<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Flash Haber Londra</title>
    <link>https://flashhaberlondra.com</link>
    <description>Flash Haber Londra</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://flashhaberlondra.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 28 Apr 2026 20:50:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[MÜSİAD Arnavutluk Şubesi, Tiran'da sağlık forumu düzenledi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/musiad-arnavutluk-subesi-tiranda-saglik-forumu-duzenledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/musiad-arnavutluk-subesi-tiranda-saglik-forumu-duzenledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TİRAN (AA) - Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Arnavutluk Şubesi tarafından başkent Tiran'da 'Sınırların Ötesinde Sağlık Hizmetleri: Sürdürülebilir Büyüme Odak Noktasında' konulu forum düzenlendi.<br></p><p>Tiran'daki bir otelde düzenlenen foruma, Türkiye'nin Tiran Büyükelçisi Barış Ceyhun Erciyes, Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Refah Bakan Yardımcısı Oltjon Muzaka, MÜSİAD Arnavutluk Başkanı Muhammet İşler ve Türk ve Arnavut kurum ve kuruluşların temsilcileriyle iş insanları katıldı.</p><p>Büyükelçi Erciyes, burada yaptığı konuşmada, nüfusun yaşlanması, şehirleşmenin artması ve çevresel sorunların çoğalmasıyla birlikte sağlığın en kritik ve stratejik konulardan biri haline geldiğini belirtti.</p><p>Sağlık ürünlerinin ve sağlık hizmetlerinin uluslararası ticaretinin bir gereklikten öte bir zorunluluk haline geldiğini kaydeden Erciyes, 'Türkiye, son 20-25 yılda sağlık alanında çok önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bugün ülkemizde 5 yıldızlı otel konforunda son teknolojiyle donatılmış hastane ve kliniklerde uygun fiyata sağlık hizmeti alınabilmektedir. Türkiye sağlık hizmetlerinde dünyadaki ilk 10 ülke arasında olup yıllık ortalama 1,5 milyon kişi sağlık amacıyla ülkemizi ziyaret etmekte ve sadece sağlık hizmetleri için 3 milyar dolar civarında harcama yapmakta.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Arnavutluk'un da son yıllarda benzer bir şekilde sağlık hizmetlerinin özellikle diş ve estetik alanlarında çok iyi bir ilerleme kaydettiğine işaret eden Erciyes, şunları kaydetti:</p><p>'Arnavutluk ile sağlık alanındaki işbirliğimiz, 2021 yılında imzalanan sağlık ve tıp alanında işbirliğine dair anlaşma ile daha kurumsal bir zemine oturtulmuştur. Fier Dostluk Hastanesi ise bu işbirliğimizin somut bir göstergesi ve ülkelerimiz arasındaki dostluk nişanelerinden biridir.'</p><p>Erciyes, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama'nın talebi doğrultusunda Arnavutluk'taki çeşitli hastanelerde görev yapmak üzere geçen yıl Türkiye'den toplam 10 sağlık yöneticisi görevlendirildiğini anımsattı.</p><p>Arnavutluk halkına daha iyi sağlık hizmetleri sunabilmek adına çalışan yöneticilerin, bu alandaki işbirliğinin güçlenerek devam ettiğini gösterdiğini kaydeden Erciyes, 'Türkiye ile Arnavutluk arasındaki bu sağlık işbirliği, ayrıca Arnavutluk'un artan cazibesiyle beraber Avrupa'dan çektiği yatırımlar, gelişmesi gereken sağlık altyapısı, turizm sezonunda ciddi oranda artan nüfusu ve Türkiye'nin bu konulardaki ekonomik büyüklüğü ile tecrübesi bir arada düşünüldüğünde, Arnavutluk ile Türkiye arasında sağlık alanında ticaret, yatırım ve işbirliği fırsatları bulunduğuna gönülden inanıyorum.' diye konuştu.</p><p>- 'Türkiye ile stratejik ortaklık başarılı bir işbirliğinin somut bir örneğidir'</p><p>Muzaka da Arnavutluk'ta son yıllarda sağlık sektöründe yapılan reformların kamu politikalarının en önemli sütunlarından birini temsil ettiğini söyledi.</p><p>Amaçlarının sürdürülebilir, adil ve vatandaş odaklı bir sağlık sistemi kurmak olduğunu vurgulayan Muzaka, 'Bu politikaların temel boyutlarından biri de uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesidir. Türkiye Cumhuriyeti ile stratejik ortaklık, sadece altyapı yatırımlarını değil, aynı zamanda sağlık sistemimize yeni organizasyon ve yönetim modellerini de getiren başarılı bir işbirliğinin somut bir örneğidir. Bu bağlamda, Fier Dostluk Hastanesi, sektörün daha da geliştirilmesi için bir referans modeli teşkil etmektedir.' ifadelerini kullandı.</p><p>İşler ise bu buluşmanın ortak vizyonun, stratejik aklın ve insan hayatına dokunan bir sektörün güçlü bir yansıması olduğuna dikkati çekti.</p><p>Sağlık sektörünün bugün dünyanın en hızlı dönüşen alanlarından biri olduğuna işaret eden İşler, 'Türkiye bu dönüşümde önemli bir konum elde etmiş. Arnavutluk ise genç nüfusu, stratejik konumu ve gelişime açık sağlık sistemiyle önemli bir potansiyel taşımaktadır.' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Arnavutluk</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/musiad-arnavutluk-subesi-tiranda-saglik-forumu-duzenledi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/musiad-arnavutluk-subesi-tiranda-saglik-forumu-duzenledi.jpg" type="image/jpeg" length="99114"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['2. İstanbul Aşı ile Güvende Pandemi Deneyimi Sempozyumu' düzenlendi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/2-istanbul-asi-ile-guvende-pandemi-deneyimi-sempozyumu-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/2-istanbul-asi-ile-guvende-pandemi-deneyimi-sempozyumu-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İstanbul Valisi Davut Gül: - 'Dünyada pandemi sürecini en az zararla atlatan ülkelerden biri biz olduk']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen '2. İstanbul Aşı ile Güvende Pandemi Deneyimi Sempozyumu'nda, salgın sürecindeki deneyimler, çıkarılan dersler, geleceğe yönelik durum, bağışıklama, aşılar ve epidemiyolojik dönüşüm konuları ele alındı.</p><p>Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde gerçekleştirilen sempozyumun açılışında konuşan İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, Türkiye'nin pandemide dünyaya örnek bir mücadele verdiğini söyledi. </p><p>Pandemi sürecinde İstanbul'da sağlık kapasitesindeki artışlara değinen Güner, 'Türk sağlık sistemi pandemiye, krize, büyük felakete hızlı bir şekilde cevap verdi. Sırf İstanbul'da pandeminin ilk senesinde yoğun bakım kapasitemiz 1900'lerden 4 binlere kadar çıktı. Servis yatak kapasitemiz 20 binden 25 binin üzerine çıktı. Biz günde sadece 500 PCR testi yaparken bunu 100 bin rakamlarına kadar çıkarttık.' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Güner, İstanbul'a 45 günde acil durum hastanesinin de hizmete alındığını hatırlatarak, sempozyumun yapıldığı bu hastanenin de planlanandan çok daha önce faaliyete geçtiğini aktardı. </p><p>Hastanelerin yanı sıra koruyucu ve önleyici tedbirlerin de alındığını vurgulayan Güner, 1964 filyasyon ekibinin sahada görev yaptığını, temaslı takibinin dijital sistemlerle yürütüldüğünü anlattı. </p><p>- 'Kendi aşımızı da yaptık'</p><p>Açılışın ardından İstanbul Valisi Davut Gül, İl Sağlık Müdürü Güner'in moderatörlüğünü yaptığı 'Pandemi Süreci' konulu oturuma katıldı.</p><p>Gül, pandemi sürecinde dünyanın her yerinde üretim ve dağıtım süreçlerinin, tüketim alışkanlıklarının değiştiğini belirterek, sokağa çıkma yasaklarına bazı istisnalar haricinde toplumun uyduğunu söyledi.