İSTANBUL (AA) - Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, dezenflasyon sürecinin bu yıl devam etmesini öngördüklerini belirterek, 'Jeopolitik gelişmeler nedeniyle artan petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki geçici etkilerini sınırlandırmak için de önlemlerimizi alıyoruz ve dezenflasyon sürecinin devamı için tüm politikalarımızı eş güdüm içerisinde kullanmaya devam ediyoruz.' dedi.

Küresel Para Haftası (Global Money Week) kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ile YTÜ Finans Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (CFGS) işbirliğinde 'Paradan Değere Finansal Okuryazarlığın Dönüştürücü Gücü' başlıklı etkinlik düzenlendi.

YTÜ Davutpaşa Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Bakan Yardımcısı Çelik, küresel ve yerel makroekonomik görünüme değinerek, artan jeopolitik gerilimler ve küresel finansal koşullardaki sıkılaşma gibi önemli sınamalarla karşı karşıya kalmasına rağmen Türkiye ekonomisinin istikrarını sürdürdüğünü söyledi.

Dezenflasyon programının enflasyonu düşürme noktasındaki katkılarından bahseden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Sıkı para politikası, destekleyici maliye ve gelirler politikası, arz yönlü tedbirler ve iyileşen enflasyon beklentilerinin de katkısıyla dezenflasyon sürecinin de bu yıl devam etmesini öngörüyoruz. Jeopolitik gelişmeler nedeniyle artan petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki geçici etkilerini sınırlandırmak için de önlemlerimizi alıyoruz ve dezenflasyon sürecinin devamı için tüm politikalarımızı eş güdüm içerisinde kullanmaya devam ediyoruz. Son dönemde kamu maliyemizdeki disiplin, sıkı para politikası duruşu ve güçlü rezervler başta olmak üzere program kapsamında attığımız adımlar ekonomimizi şoklara karşı aşırı oynaklık oluşturmadan ortaya koyduğu direnci tekrar göstermiş durumdadır.'

- 'Finansal okuryazarlık tasarruf oranlarını artırıyor'

Bakan Yardımcısı Çelik, finansal okuryazarlığın önemine işaret ederek, 'Finansal okuryazarlık yalnızca bireylerin gelirlerini yönetebilmeleri değil, tasarruflarını değerlendirebilmesi ve finansal kararlarını bilinçli şekilde alabilmesi anlamına da geliyor. Gelişen ekonomiler açısından baktığımızda finansal okuryazarlık aynı zamanda makroekonomik istikrarın önemli bileşenlerinden biri olduğu barizdir.' şeklinde konuştu.

Finansal okuryazarlığın tasarruf oranlarını artırdığını dile getiren Çelik, aynı zamanda finansal piyasalardaki güven ortamının güçlendirilmesine, yatırım araçları ve riskler konusunda daha bilinçli kararlar alınabilmesine, spekülasyon hareketlerinin sınırlandırılmasına, bilinçli ve ölçülü borçlanma davranışına, hane halkı borçluluğunun sürdürülebilir seviyelerde kalmasına yardımcı olduğunu anlattı.

Çelik, bankacılık sektörünün aktif büyüklüğünün 2025 sonunda 47 trilyon lira seviyesine ulaştığını, sermaye piyasalarının da finansal sistemden her geçen gün daha fazla pay aldığını kaydederek, Borsa İstanbul'a kote şirketlerin piyasa değerlerinin ve bu pazarda yer alan yatırımcı sayısının belirgin şekilde arttığını söyledi.

Yeditepe Üniversitesinden 'Made in EU' değerlendirmesi
Yeditepe Üniversitesinden 'Made in EU' değerlendirmesi
İçeriği Görüntüle

Borsa İstanbul şirketlerinin 2020 sonunda 240 milyar dolar olan piyasa değerinin 2025 sonu itibarıyla 409 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Çelik, şu bilgileri verdi:

'Bu dönemde Borsa şirketlerinin sayısının da 394'ten 591'e çıktığı görülmektedir. Pay dışındaki sermaye piyasası araçlarının yıllık ihraç tutarı ise aynı dönemde 41,4 milyar dolardan 62,8 milyar dolar seviyesine çıkmış bulunmaktadır. Pay senedi yatırımcı sayısı 2020-2025 döneminde yaklaşık 2 milyondan 6,5 milyona yükselmiştir. Aynı dönemde kurumsal yatırımcı portföy büyüklüğü de 51,8 milyar dolardan 270 milyar dolara ulaşmıştır.'

- 'Toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı hedefliyoruz'

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik, finansal okuryazarlığın artırılmasına yönelik yapılan çalışmalara değinerek, dijital bankacılık işlemlerinde güvenliğin artırılmasına yönelik çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini anımsattı.

Bu çerçevede elektronik bankacılık işlemlerinde ilave doğrulama ve güvenlik tedbirleri uygulandığını anlatan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve benzeri suç yöntemlerine ilişkin riskler konusunda vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi büyük önem arz ediyor. Bu doğrultuda hazırlanan kamu spotları, bilgilendirici afişler ve benzeri iletişim araçları aracılığıyla da toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı hedefliyoruz. Son dönemde özellikle kolay para vaadiyle kandırılan öğrencilerimizin ve gençlerimizin banka hesaplarını başkalarına kullandırmak suretiyle mağduriyetler yaşadığı vakalarda da artış gözlemleniyor. Tüm vatandaşlarımıza ve özellikle gençlerimize daha fazla ulaşmaya afişler ve kamu spotlarımızla da bilinçlendirme çalışmalarımızı yoğunlaştırmaya devam ediyoruz.'

