İSTANBUL (AA) - Yönetmenliğini Nedim Saban'ın üstlendiği, Melek Baykal ve Mehmet Atay'ın oynadığı, 'Konken Partisi' oyunu Baba Sahne'de ilk kez sanatseverlerle buluştu.
ABD'li oyun yazarı Donald L. Coburn'un kaleme aldığı oyun, hayatlarının son dönemlerinde tesadüfen yolları kesişen ve zamanlarını bir kart oyunu olan konken ile geçirirken, bir anda tüm hayatlarını masaya yatıran Fonsia ile Weller'in öyküsünü konu alıyor.
Türkçeleştirilmesini Seçkin Selvi'nin, afiş tasarımını ise Galip Aksular'ın üstlendiği oyun, Türkiye'nin farklı illerinde de izleyici karşısına çıkacak.
- 'Gülmeyi, ağlamayı, yalnızlığı, partilemeyi ve dans etmeyi yaşadık'
Oyuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Nedim Saban, oyunun 1978'de Pulitzer ödülüne layık görüldüğünü belirterek, 'Oyun çok değişiyor tabii dönem içinde. Bugünün seyircisine daha iyi hitap eden yeni bir yorumla sahneledik. İki usta oyuncu Mehmet Atay ve Melek Baykal rol alıyor. Oyuna gerçek bir kişilik kattılar ve bütün duyguları yaşatıyorlar. Gülmeyi, ağlamayı, yalnızlığı, partilemeyi ve dans etmeyi yaşadık.' dedi.
Oyunda, hayatın içinde kartların yanlış atılmasının değil düzeltme şansının olduğunun ele alındığını dile getiren Saban, 'Benim çok özendiğim, çok istediğim bir işti, iyi ki çıktı. İzleyici önce çok gülüyor, kendini mutlu hissediyor. Kaybetmekle kazanmanın aslında çok göreceli şeyler olduğunu anlıyor sürekli ve taraf tutuyor. İzlerken futbol maçı seyreder gibi birisinin tarafını tutuyor. Dolayısıyla öyle bir etkileşim oluyor.' ifadelerini kullandı.
- 'Umut, hayat devam ediyor'
Saban, izleyicinin oyunu izlerken aynı zamanda hüzünlendiğini de aktararak, şunları kaydetti:
'Burada bizim için çok önemli bir nokta var. Oyun bir huzurevinde geçtiği halde bizim asla huzureviyle ilgili bir eleştirimiz yok. Tam tersine insanların orada hayata başlamak için hiçbir zaman geç kalmadıklarını, yani 'Tolstoy'un bisikleti' gibi, veriyoruz. Böylece de bir umut aşılıyoruz. Çünkü ben Covid döneminde çok üzülmüştüm yaşlılarımız için özellikle. Umut, hayat devam ediyor. Bunu yaşamak çok güzel.'
Oyunun 17 Şubat'ta galasının da gerçekleştirileceğini paylaşan Saban, '34 yıllık bir tiyatroyuz. Elazığ'a kadar her yere gidiyoruz. Şu anda repertuvarımızda üç oyun var. Biri Edirne'deyken öteki Kars'ta oynuyor. Bu çok büyük bir mutluluk.' diye konuştu.
- 'Bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor'
İzleyiciler arasında yer alan oyuncu ve müzisyen Öykü Gürman da hayatın elimize gelen kartlarla değil, onlarla nasıl oynadığımızla ilgili olduğunu işaret ederek, 'Hayat insanlara elbette ki birtakım fırsatlar sunuyor ve herkes kendi seçtiğini yaşıyor en nihayetinde ama bu oyunun yolculuğunda gelinen noktada, yaş almak ne kadar eğlenceli ve güzel aslında. Umut hep var. Yaş alırken aslında anlarımızın tadını çıkarmayı, kıymetini bilmeyi, sevdiklerimizin kıymetini bilmeyi görüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Gürman, oyunun içinde her ne kadar performans olarak komedi, mizah tarafı olsa da bir dram tarafının da yer aldığına dikkati çekerek, 'İnsanın yaş alması, yalnızlaşması demek gibi geliyor ama aslında hiç öyle değil. İşte o yüzden hayat, elimize gelen kartlarla nasıl oynadığımızla çok ilgili. Bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.' görüşünü paylaştı.
- 'Tiyatro insanın hayatında her zaman bir pencere açar'
Oyunda bir tarafın olumlu, bir taraf olumsuz gibi olmasını çok sevdiğini ifade eden Gürman, 'Bir tarafın yaşam sevinci var, birinin yok. Sonra finalde iki taraf da birbiriyle buluşuyor. Yani birbirine tutunuyorsun. İnsan insana muhtaç ne olursa olsun. Finalde herkes birbirine tutundu, mutlu oldu ve hani parti devam etti.' diye konuştu.
Öykü Gürman, oyunu izlerken kendi yaşlılığını da düşündüğünü ekleyerek, şunları kaydetti:
'Belki de ilk defa bu kadar derinlemesine düşünmüş olabilirim. Tiyatro insanın hayatında her zaman bir pencere açar. Bir ufuk, bakış açısı sağlıyor size. O yüzden herkesin gelmesini tavsiye ederim. Yalnız olmayı istemem. Şartlar öyle eğer denk gelirse de çok da uzun durmayı istemem. Bence yeterince verimli, hayatı, ömrünü bereketlendirerek ve yeteri kadar anlam katarak yaşadıktan sonra, vakti geldiğinde de gitmek galiba mantıklı.'