</p><p>Sağlık çalışanlarının çocuklarından, eşlerinden ayrı kalıp hastanelerde yattığını belirten Gül, yurt dışından gelenlerin de 15 gün karantinada kaldığını, yaşlılar ve evden çıkamayanların ihtiyaçlarını karşılamak için vefa gruplarının oluşturulduğunu ifade etti. </p><p>Gül, 'Diğer kamu kurum ve kuruluşları işlerini bir tarafa bıraktılar, vatandaşın evden çıkmaması için ihtiyaç duyduğu malzemeleri ekmeğinden tutun sütüne kadar evlerine kadar getirerek tabiri caizse kapıcılık hizmeti yaptılar. Bunun neticesinde de dünyada pandemi sürecini en az zararla atlatan ülkelerden biri biz olduk.' dedi. </p><p>Sağlık Bakanlığının ilk vakadan itibaren süreci çok iyi anlattığına dikkati çeken Gül, doğru bilginin tek elden aktarılarak dezenformasyona fırsat verilmediğini belirtti.</p><p>Gül, ilk zamanlarda önce sağlık çalışanları ve polislerin aşılandığını anlatarak, şöyle konuştu:</p><p>'Aşı dünyada bulunmazken Türkiye çok büyük sayıda aşı siparişi verdi ve bunu kamuoyuyla açıkladı. Yani vatandaşlar şundan emin oldular. 'Parası olsun ya da olmasın devlet aşıyı satın aldı ve bütün vatandaşlara bu aşıyı belli bir takvim içerisinde verdi.' Sonra denildi ki 'Aşılar iyidir, kötüdür, kaliteli var, kalitesiz var.' Farklı bir aşıdan yine satın alındı. Sonra 'Biz aşımızı yapabilir miyiz?' meselesi gündeme geldi. Kendi aşımızı da yaptık. Aşı vuranlar özellikle de hastalığı hafif atlatanlar bu anlamda bir motivasyon aracı oldu.'</p><p>Yaşananların bir anı ve başarı hikayesi olarak anlatılmasındaki ana aktörün sağlık çalışanları olduğunu belirten Gül, 'Kimsenin komşusuna selam vermekten korktuğu, yolunu değiştirdiği, aynı apartmanda kalırsak sıkıntı olur mu, diye düşündüğü dönemde aynı hastanede, aynı serviste sizler tedavi ettiniz. Arkadaşlarınızı kaybettiniz, kendiniz hasta olduğunuz, sevdiklerinize bu hastalığı taşıdınız, çocuklarınızı hasta ettiniz. Dolayısıyla da hakkınızı ödeyemeyiz, fedakarlıklarınızı unutmadık.' diye konuştu.</p><p>Sempozyum öncesinde, Vali Gül ve İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, kent genelinde ilkokul öğrencileri arasında düzenlenen 'Masal Şehri İstanbul'un Aşı Kahramanları' isimli resim yarışmasının açılışını yaptı. Gül ve Güner, resim sergisinde dereceye giren öğrencilere bisiklet hediye etti.</p><p>Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda salgın süreci, çıkarılan dersler ve gelecekteki durum, bağışıklama birinci basamakta güncel yaklaşımlar, aşı tereddüdü, aşılar ve epidemiyolojik dönüşüm konuları ele alındı.</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/2-istanbul-asi-ile-guvende-pandemi-deneyimi-sempozyumu-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/2-istanbul-asi-ile-guvende-pandemi-deneyimi-sempozyumu-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="87376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigara şirketleri 20 yaş altı gençleri ve çocukları hedef alıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/sigara-sirketleri-20-yas-alti-gencleri-ve-cocuklari-hedef-aliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/sigara-sirketleri-20-yas-alti-gencleri-ve-cocuklari-hedef-aliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder: - 'Sigara şirketleri en çok 20 yaşından küçük gençleri ve çocukları hedef alır çünkü onları küçük yaşta nikotin bağımlısı yaptıklarında, hayat boyu bağımlı hale getirerek ekonomik olarak da kendilerine bağlarlar']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KIRKLARELİ (AA) - Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi ve Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, sigara şirketlerinin özellikle 20 yaş altı gençleri ve çocukları hedef aldığını söyledi.</p><p>Ergüder, AA muhabirine, sigaranın en ölümcül ve önlenebilir risk faktörlerinden biri olduğunu ifade etti.</p><p>Dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon, Türkiye'de ise 100 bine yakın kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle erken yaşta hayatını kaybettiğini vurgulayan Ergüder, sigara dumanında 7 binin üzerinde kimyasal madde bulunduğunu, bunların yaklaşık 80'inin doğrudan kanserojen olduğunu belirtti.</p><p>Sigara şirketlerinin stratejik olarak gençleri hedef aldığını dile getiren Ergüder, 'Sigara şirketleri en çok 20 yaşından küçük gençleri ve çocukları hedef alır çünkü onları küçük yaşta nikotin bağımlısı yaptıklarında, hayat boyu bağımlı hale getirerek ekonomik olarak da kendilerine bağlarlar.' dedi.</p><p>Türkiye'nin 2008 yılında yürürlüğe giren 'Dumansız Hava Sahası' uygulamasıyla tütün kullanım oranını yüzde 27'lere kadar düşürdüğünü hatırlatan Ergüder, 2013 yılından sonra sigara şirketlerinin taktik değişikliğine gitmesiyle bu oranların yeniden yükselişe geçtiğini kaydetti.<br></p><p>Son 10 yılda tütün kullanımında artış gözlendiğine dikkati çeken Ergüder, 'Özellikle 2013'ten sonra sigara şirketleri daha çok genç kadınlara ve kız çocuklarına yöneldi. Bu durum kadınlar arasında tütün kullanım oranının artmasına neden oldu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de tütün kullanım oranı yüzde 34'e, kadınlarda ise yüzde 20'nin üzerine çıktı.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sigaranın toplum sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ergüder, Türkiye'de erkeklerin yaklaşık yüzde 50'sinin sigara kullandığını söyledi.</p><p>Tütün kullanımının yalnızca sağlık alanında değil, ekonomi üzerinde de büyük yük oluşturduğunu belirten Ergüder, tedavi giderleri, ilaç harcamaları ve iş gücü kaybının ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kırklareli, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/sigara-sirketleri-20-yas-alti-gencleri-ve-cocuklari-hedef-aliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/sigara-sirketleri-20-yas-alti-gencleri-ve-cocuklari-hedef-aliyor.jpg" type="image/jpeg" length="22923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ciltteki kaşıntı ve kuruluk, hastalıkların ilk sinyali olabilir]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana International İstanbul Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas: - 'Ciltte ortaya çıkan değişiklikleri göz ardı etmemek ve erken dönemde değerlendirmek, hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de ilerleyebilecek sorunların önüne geçer']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana International İstanbul Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, ciltte meydana gelen kaşıntı, kuruluk, renk değişikliği ve döküntü gibi belirtilerin birçok hastalığın ilk sinyallerini verebildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Elmas, ciltte ortaya çıkan değişimlerin çoğu zaman geçici olarak yorumlanmasına rağmen bazı durumlarda altta yatan önemli dermatolojik hastalıkların ilk göstergesi olabileceğini, uzun süre devam eden kaşıntı, geçmeyen kızarıklıklar, kabuklanma ya da ani gelişen döküntülerin mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Cilt hastalıklarının erken dönemde bazı küçük değişimlerle kendini gösterebildiğine değinen Elmas, özellikle mevsim geçişlerinde artan cilt hassasiyetine dikkati çekerek, 'Ciltte kuruluk, pullanma, hassasiyet artışı ve kaşıntı gibi belirtiler erken dönemde ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda renk değişiklikleri, lekelenme ya da güneşe karşı hassasiyet gelişebilir. Bu belirtiler, çoğu zaman basit görülse de ilerleyen süreçte egzama, alerjik reaksiyonlar veya farklı dermatolojik hastalıkların başlangıcı olabilir.