Çelik, gençlerin finansal sistemde yaşanan dönüşümdeki yerinin önemine işaret ederek, finansal kararları bilinçli ve sağlıklı bir şekilde ele alabilmek için finansal okuryazarlığın artırılması gerektiğini söyledi.

- 'Önemli olan, parayı doğru kullanarak sürdürülebilir değer üretebilmektir'

SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül de finansal okuryazarlığın yalnızca bütçe yapmak, tasarruf etmek ya da yatırım araçlarını tanımaktan ibaret olmadığını belirterek, bireylerin finansal konularda bilinçli kararlar alabilme yetkinliğini geliştiren, hayatlarını daha sağlam temeller üzerine planlamalarını sağlayan ve ekonomik farkındalıklarını artıran önemli bir beceri olduğunu söyledi.

Finansal okuryazarlığın aynı zamanda bireyin finansal güvenliğini sürdürülebilir bir biçimde koruma yetkinliği anlamına da geldiğini vurgulayan Gönül, gençlerin girişimci bir ruhla fikirlerini hayata geçirip büyütebilmesi ve toplumun geleceğini daha sağlam temeller üzerine kurabilmesi adına finansal okuryazarlığın ciddi önem arz ettiğini anlattı.

Gönül, Küresel Para Haftası kapsamında ele aldıkları 'Paradan Değere Finansal Okuryazarlığın Dönüştürücü Gücü' başlığının bu anlayışı ifade ettiğini kaydederek, 'Çünkü para bir araçtır. Asıl önemli olan, bu aracı doğru kullanarak sürdürülebilir değer üretebilmektir. Değer, vizyonla, bilgiyle, sorumlulukla ve uzun vadeli düşünme kültürüyle ortaya çıkar.' diye konuştu.

Bugün dünyada ekonomik dönüşümün aslında üniversite sıralarında, gençlerin geliştirdiği fikirlerde, kurulan girişimlerde ve yeni teknolojilerde şekillendiğini dile getiren Gönül, geleceğin ekonomisinin genç zihinlerde filizlendiğini ve inşa edildiğini bildirdi.

Gönül, bu noktada finansal okuryazarlığın kritik bir rol üstlendiğini belirterek, finansal okuryazar bir bireyin yalnızca parasını yönetmediğini, riskleri okuyabildiğini, fırsatları değerlendirebildiğini, uzun vadeli düşünebildiğini, sürdürülebilir değer üretme kapasitesine sahip olduğunu ve kendi geleceğini yönetebileceği özgüven kazandığını vurguladı.

- 'Sosyal medyadan gelen dolandırıcılık hepimiz için büyük bir risktir'

SPK Başkanı Gönül, finansal okuryazarlığın toplumun her kesiminde yaygınlaşmasına büyük önem verdiklerinin altını çizerek, özellikle gençlerin erken yaşlarda finansal bilinç kazanmasını sağlamak amacıyla üniversite, kamu kurumları ve çeşitli paydaşlar ile işbirliği içinde çok sayıda eğitim ve farkındalık çalışması yürüttüklerini söyledi.

Gençlerin bir fikir hayata geçirirken sadece finansal amaçları değil tüm insanlığa faydalı olmayı hedeflemesi gerektiğine işaret eden Gönül, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Bu bakış açısıyla finansal okuryazarlık yolunda devam ediyoruz. 7'den 70'e hatta daha da büyüteyim, 3 yaşından itibaren 70 yaşına kadar bu bilinci vermeye çalışıyoruz. Finansal okuryazarlığın tüm bu taraflarının dışında bir önem verdiğimiz konu da finansal güvenliğin sağlanmasıdır. Bunu küçümsemeyin. Sadece birkaç ay içerisinde binlerce IBAN hesabının gençler tarafından kullandırılması çok büyük mağduriyete neden olmaktadır. Bu konuda sadece biz değil, devletin tüm kademeleri, gerekli düzenlemeleri yapmak için gerekli çalışmaları yapıyor. Ancak görüyoruz ki dolandırılma, telefon dolandırıcılığı, sosyal medyadan gelen dolandırıcılık hepimiz için hala büyük bir risktir.'

Gönül, gelen telefonlara güvenemedikleri, gördükleri resimlere inanamadıkları ve inanmamaları gereken bir dönemde yaşadıklarını belirterek, bu konuda vatandaşların bilinçlerini artırmaları gerektiğini vurguladı.

'Ben bu işi çok iyi biliyorum' diyen insanların bile bu tuzaklara düştüğünün altını çizen Gönül, 'Demek ki her an tetikte olmak, kendi verimize sahip çıkmak ve gördüğümüz her şeye inanmamak zorundayız. Sesler taklit ediliyor, hiç görüşmediğiniz insanlarla videolarınız çıkabiliyor veya kendinizi çok emin hissettiğiniz bir anda her şeyinizi kaybedebiliyorsunuz. İşte tüm bunlara çok dikkat ederek hayatımıza devam etmek zorundayız.' şeklinde konuştu.

Kaynak: AA