sorduğunu dile getirerek, 'İçinde bulunduğumuz hakim anlatıda soruları, hikayeleri kim sordu ve anlattı? Kimler susturuldu, kim kazandı? Bedelleri kimler ödedi? En önemlisi onarılması gereken başlıklar neler? Bunları sorgulayan bir sergi.' dedi.
Serginin bir sandık enstalasyonuyla başladığını anlatan Kaya, şu bilgileri verdi:
'Bu sandıklar sadece yerlerinden sökülüp götürülen kültürel miras eserlerini değil, yerinden götürülen, başkalaştırılan hafızaları sembolize ediyor. Hemen ardından bu sandıkların nasıl doldurulduğu, hafızaların bağlamından kopartılıp nasıl yeniden kurgulandığını anlatan sürecin detaylarıyla karşılaşıyoruz. 19. ve 20. yüzyıl boyunca Mezopotamya'dan Hindistan'a, İran coğrafyasından Mısır, Afrika, Anadolu ve Latin Amerika'ya uzanan bir kültürel yağma ve bu yağmanın üzerine bina edilen anlatılar söz konusu. Tabii burada sömürgecilik, tarih kitaplarında yaşanmış ve bitmiş bir süreç olarak bilinse de aslında ekonomide, dilde, hafızada hayatın birçok alanında ve nihayet şu an dijital tahakkümün olduğu bir süreçte kendini, formatlarını değiştirerek devam ediyor. Buraları sorgulayan bölümlerimiz var.'
Küratör Kaya, 'Sömürü Mekaniği' bölümünde borç şırıngası, muz sandıkları, dikenli teller ve yabancı para sembolleri gibi unsurlara yer verilen sergide, değişen mekanizmalara rağmen sömürü anlayışının benzer şekilde devam ettiğine dikkatin çekildiğini vurguladı.
İnsanlığın en ağır sorunlarının ve tarihte yeterince konuşulmayan olayların görünür kılınması düşüncesinin temel yaklaşım olduğunu belirten Kaya, şu ifadeleri kullandı:
'Sergi kapsamında yoğunlaştığımız temel kavram kültürel sahiplenme oldu. Kültürel sahiplenme, özellikle kültürel varlıkların bağlamından, yerinden koparılıp, yeniden adlandırılıp üzerine bina edilen bir hikaye kurgusu, omurgası üzerine oturtuluyor. Onunla ilgili dünyanın ünlü müzelerini ve kütüphanelerini uzun bir süre araştırdık. Aynı şekilde akademisyenlerle çeşitli içerik toplantıları yaptık. Ondan sonra kürasyon oluşturmak için editörlerimizle, tasarımcılarımızla bir araya gelerek sergi akışını hep birlikte ortak akılla belirlemeye gayret ettik. Kültür varlıklarının üzerine bina edilen hikayeleri öne çıkardık.'
Kaya, serginin çok fazla kişiye ulaşmasını istediklerini söyleyerek, 'Bir sergiden çok, müze yapmışsınız yorumunu aldım. Bu da bütün yorgunluğumuzu giderdi. Serginin Ankara, İzmir, Antalya'ya gitmesini hatta yurt dışında da yer bulmasını arzuluyorum. Çünkü bu konular sadece bizlerin değil, tüm dünya insanlarının ortak meselesi.' şeklinde konuştu.
Sergi sonunda, Batı Afrika kıyılarında köle ticaretinde özgürlüğün sona erdiğini simgeleyen, dönüşü olmayan bir kapı enstalasyonuna yer verdiklerini ifade eden Kaya, bu kapıyı bir eşik olarak kurgulayarak, dekolonizasyon sürecine yönelik farkındalığı artırmayı ve ziyaretçileri daha fazla sorgulamaya teşvik etmeyi amaçladıklarını kaydetti.
Sergi, 17 Mayıs'a kadar görülebilecek.