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>- 'Cilt tipine uygun bakım ürünleri kullanılmalı'</p><p>Elmas, cilt sağlığının yalnızca genetik faktörlere bağlı olmadığını, çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığına değinerek, yanlış kozmetik ürün kullanımının, yetersiz nemlendirme, düzensiz beslenme ve stresin cilt bariyerini zayıflatabileceğini aktardı.</p><p>Özellikle sıcak suyla uzun süreli duş almanın ve cildi kurutan ürün kullanımının cilt problemlerini artırabileceğine işaret eden Elmas, cilt tipine uygun bakımın önemine dikkati çekti.</p><p>Toplumda en sık görülen dermatolojik şikayetlerden birinin kaşıntı olduğunu aktaran Elmas, şunları kaydetti:</p><p>'Kaşıntı tek başına bir hastalık değil, altta yatan farklı sorunların belirtisi olabilir. Alerjik reaksiyonlar, egzama, mantar enfeksiyonları ya da sistemik hastalıklar kaşıntıya neden olabilir. Özellikle gece artan kaşıntı, yaygın döküntüler veya uzun süre geçmeyen şikayetler mutlaka değerlendirilmeli. Cilt hastalıklarında erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Ciltte ortaya çıkan değişiklikleri göz ardı etmemek ve erken dönemde değerlendirmek, hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de ilerleyebilecek sorunların önüne geçer. Basit önlemler, doğru cilt bakımı ve gerektiğinde uzman desteğiyle cilt sağlığını korumak mümkün.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="80701"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fatma ebe 31 yıldır anne adaylarının yanında]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/fatma-ebe-31-yildir-anne-adaylarinin-yaninda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/fatma-ebe-31-yildir-anne-adaylarinin-yaninda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İzmir'de görevli ebe Fatma Ültemek: - 'Süreçte kimi gebelerin ablası, kimilerinin annesi oluyorsun']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR (AA) - İzmir'de görev yapan ebe Fatma Ültemek, Sağlık Bakanlığının başlattığı 'Her Gebeye Bir Ebe' projesi kapsamında anneleri bilgilendirerek hamileliklerini daha sağlıklı ve kolay geçirmelerini sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mesleğe 1995 yılında başlayan 3 çocuk annesi Ültemek (49), 2003 yılından bu yana İzmir'deki sağlık kuruluşlarında anne adaylarına hizmet ediyor.</p><p>Sağlık Bakanlığının geçen yıl başlattığı 'Her Gebeye Bir Ebe' projesinin Buca ilçesindeki 3 koordinatöründen biri olan Ültemek, özellikle ilk gebeliğini ya da riskli gebelik yaşayan anne adaylarına hamileliklerinin son üç ayında birebir ebe desteği sağlıyor. Ültemek anne adaylarını telefonla arıyor, onları evlerinde ziyaret edip gebelik ve Sağlık Bakanlığının 'Annelik Yolculuğu' ismini verdiği mobil uygulamasının kullanımı hakkında bilgiler veriyor.</p><p>Ebe Fatma Ültemek, AA muhabirine, mesleğini çok sevdiğini ve hala ilk günkü heyecanla sürdürdüğünü söyledi.</p><p>Ebeliğin çok kutsal bir meslek olduğunu belirten Ültemek, 'Hem anne hem bebeğin sorumluluğunu alıyorsun. Onunla o anları paylaşıyorsun. Kadınlarda gebelikte hormonların da etkisiyle duygu karmaşıklığı olur. Kendini bazen güvende hissetmezsin. Kafa karışıklığı olur, bazen kendini yetersiz hissedersin. O anlarda onlara eşlik edebilmek gerçekten güzel bir duygu. O süreçte kimi gebelerin ablası oluyorsun, kimilerinin annesi oluyorsun.' ifadelerini kullandı.</p><p>- Normal doğumun faydalarını anlatıyor</p><p>Ültemek, ziyaretlerinde anne adaylarına normal doğumun faydalarını anlattığını aktararak, şöyle konuştu:</p><p>'Tıbbi bir gerekçe olmazsa bebek için de kendisi için de en güzelinin normal doğum olduğunu söylüyoruz. Normal doğumda eskilerden gelen, kalıplaşmış duygularımız ve düşüncelerimiz var. Annelerin doğum sancısı gibi durumlarla ilgili kaygıları var. Baş edemeyecekleri, yapamayacakları konusunda korkuları var. Bununla ilgili aslında bir tür psikolojik destek veriyoruz.'</p><p>Ültemek'in evinde ziyaret ettiği 7,5 aylık hamile Rabia Tuğba Altay da Fatma ebe ile gebe okulunda tanıştığını, kendisinin takibini yaptığını anlattı.</p><p>Ültemek'in anneleri içtenlikle dinlediğini dile getiren Altay, 'Aklımızdaki soru ve şüpheleri çok güzel giderdi. Benim normal doğumda en çok korktuğum kısım en baştaki ağrı kısmıydı. Bilgilendirmeler yaptı. Benim o korkum azaldı. Normal doğuma daha sıcak bakar hale geldim.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/fatma-ebe-31-yildir-anne-adaylarinin-yaninda</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/fatma-ebe-31-yildir-anne-adaylarinin-yaninda.jpg" type="image/jpeg" length="62067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çözüm bulamadığı bel ağrısından hastanede takılan pille kurtuldu]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Mersin'de ilaç tedavisi görüp ameliyat olmasına rağmen eğilip kalkmakta zorlanan 4 çocuk annesi Sıdıka Albahar'ın yüzü, 'ağrı pili' uygulamasıyla güldü - Mersin Üniversitesi Algoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Bakır: - 'Bu uygulamayla, hastanın bel ve bacaklarından gelen ağrı sinyallerinin beyne iletilmesini engellemekteyiz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MERSİN (AA) - MEHMET UMUT BAKAY - Belinde 10 yıldır hissettiği ağrı nedeniyle yürüme güçlüğü çeken 63 yaşındaki Sıdıka Albahar, Mersin Üniversitesi Hastanesinde vücuduna yerleştirilen 'ağrı pili' sayesinde şikayetlerinden kurtuldu.</p><p>Evli ve 4 çocuk annesi Albahar, 10 yıl önce belinde başlayan ağrının geçmemesi üzerine doktora başvurdu.</p><p>Sıkıntılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Albahar'ın omurgası, ameliyatla takılan metal vidalarla sabitlendi.</p><p>Albahar, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi.</p><p>Mersin Üniversitesi Hastanesine başvuran Albahar'ı muayene eden Algoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Bakır, 'ağrı pili (spinal kord stimülasyon)' tedavisi uygulanmasına karar verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine pil yerleştirilen 63 yaşındaki kadının yüzü, ağrı şikayetlerinden kurtulmasıyla güldü.</p><p>- 'Ev işi yapamıyor, eğilip kalkamıyordum'</p><p>Sıdıka Albahar, AA muhabirine, 10 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini söyledi.</p><p>Sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren Albahar, 'Hiç kimseyle konuşmak istemiyordum. Ev işi yapamıyor, eğilip kalkamıyordum. Lavaboya bile gidemiyordum. Ağrı pili takıldıktan sonra normal hayata döndüm, çok rahatım. Günlük her işimi yapıyorum. Hocamdan Allah razı olsun. Şimdi çok rahatım. Ağrılarım yok ve çok güzel uyuyabiliyorum.' dedi.</p><p>- Ağrı sinyallerinin beyne iletilmesi engelleniyor</p><p>Doç. Dr. Mesut Bakır da hastanın geçmişte operasyon geçirdiği omurga bölgesinde yeni fıtık ve kaymalar oluşmasının, kendilerini 'ağrı pili' uygulamasına yönlendirdiğini belirtti.