İSTANBUL (AA) - Özel Öğretim Derneğince (ÖZDER), Kağıthane Belediyesinin ev sahipliğinde 'Manevi Eğitim Konferansı' düzenlendi.

Programın açılışında konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, öğretmenlerin manevi eğitimle ilgili kazanımları öğrencilere aktarmak için çaba sarf ettiklerini belirtti.

ÖZDER'in çatısı altında ilk kez düzenlenen konferansta İstanbul'daki farklı okulların yöneticileri ile öğretmenlerin bir araya geldiklerini dile getiren Yılmaz, öğretmenlerin donanımını daha da zenginleştirmek için bu çalışmanın önemli olduğunu söyledi.

Yılmaz, manevi eğitimden sadece din eğitiminin algılanmaması gerektiğini, bu eğitimin bütüncül şekilde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin de ana ekseninde olduğunu vurguladı.

Konferansa katılan özel öğretim kurumlarının güzel insan yetiştirme mefkuresini merkeze aldıklarını ifade eden Yılmaz, 'Sınıfta söz sahibi olan öğretmen, öğrenciye mefkureyi kazandıracak olan kimsedir. Dolayısıyla bu çalışmanın size yönelik olmasının çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Sınıfın kapısından içeriye girdiğinizde öğretmenin duruşu, sunuşu, bakışı, ifadeleri, hatta ses tonu öğrencinin gönlüne ilk mefkureyi nakşedebilir. Dolayısıyla öğretmenimizin örnekliği, modeli burada önem arz etmektedir.' dedi.

- 'Yapılması gereken şey çok açıktır, anlam üretme mekanizmalarını yeniden inşa etmek'

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi ve ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça da son yıllarda toplumsal çürümeden bahsedildiğini ve bu sorunun ahlak krizi olarak okunduğunu dile getirdi.

Akça, 'Sorun, kişilerin tek tek ahlaki zaaflarından ibaret değil. Sorunun daha derin olduğunu düşünüyorum. Ahlak söylemi tek başına bir çözüm üretmez. İnsanlara sürekli 'İyi olun, doğru davranın' demek, bu davranışları taşıyacak bir toplumsal zemin yoksa hiçbir karşılık bulamaz çünkü insan boşlukta yaşayamaz. İnsan, içinde bulunduğu kurumların, kültürün ve anlam dünyasının bir ürünüdür, bir sonucudur.' değerlendirmesinde bulundu.

İnsanların anlam ürettiği temel mekanizmaları kaybettiğini, bir zamanlar bu mekanizmaların çok güçlü olduğunu söyleyen Akça, 'Ailemiz vardı, çocuğun temel yetişme çağında çocuğa yön verirdi. Okullarımız vardı, sadece bilgi değil değer üretirdi ve dini yapılarımız güçlüydü, insanın varoluşsal sorunlarına cevap sunardı. Kültürel kurumlarımız vardı, toplumu ortak bir hikaye etrafında birleştirirdi. Bugün ise bu yapıların ya zayıfladığını ya da işlevini yitirdiğini görüyoruz. Yapılması gereken şey çok açıktır, anlam üretme mekanizmalarını yeniden inşa etmek.' diye konuştu.

Bu konuda üç alanın kritik önem taşıdığını vurgulayan Akça, şunları kaydetti:

'Bunlardan birincisi, bugün konuştuğumuz eğitim. Eğitim, artık sadece bilgi aktaran bir sistem olmamalı. Bu model çöktü. Çünkü bilgi her yerde var. İnsanlar bilgiye her yerde ulaşabiliyorlar ama anlam yok. Eğitim, yeniden insan yetiştiren bir yapıya dönüşmek zorunda. Sadece meslek kazandıran değil yön veren, sadece eğitim yapan değil anlam kazandıran bir yapı olmak zorunda. İkincisi din. Din, sadece ritüellerden ibaret bir alan haline getirildiğinde toplumu taşıyabilecek gücünü kaybeder yani sadece şekilden ibaret bir din, sadece ritüellerin yerine getirildiği bir din, toplumu taşıyan görevini yerine getiremez. Oysa dinin asıl fonksiyonu, insanın varoluşuna cevap vermektir. İnsana kim olduğunu, neden yaşadığını ve nereye gittiğini hatırlatmaktır.'

- 'Bugün yaşadığımız kriz, aslında bir ahlak krizi değildir'

Akça, anlam üretme konusunda üçüncü temel mekanizmanın kültür politikaları olduğunu ifade ederek, hiçbir toplumun ortak bir hikayesi olmadan ayakta duramayacağına dikkati çekti.

İnsanları bir arada tutan şeyin sadece çıkar ilişkileri olamayacağının altını çizen Akça, ortak anlam, ortak geçmiş anlatısı ve ortak değerler sistemiyle ortak gelecek tasavvurunun oluşabileceğini söyledi.

Akça, 'Bugün yaşadığımız kriz, aslında bir ahlak krizi değildir. Bu, bir manevi eğitim krizidir çünkü mesele sadece değerlerin zayıflaması değildir. O değerleri üreten, aktaran ve içselleştiren eğitim süreçlerinin çözülmesidir. Manevi eğitim dediğimiz şey, çoğu zaman sadece din eğitimiyle karıştırılır. Oysa bu, çok daha geniş bir alandır. Manevi eğitim, insanın anlam üretme kapasitesidir.' diye konuştu.

Karadeniz'de saldırıya uğrayan 'Altura' isimli tanker Kilyos açıklarına demirledi
Karadeniz'de saldırıya uğrayan 'Altura' isimli tanker Kilyos açıklarına demirledi
İçeriği Görüntüle

Programa araştırmacı yazar Nurettin Yıldız, eğitimci Veysel Kafalı, öğretmenler, akademisyenler ve STK temsilcileri katıldı.

Kaynak: AA