</p><p>İki aşamalı cerrahi müdahale yapıldığını anlatan Bakır, şöyle konuştu:</p><p>'Uygulamanın birinci basamağında kabloları hastanın omuriliğine kapalı yöntemle yerleştiriyoruz. Dışarıdan kontrol sağlayarak hastanın bel ve bacak bölgesinden gelen ağrı sinyallerinin beyne iletilmesini engelliyoruz. Hasta 1 hafta süreyle takip ediliyor ve bu işlemden yeteri kadar tatmin sağladıysak bu sefer ağrı pilini yerleştirme işlemine geçiyoruz. Hastaya da kumandasını vererek ağrı durumuna göre kontrol yapmasını sağlıyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-hastanede-takilan-pille-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="63309"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tip1 diyabetli bisikletçiler, profesyonel pelotonda]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/tip1-diyabetli-bisikletciler-profesyonel-pelotonda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/tip1-diyabetli-bisikletciler-profesyonel-pelotonda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- TUR 2026'da yer alan Team Novo Nordisk'in bisikletçileri, Tip1 diyabetle mücadele ediyor - Takımın İtalyan bisikletçisi Filippo Ridolfo: 'Doktoruma sorduğum ilk sorulardan biri, 'Hala bisikletime binebilir miyim?' oldu' - Bir diğer İtalyan sporcu Andrea Peron: 'Birçok yarış kazanıyordum ama profesyonel olmam zordu çünkü 15 yıl önce diyabete şimdikinden biraz daha farklı bakılıyordu']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MUĞLA (AA) - SALİH ULAŞ ŞAHAN - EMRE AŞIKÇI - 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nda (TUR 2026) yarışan ve tamamı Tip1 diyabetli sporculardan oluşan Team Novo Nordisk'in bisikletçileri Filippo Ridolfo ile Andrea Peron, hastalığın profesyonel spor kariyerine engel olmadığını söyledi.</p><p>Ridolfo ve Peron, AA muhabirine, farklı yaşlarda Tip1 diyabet teşhisine rağmen bisikletten kopmadıklarını ve kariyerlerini profesyonel düzeyde sürdürdüklerini anlattı.</p><p>12 yaşında Tip1 diyabet teşhisi konulduktan sonra bisiklet kariyerinin değiştiğini aktaran Ridolfo, şunları kaydetti:</p><p>'Başlangıçta diyabetin ne olduğunu, neleri yapmaya devam edebileceğimi bile bilmiyordum. Aslında doktoruma sorduğum ilk sorulardan biri şuydu: 'Hala bisikletime binebilir miyim?' Çünkü daha önce de sürüyordum. Doktorum 'Evet, binebilirsin, hatta bu durum diyabet yönetimin için çok daha iyi olur.' dedi. Sürekli glikoz seviyenizi izlemeniz gerekiyor. Başlangıçta bu hiç kolay değil, çok fazla öğrenme süreci var ama sonra her şey doğallaşıyor. Mesela şu an üzerine çok fazla düşünmüyorum bile. Yani eskiye göre oldukça farklı bir durum ama birkaç yıl sonra bu takımı buldum, onlara yazdım ve şanslıyım ki buradayım.'</p><p>Teşhisten sonra antrenman programına da değinen İtalyan bisikletçi, 'Hala profesyonel sporcularız, bu yüzden her şeyi profesyonelce yapmak zorundayız. Beslenmemiz, antrenmanımız profesyonel. Sadece glikoz seviyemize biraz daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Bu da antrenmandan antrenmana çok değişiyor. Diyabet her gün aynı değildir. Bir gün hiç bakmasanız bile seviyeniz mükemmeldir, başka bir gün ise sürekli bakarsınız ve yönetmesi o kadar kolay olmaz. Önemli olan glikozu izlemek ve hedef aralıkta tutmaya çalışmak. Neyse ki şu an çok fazla teknoloji var ve bu iş birkaç yıl öncesine göre çok daha kolay.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Team Novo Nordisk ile televizyonda Milano-Sanremo yarışını izlerken tanıştığını belirten Ridolfo, 'Televizyonda takımdan bahsediyorlardı, ben de hemen internetten bu takımın ne olduğunu araştırdım. Onlara yazdım ve sonra ilk 'yetenek tanımlama' kampına katıldım. Her yaz genç ve yeni sürücüler bulmak için bu kampları yapıyorlar. 18 yaşındayken ABD'ye gittim. Benim için büyük bir olaydı. Daha önce tek başıma yurt dışına veya Avrupa dışına hiç çıkmamıştım. Bavulumu toplayıp ABD'ye gittim, güzel bir deneyimdi. Bu kamp bittikten birkaç hafta sonra bana yazdılar ve bir yıl sonra gelişim takımına istediklerini söylediler. İki yıl sonra da profesyonel takıma katıldım.' ifadelerini kullandı.</p><p>Diyabetli çocuklarla bir araya gelmenin kendisi için ayrı bir motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayan Ridolfo, 'Yarışlarda sık sık yanımıza gelen birçok çocuk görüyoruz. Çoğu zaman Novo Nordisk onlarla bir etkinlik organize ediyor. Gidip onlarla konuşuyoruz, sorular sorabiliyorlar. Diyabet konusunda hiçbir şey bilmeyen birçok genci görmek ve onlara her şeyin mümkün olduğunu söyleyerek cesaret vermek, fazladan bir motivasyon kaynağı oluyor.' diye konuştu.<br></p><p><br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Diyabet nedeniyle profesyonel olmam zordu'</p><p>Peron ise 16 yaşında Tip1 diyabet teşhisi konulduğunu belirterek, hastalığın kariyerinin ilk döneminde büyük bir kırılma oluşturmadığını söyledi.</p><p>Teşhisin sezon sonunda konulmasının kendisi açısından avantaj sağladığını belirten İtalyan sporcu, 'Yeni sezon başlamadan önce birkaç ayım vardı ve bu sayede yönetimi ve her şeyi anlamaya başlayabildim. Çok fazla şeyi değiştirmedim. Sadece kendimi, vücudumun nasıl tepki verdiğini öğrenmem gerekiyordu. Bunu anlamak için birkaç ayım olduğu için şanslıydım.' ifadelerini kullandı.<br></p><p>Peron, Team Novo Nordisk'e katılma sürecinin kariyerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, 'Aslında İtalya'da 23 yaş altı kategorisinde yarışıyordum. Birçok yarış kazanıyordum ama profesyonel olmam zordu çünkü 15 yıl önce diyabete şimdikinden biraz daha farklı bakılıyordu. Sonunda Team Novo Nordisk tam o yıl kuruldu. Eski takım direktörümün, hala Novo Nordisk ile konuştuğunu hatırlıyorum. İki-üç gün sonra ilk kontratımı imzaladım.' şeklinde görüş belirtti.</p><p>Çalışmanın hayallere ulaşmada en önemli etken olduğunun altını çizen Peron, 'Yarışlarda bazen çocuklar takım otobüsümüze geliyor. Bizi görmek, soru sormak istiyorlar. İşin bu kısmı, bu gençler üzerinde bir etkiniz olduğunu gerçekten anladığınız yer.' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/tip1-diyabetli-bisikletciler-profesyonel-pelotonda</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/tip1-diyabetli-bisikletciler-profesyonel-pelotonda.jpg" type="image/jpeg" length="76565"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadir Efe bebek erişkin kadavradan alınan ince bağırsağın kısaltılmasıyla iyileşti]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/kadir-efe-bebek-eriskin-kadavradan-alinan-ince-bagirsagin-kisaltilmasiyla-iyilesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/kadir-efe-bebek-eriskin-kadavradan-alinan-ince-bagirsagin-kisaltilmasiyla-iyilesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 22 aylık bebeğin annesi Tuğçe Çelik: - '6 ayın sonunda organ çıktı ve nakil oldu, çok mutluyum' - İzmir'de nakil ameliyatını yapan Prof. Dr. Sait Murat Doğan: - 'Kadavra bağışları ülkemizde az olduğu, çocuk kadavra bulmak daha zor olduğu için mecburen yetişkinden almak zorunda kaldık']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir'de nakil beklerken sağlık durumu kötüleşen 22 aylık Kadir Efe Durmuş, erişkin kadavradan alınan ince bağırsakla sağlığına kavuştu.</p><p>Niğde'de sağlıklı olarak dünyaya gelen Kadir Efe, henüz 2 aylıkken menenjit geçirdi. Bundan yaklaşık 1 ay sonra da beyninde apse oluşan bebek, Erzurum'da ameliyat edildi. Kadir Efe'nin sağlıklı yaşam mücadelesi ameliyat sonrasında da devam etti, 9 aylıkken bilinç kaybı şikayetiyle hastaneye kaldırıldı.</p><p>Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinde Kadir Efe'nin bağırsağını besleyen ana damarın tıkanması nedeniyle ince ve kalın bağırsağın önemli bir kısmının işlevini kaybettiği tespit edildi. İlaç tedavilerine rağmen bağırsaklardaki fonksiyonun geri gelmemesi üzerine bağırsakları alındı, ince bağırsak nakli kararı verildi.</p><p>Ankara'daki doktorlar, nakil için hastayı İzmir Şehir Hastanesi Organ Nakli Merkezine yönlendirdi. Kadir Efe, geçen temmuz ayında nakil listesine girdi. Çocuk kadavradan alınacak ince bağırsağı bekleyen bebeğin sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine erişkin kadavradan alınacak ince bağırsağın kısaltılmasına karar verildi.</p><p>Erişkinlerde 5 metre civarında olan ince bağırsak 2,20 metreye kısaltılarak 22 Ocak'ta bebeğe nakledildi. Bebek, 7 saat süren nakil ameliyatının ardından sağlığına kavuştu, rahat bir şekilde ağızdan beslenmeye başladı.</p><p>- 'Kucağıma alamamak beni üzüyordu'</p><p>Anne Tuğçe Çelik (23), AA muhabirine, oğlunun ince bağırsak nakli olmazsa yaşama şansının olmadığının ifade edildiğini, bu nedenle bebeğini kaybetmekten çok korktuğunu söyledi.</p><p>İzmir Şehir Hastanesine geldikleri günden bu yana doktorların kendisine destek olduğunu belirten Çelik, 'Ankara'da bağırsaklarını aldılar. 6 ayın sonunda organ çıktı ve nakil oldu. Çok mutluyum. Kucağıma alamamak beni üzüyordu. Çok şükür toparladı. Evimize gideceğiz.' diye konuştu.</p><p>- 'Çocuklara ince bağırsak naklinde tek merkez'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İzmir Şehir Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Kliniği sorumlu hekimi Prof. Dr. Maşallah Baran da Türkiye'de çocuklara ince bağırsak nakli yapan tek merkezin İzmir Şehir Hastanesi'nde bulunduğunu söyledi.</p><p>Bebeğin bağırsaklarının alınması nedeniyle uzun süre damardan beslendiğini anlatan Baran, 'Çocuk kadavra bekliyorduk ama kan grubundan dolayı hiç çocuk kadavra şansı olmadı. Erişkinden küçülterek hastamıza ince bağırsak naklini gerçekleştirdik. Nakil sonrası üçüncü ayında. Artık eve gidebilir durumda.' ifadelerini kullandı.</p><p>Hastanenin karaciğer ve ince bağırsak nakil sorumlusu olan ve bebeğin nakil ameliyatına da giren Prof. Dr. Sait Murat Doğan ise insanlarda bağırsak uzunluğunun 4,5-5,5 metre arasında değiştiğini kaydetti.</p><p>Kadir Efe Durmuş'un nakil ameliyatının ardından sağlığına kavuştuğunu bildiren Doğan, şöyle konuştu:</p><p>'Kadavra bağışları ülkemizde az olduğu, çocuk kadavra bulmak daha zor olduğu için mecburen yetişkinden almak zorunda kaldık. Yetişkinlerin vücut oranlarıyla çocukların vücut oranları farklı. Küçük çocuğun karnına bütün bağırsak sığmayacağı için uygun miktarda kısaltarak yaklaşık 2 metre 20 santim gibi bağırsağı yavrumuza naklettik. Damardan beslenmeyi tamamen bitirdik. Sadece ağızdan besleniyor ve biraz da sıvı desteği yapıyoruz. Nakil yapılan bağırsağın vücuda adaptasyonu oluyor. Uzunluk olarak 2 metre ama çocuk büyüdükçe o bağırsak da genişleyecek. Yüzey alanı artmış olacak.'</p><p>Doğan, ince bağırsak nakli olmayı bekleyen çocuk sayısının her geçen gün arttığını, kadavradan yapılacak bağışların önemli olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/kadir-efe-bebek-eriskin-kadavradan-alinan-ince-bagirsagin-kisaltilmasiyla-iyilesti</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/kadir-efe-bebek-eriskin-kadavradan-alinan-ince-bagirsagin-kisaltilmasiyla-iyilesti.jpg" type="image/jpeg" length="40720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeşilay Danışmanlık Merkezi ile bağımlılığını yendi, dağılmak üzere olan yuvasını kurtardı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/yesilay-danismanlik-merkezi-ile-bagimliligini-yendi-dagilmak-uzere-olan-yuvasini-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/yesilay-danismanlik-merkezi-ile-bagimliligini-yendi-dagilmak-uzere-olan-yuvasini-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Küçük yaşlarda başladığı uyuşturucu kullanımından YEDAM'ın desteğiyle kurtulan C.K: - 'Davranışlarım, duygularım, çevreme bakışım değişti. En önemlisi kendim değiştim. Boşanma noktasına kadar gelmiştim ama temiz kalmaya başladıktan sonra eşimle, kızımla, çevremle iletişimim düzeldi' - YEDAM'da görevli klinik psikolog Özde Bingöl: - 'Burada önceliğimiz, danışanların rahat hissetmesi, kendilerini olduğu gibi açabilmeleri ve onlara güvenli bir alan sağlamak. Bu sebeple, burada paylaşılan bilgileri devletin hiçbir kurumuyla paylaşmıyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - AHMET CEMİL YEŞİLMEN - İstanbul'da uyuşturucu ve alkol kullanımı nedeniyle eşiyle boşanma aşamasına gelen 39 yaşındaki C.K, Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) aldığı destekle bağımlılığını yenerek yuvasını kurtardı.</p><p>Uyuşturucu ve alkol kullanımı nedeniyle eşiyle boşanma aşamasına gelen bir çocuk babası C.K, bağımlılıklarından kurtulmak için 2023 yılında YEDAM'a başvurdu. Burada C.K'nin kumara da zaafının olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>C.K, ailesinin de desteğiyle 2 yıldır merkezden hizmet alarak, bağımlılıklarından kurtuldu. Bu süreçte eşi ve kızıyla bağını güçlendirip yuvasını yeniden kuran C.K, hem mutlu aile yaşamını hem de iş hayatını sürdürüyor.</p><p>Yaşadıklarını AA muhabirine anlatan C.K, büyüdüğü çevrede uyuşturucu kullanan çok sayıda kişi olduğunu, kendisinin de 13-14 yaşlarında uyuşturucuya başladığını söyledi.</p><p>Bağımlılığı yüzünden evlilik ve iş hayatında sorunlar yaşadığını belirten C.K, uyuşturucu kullandığı süreçte sanki çocuğu yokmuş gibi yaşadığını, sürekli dışarıda olduğunu ve hafta sonu eve gitmediğini anlattı.</p><p>C.K, daha önce çocuğuyla neredeyse hiç bağının olmadığını uyuşturucu kullanmayı bıraktıktan sonra fark ettiğini vurguladı.</p><p>YEDAM'a 2023'te ailesinin desteğiyle başvurduğunu ifade eden C.K, 3 ay sonra eğitimi bıraktığını ancak daha sonra kendi isteğiyle döndüğünü belirtti.<br></p><p>YEDAM'da aldığı eğitim, seminerler, grup terapileri ile tiyatro etkinliklerinin çevresini değiştirdiğini dile getiren C.K, zamanla duygu ve davranışlarının da değiştiğini, uyuşturucuyu bırakmayı başarabileceğine inandığını ifade etti.</p><p>Aldığı eğitimler sonucunda ilk başta çevresini, sonra kendisini değiştirmesi gerektiğini öğrenip uyuşturucu kullanmayı bıraktığını söyleyen C.K, 30 aydır uyuşturucu ve alkol kullanmadığını kaydetti.<br></p><p>C.K, 'Davranışlarım, duygularım, çevreme bakışım değişti. En önemlisi kendim değiştim. Boşanma noktasına kadar gelmiştim ama temiz kalmaya başladıktan sonra eşimle, kızımla, çevremle iletişimim düzeldi. Kendimi ve duygularımı değiştirerek, iletişim kurmayı öğrenerek temiz kalmayı başardım.' diye konuştu.</p><p>-⁠ Ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı hizmet veriliyor</p><p>Yeşilay Danışmanlık Merkezinde görevli klinik psikolog Özde Bingöl ise Türkiye'nin her ilinde ve KKTC'de bulunan bu merkezlere danışanların alkol, tütün, uyuşturucu, teknoloji ve kumar bağımlılığıyla ilgili desteklendiğini söyledi.<br></p><p>YEDAM'ın ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı hizmet veren bir kurum olduğunu vurgulayan Bingöl, danışanları bağımlılık süreciyle ilgili hem psikoterapi hem de sosyal hizmet alanlarında desteklediklerini dile getirdi.</p><p>Bazen danışanların gizlilik endişesiyle destek almakta zorlanabildiğine dikkati çeken Bingöl, 'Burada önceliğimiz, danışanların rahat hissetmesi, kendilerini olduğu gibi açabilmeleri ve onlara güvenli bir alan sağlamak. Bu sebeple, burada paylaşılan bilgileri devletin hiçbir kurumuyla paylaşmıyoruz. Burada, gelen bilgiler gizlilik esasıyla korunuyor. Altını çizmek isterim ki burada paylaşılan bilgiler asla ve asla üçüncü kişilerle paylaşılmıyor.' dedi.</p><p>Bingöl, kurumda ailelere de destek verdiklerini belirterek, 'Aile görüşmeleri planlıyoruz. Bu görüşmeler sadece danışanların onayı olduğu takdirde planlanıyor. Yine seansların içeriği paylaşılmıyor, ailelere tutumlar veya bağımlılığın ne olduğuyla ilgili bilgi veriyoruz veya onların soruları varsa cevaplamaya çalışıyoruz.' şeklinde konuştu.</p><p>Danışanlara psikoterapinin yanı sıra sosyal hizmetler kapsamında hobi edindirme, eğitim ve iş alanlarında destek verdiklerini kaydeden Bingöl, 'Kurumlarımızda danışanlara özel bazı atölyeler gerçekleştiriliyor. Bu atölyelerde danışanların hobilerine yönelik resim, boyama, ahşap yapma ve çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Burada amaç, bağımlılığın boşluklara girmesini engellemek.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/yesilay-danismanlik-merkezi-ile-bagimliligini-yendi-dagilmak-uzere-olan-yuvasini-kurtardi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/yesilay-danismanlik-merkezi-ile-bagimliligini-yendi-dagilmak-uzere-olan-yuvasini-kurtardi.jpg" type="image/jpeg" length="35472"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun süren hareketsizlik kalp damar sağlığını olumsuz etkiliyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Çamlıca Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, uzun saatler masa başında kalmanın sadece kas-iskelet sistemini değil, kalbi besleyen damarları da olumsuz etkilediğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, uzun süre oturulduğunda bacak kaslarının pompalama etkisi azalıyor, kan dolaşımı yavaşlıyor ve damar duvarlarında baskı artabiliyor.</p><p>Bu durum zaman içinde varis, pıhtı oluşumu, dolaşım bozuklukları ve damar sertliği riskini artırabiliyor. Ayrıca metabolizmanın yavaşlamasıyla kan şekeri dengesi bozulabiliyor, kötü kolesterol yükselirken iyi kolesterol düşebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Bahar Temur, sabah spor yapıp ardından 9-10 saat masa başında kalmanın, riskleri tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.</p><p>Temur, önemli olanın günün geneline yayılan hareket alışkanlığı olduğuna işaret ederek, 'Özellikle masa başı çalışanlar, evden çalışanlar, gün içinde uzun süre araç kullananlar, fiziksel aktivitesi düşük bireyler, fazla kilolu kişiler, diyabet, tansiyon ve kolesterol hastaları ile sigara kullanan bireyler gibi yüksek risk gruplarında hareketsiz yaşamın kalp ve damar hastalıklarını hızlandırıcı etkisi daha belirgin görülebiliyor.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzun süreli hareketsizlik sonrasında görülebilecek belirtilerin dikkate alınması gerektiğini aktaran Temur, bu belirtileri, bacaklarda ağırlık hissi, yürüme sonrası bacaklarda ağrı, ayak bileklerinde şişlik, merdiven çıkarken çabuk yorulma, nefes darlığı, boyun ve sırt ağrısı, çarpıntı hissi ve enerji düşüklüğü olarak sıraladı.</p><p>Temur, uzun süre oturmanın etkilerini azaltmak için şu önerilerde bulundu:</p><p>'Her 30-45 dakikada bir ayağa kalkın ve 2-3 dakika yürüyün, telefonda konuşurken ayakta durun veya adım atın, asansör yerine merdiven tercih edin, yakın mesafelere araçla gitmek yerine yürüyün, öğle arasında kısa tempolu yürüyüşler yapın, masa başında esneme hareketleri uygulayın, günlük adım hedefi belirleyin. Ayrıca akşam saatlerinde en az 30 dakikalık yürüyüş rutini oluşturun.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/uzun-suren-hareketsizlik-kalp-damar-sagligini-olumsuz-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="36854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kocaeli'de '9. Ulusal Sağlıkta Kalite Forumu' başladı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/kocaelide-9-ulusal-saglikta-kalite-forumu-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/kocaelide-9-ulusal-saglikta-kalite-forumu-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KOCAELİ (AA) - Sağlık alanında kalite ve fırsat eşitliğini odağına alan '9. Ulusal Sağlıkta Kalite Forumu (USKAF-IX)', Kocaeli'de başladı.</p><p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Şura Kent Politikaları ve Araştırmaları Merkezi, Sağlıkta Kalite için İnovasyon Derneği (SAKİD) ve Senoloji Akademisinin (SENATURK) destekleriyle Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen forum, 'Dezavantajlı Gruplarda Sağlık Hizmetleri' temasıyla iki gün boyunca akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek.</p><p>Kocaeli Kongre Merkezi'ndeki forumun açılışı Dünya Kromozom Kardeşliği Derneği horon ekibinin gösterisiyle başladı.</p><p>AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, açılış konuşmasında, temel gayelerinin, devletin sunduğu hizmetin toplumun tümüne yansıyacak şekilde dağıtılmasını sağlamak olduğunu belirterek, dezavantajlı bireylerin sorunlarını tek bir kongrede çözmenin mümkün olmadığını fakat birçok gelişmenin öncülüğünü bu forumların yapacağına inandığını söyledi.</p><p>Hülagü, forumda farklı disiplinlerden uzmanların bir araya gelmesinin önemine işaret ederek, buradan çıkacak politikaların önemli olacağına inandığını dile getirdi.</p><p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, dezavantajlı gruplarda sağlık hizmetlerinin başından sonuna neler yapılabileceği konusunda çalışılmasının önemine değinerek, belediye olarak her türlü desteği vereceklerini kaydetti.</p><p>Büyükakın, disiplinlerarası ve bütüncül çalışıldığında çok güzel bir zihin haritası oluşturulacağına, bu kongrenin de buna vesile olacağına inandığını belirterek, forumun düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</p><p>Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, teknolojinin vicdanla birleşmediğinde ilerleme değil mesafe ürettiğini, hedeflerinin ise teknolojiyi insanlıkla, bilim ve merhametle buluşturmak olduğunu vurguladı.</p><p>Kocaeli gibi sanayinin kalbi olan, yoğun nüfusu ve dinamik yapısıyla sürekli dönüşen bir şehirde yer alan üniversitenin kentle bütünleşen bir vizyonla çalıştığını anlatan Cantürk, 'Sağlık bilimleri alanında gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla hem bilimsel literatüre katkı sağlıyor hem de sahada karşılığı olan çözümler üretiyoruz. USKAF da bu yaklaşımın sağlık alanındaki en önemli yaklaşımlarından biridir. Yıllar içerisinde her biri kendi dönemindeki ihtiyaçlara cevap veren temalarla düzenlenen bu forumlar, bugün hem ulusal ölçekte güçlü bir marka haline gelmiş hem de sağlık politikalarının şekillenmesine katkı sunan önemli bir platforma dönüşmüştür.' diye konuştu.</p><p>USKAF Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Şimşek, bir toplumun gücünün en güçlü olanların değil en kırılgan olanların ne kadar korunabildiğiyle ölçüldüğüne dikkati çekerek, çoğu zaman sesini duyuramayan dezavantajlı grupların sesini duyurmanın insani sorumluluk olduğunu dile getirdi.</p><p>Forumun açılış programının ardından başlayan oturumlarda, 'dezavantajlı gruplarda sağlık yönetimi ve politikaları, mevcut sağlık hizmetleri, sağlıkta kalite ve akreditasyon' konuları ele alınıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Organizasyon kapsamında ayrıca, 'dezavantajlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminin artırılması, hizmetlerde kalite standartlarının geliştirilmesi ve sürdürülebilir çözümler üretilmesi' başlıkları tartışılacak.</p><p>Programın ikinci bölümünde ise yarın 'dezavantajlı gruplarda sağlık personelinin rolleri, beslenme ve güncel yaklaşımlar, bireylerin sağlığındaki yenilikler, güncel sağlık yaklaşımları, sağlık sorunlarının çözümünde hukuk, aile ve sivil toplumun rolleri ve çözüm önerileri' masaya yatırılacak.</p><p>Program, yarın Kocaeli Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü Uygulama Topluluğunun 'Engelsiz Şarkılar' konseriyle sona erecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kocaeli, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/kocaelide-9-ulusal-saglikta-kalite-forumu-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/kocaelide-9-ulusal-saglikta-kalite-forumu-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="56327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem sonrası çadırda doğum yaptıran ebe yaşadıklarını unutamıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/deprem-sonrasi-cadirda-dogum-yaptiran-ebe-yasadiklarini-unutamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/deprem-sonrasi-cadirda-dogum-yaptiran-ebe-yasadiklarini-unutamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kahramanmaraş merkezli depremlerden en çok etkilenen yerlerden biri olan Nurdağı ilçesinde deprem sonrası çadırda görev yapan ebe Meltem Erbil, doğumunu yaptırdığı iki annenin mutluluğuna şahitlik etti - Ebe Erbil: - 'Doğum sonrası annelerin ettiği dualar beni çok mutlu etti. Bu süreçte 'iyi ki ebeyim' dedim']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GAZİANTEP (AA) - BEYZA KAYNARPUNAR - Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerin etkilediği Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde deprem sonrası süreçte çadırda görev yapan ebe Meltem Erbil, zorlu koşullarda tek başına gerçekleştirdiği doğumları unutamıyor.</p><p>Nurdağı Devlet Hastanesi'nde görevli 34 yaşındaki ebe Meltem Erbil, depremlerde hastanenin ağır hasar almasının ardından görevine kurulan çadırlarda devam etti.</p><p>Erbil, sınırlı imkanlara rağmen hamile kadınların doğum sürecini yönetti. Doğumunu yaptırdığı iki annenin mutluluğuna şahitlik eden Erbil, depremzede annelerin bebeklerini sağlıklı şekilde kucaklarına almasına yardımcı olmanın mutluluğunu yaşıyor.</p><p>Ebe Meltem Erbil, AA muhabirine, artçı sarsıntıların sürdüğü zorlu koşullarda doğumları gerçekleştirdiğini söyledi.</p><p>Anne ve bebeklerin sağlığı için çaba gösterdiğini anlatan Erbil, şunları kaydetti:</p><p>'Bu dönemde hamile kadınlarımıza destek olmaya çalıştık. Normalde doğumlar iki ebeyle gerçekleştirilir ancak o anki şartlarda tek başıma doğum yaptırmak zorunda kaldım. Bu süreçte iki doğum gerçekleştirdim. İmkanlar sınırlıydı ancak elimizdeki koşullarla en iyisini yapmaya çalıştık. Bizim görevimiz anne ve bebeğe en iyi hizmeti sunmak, ben de bunun için elimden geleni yaptım.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Deprem sürecinin zorluğuna rağmen önceliğinin her zaman anne ve bebeğin sağlığı olduğunu dile getiren Erbil, şöyle devam etti:</p><p>'Anneler zor durumdaydı. Panik ve korku içindeydiler çünkü hastane o an bir çadırdı. Güvenlerini sağlamak için elimden geleni yaptım. Doğum sonrası annelerin ettiği dualar beni çok mutlu etti. Bu süreçte 'iyi ki ebeyim' dedim. Onlara yardımcı olduğum için kendimle gurur duyuyorum.'</p><p>- 'Mesleğimle gurur duyuyorum'</p><p>Erbil, zor şartlarda gerçekleşen doğumların kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu belirterek, bebekleri sağlıklı şekilde dünyaya getirmenin mutluluğunu yaşadığını ifade etti.</p><p>Deprem sürecinde sağlık çalışanlarının büyük fedakarlık gösterdiğini vurgulayan Erbil, 'Meslek hayatımın en zor dönemini depremde yaşadım. Doğum anı her zaman özel ancak depremde biz ve hastalar panik halindeydi. İmkanlar sınırlıydı. Buna rağmen annelerin mutluluğunu görmek, bebeklerini kucaklarına verdiğimde yüzlerindeki gülümsemeye tanıklık etmek benim için her şeye bedeldi. Bu yüzden mesleğimle gurur duyuyorum.' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/deprem-sonrasi-cadirda-dogum-yaptiran-ebe-yasadiklarini-unutamiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/deprem-sonrasi-cadirda-dogum-yaptiran-ebe-yasadiklarini-unutamiyor.jpg" type="image/jpeg" length="91158"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HPV aşısı rahim ağzı kanserine karşı etkili koruma sağlıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/hpv-asisi-rahim-agzi-kanserine-karsi-etkili-koruma-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/hpv-asisi-rahim-agzi-kanserine-karsi-etkili-koruma-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mesut Polat, 9'lu İnsan Papilloma Virüsü (HPV) aşılarının kansere karşı yüzde 90 koruma sağladığını belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, modern tıbbın en büyük başarılarından biri olan aşılar, bazı kanser türlerini tamamen önlenebilir hale getiriyor ve bunların başında rahim ağzı kanserine yol açan HPV geliyor.<br></p><p> Genellikle hiçbir belirti vermeden vücuda yerleşen virüs, erken önlem alınmadığında ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medipol Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Polat, HPV'nin başta rahim ağzı kanseri olmak üzere, orofaringeal, penil ve anal kanserlerde de etkili olduğunu kaydetti.</p><p>Polat, HPV'nin kansere yol açan 15 tipi bulunduğuna dikkati çekerek, 'Günümüzde kullanılan aşılar bu tiplerden 7'sine karşı koruma sağlıyor ve bu 7 tip, rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90'ından sorumlu. Çoğu zaman belirti göstermeyen HPV ancak düzenli taramalar yapılırsa tespit edilebiliyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>- Rahim ağzı kanserine karşı tarama ve aşı kalkanı</p><p>Düzenli taramaların 21 yaşından itibaren başladığını anlatan Polat, bu taramaların 25 yaşına kadar 3 yılda bir 'smear testi', 29 yaşına kadar yine 3 yılda bir 'smear' ile devam ettiğini, 29 yaşından sonra ise 5 yılda bir HPV testiyle 'smear' yapılması gerektiğini aktardı.</p><p>Polat, HPV aşısının dünya genelinde 9'lu olarak bulunduğunu vurgulayarak, '9-14 yaş arasında olanlara 0-6 ay aralıklarla 2 doz, 15 yaş ve sonrasında ise 0-2-6 ay olacak şekilde 3 doz aşı uygulanıyor.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Rahim ağzıyla ilgili düzenli kontrollerin önemine işaret eden Polat, doktorun önerdiği aralıklarla smear ve HPV testi yaptırmanın büyük fayda sağladığını, aşı ve taramanın birlikte uygulandığında rahim ağzı kanserinden korunmada çok güçlü bir kalkan oluşturduğunu belirtti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/hpv-asisi-rahim-agzi-kanserine-karsi-etkili-koruma-sagliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/hpv-asisi-rahim-agzi-kanserine-karsi-etkili-koruma-sagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="24507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynı hastanede çalıştığı annesine Ebeler Haftası'nda çiçekle sürpriz yaptı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/ayni-hastanede-calistigi-annesine-ebeler-haftasinda-cicekle-surpriz-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/ayni-hastanede-calistigi-annesine-ebeler-haftasinda-cicekle-surpriz-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MALATYA (AA) - Malatya'da doktor Buğra Şekerci, aynı hastanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci'ye Ebeler Haftası dolayısıyla çiçekle sürpriz yaptı.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Buğra Şekerci, annesiyle aynı hastanede çalışmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti.</p><p>Annesiyle görev yapmanın motivasyonunu artırdığını ifade eden Şekerci, 'Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum.' dedi.</p><p>Ebe Nefise Şekerci de 35 yıllık sağlık çalışanı olduğunu belirterek, oğluyla aynı hastanede görev yapmanın gurur verdiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şekerci, 'Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Haftası için sürpriz yaptı, çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Malatya, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/ayni-hastanede-calistigi-annesine-ebeler-haftasinda-cicekle-surpriz-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/ayni-hastanede-calistigi-annesine-ebeler-haftasinda-cicekle-surpriz-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="56335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın'da yürüyüş sırasında rahatsızlanan kişi, ambulans helikopterle hastaneye sevk edildi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/aydinda-yuruyus-sirasinda-rahatsizlanan-kisi-ambulans-helikopterle-hastaneye-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/aydinda-yuruyus-sirasinda-rahatsizlanan-kisi-ambulans-helikopterle-hastaneye-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AYDIN (AA) - Aydın'ın Söke ilçesinde doğada yürüyüş yaparken rahatsızlanan astım hastası emekli doktor, ambulans helikopterle hastaneye sevk edildi.</p><p>Bursa'dan doğa yürüyüşü yapmak için Karakaya Mahallesi'ne gelen gruptaki emekli doktor 64 yaşındaki Sultan Koç, Kavalan mevkisinde rahatsızlandı.</p><p>Yürüyüş grubunda bulunanların durumu Aydın 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmeleri üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p><p>Kontrolde Koç'un astım hastalığına bağlı solunum sıkıntısı çektiği belirlendi.</p><p>Zorlu arazi şartları nedeniyle hastanın kara ambulansıyla nakil süresi uzayacağı için bölgeye Sağlık Bakanlığının İzmir'de konuşlu bulunan ambulans helikopteri sevk edildi.</p><p>Olay yerinde yapılan müdahalenin ardından Koç, helikopterle Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tedavi altına alınan Koç'un sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p><p><br></p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Aydın, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/aydinda-yuruyus-sirasinda-rahatsizlanan-kisi-ambulans-helikopterle-hastaneye-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/aydinda-yuruyus-sirasinda-rahatsizlanan-kisi-ambulans-helikopterle-hastaneye-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="11240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin cerrahı kardeşler 15 yıldır aynı hastanede omuz omuza görev yapıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/beyin-cerrahi-kardesler-15-yildir-ayni-hastanede-omuz-omuza-gorev-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/beyin-cerrahi-kardesler-15-yildir-ayni-hastanede-omuz-omuza-gorev-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Konya'da hayatın her alanında birbirlerine destek olan doktor kardeşler Oğuzhan ve Alpaslan Eylen, riskli ameliyatlara birlikte girerek hastaların sağlığına kavuşması için çaba harcıyor - Doktor Alpaslan Eylen: - 'Özellikle zorlu ameliyatlar için ortak gün belirleyerek, operasyonları birlikte yürütüyoruz. Hastalarımızdan da bu yönde talepler geliyor' - Doktor Oğuzhan Eylen: - 'Annem ve babam, bizimle ilgili olumlu yorumlar duyduğunda büyük gurur yaşıyor. Onlara layık bir evlat olmaya çalıştık']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KONYA (AA) - ABDULLAH DOĞAN - Konya'da aynı hastanede görev yapan beyin cerrahı kardeşler, riskli ameliyatlara birlikte girerek hastaların tedavi süreçlerine katkı sağlıyor.</p><p>Konya Numune Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nde görevli doktor kardeşler Alpaslan (52) ve Oğuzhan Eylen (48), hayatlarının büyük bölümünde birlikte oldu.</p><p>Meslek hayatına ağabeyinin izinden giderek başlayan Oğuzhan Eylen, mecburi hizmet döneminde kısa süreliğine ağabeyinden ayrılsa da kardeşiyle 2011'de Konya Numune Hastanesi'nde yeniden bir araya geldi.</p><p>Hastanede yüzlerce ameliyat gerçekleştiren kardeşler, bazı kritik operasyonlara birlikte giriyor.</p><p>- 'Kardeşimle birlikte çalışmamız benim için büyük bir şans'</p><p>Doktor Alpaslan Eylen, AA muhabirine, üniversite yıllarında beyin cerrahı olmayı hedeflediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çalıştığı uzmanları örnek alarak bu branşı tercih ettiğini anlatan Eylen, şöyle konuştu:</p><p>'Uzmanlık eğitimimi Ankara'da tamamladım. Ardından zorunlu hizmetimi Şanlıurfa Siverek ilçesinde yaptım. Kardeşimle birlikte çalışmamız benim için büyük bir şans. Tıp fakültesinden Ankara'daki uzmanlık eğitimimize, hatta askerlik dönemine kadar hep beraberdik. Tek ayrılığımız, zorunlu hizmet için Siverek'e gitmem oldu. Oğuzhan'ın burada olması dolayısıyla Konya'ya gelmeyi çok istedim, nasip oldu.'</p><p>Eylen, 15 yıldır aynı hastanede çalıştığı kardeşiyle hayatın her alanında birbirlerine destek olduklarını belirterek, 'Birçok kritik vakaya beraber giriyoruz. Özellikle zorlu ameliyatlar için ortak gün belirleyerek, operasyonları birlikte yürütüyoruz. Hastalarımızdan da bu yönde talepler geliyor, bize güveniyorlar.' diye konuştu.</p><p>- 'Ağabeyimin burada olması bana güç ve huzur veriyor'</p><p>Oğuzhan Eylen ise ağabeyiyle aynı hastanede görev yapmanın kendisini memnun ettiğini dile getirdi.</p><p>Birçok ameliyata beraber girdiklerini, fikir alışverişinde bulunduklarını vurgulayan Eylen, şunları kaydetti:</p><p>'Beraber olmak bize güç veriyor. Günlük hayatımızda da çoğu zamanı birlikte geçiriyoruz. Öğle aralarında, akşam birlikte oturuyoruz. Bir araya geldiğimizde hastaların durumunu da konuşuyoruz. Beyin cerrahisi zor ve meşakkatli bir alan. Ağabeyimin burada olması bana güç ve huzur veriyor. Annem ve babam, bizimle ilgili olumlu yorumlar duyduğunda büyük gurur yaşıyor. Onlara layık bir evlat olmaya çalıştık. Yaşadığımız gurur dünyada az sayıda insana nasip olur.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/beyin-cerrahi-kardesler-15-yildir-ayni-hastanede-omuz-omuza-gorev-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/beyin-cerrahi-kardesler-15-yildir-ayni-hastanede-omuz-omuza-gorev-yapiyor.jpg" type="image/jpeg" length="72478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüz siniri ağrıları nedeniyle konuşamayan hasta lazer tedavisiyle sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/yuz-siniri-agrilari-nedeniyle-konusamayan-hasta-lazer-tedavisiyle-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/yuz-siniri-agrilari-nedeniyle-konusamayan-hasta-lazer-tedavisiyle-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Yüz siniri ağrıları nedeniyle 7 yıldır çeşitli sağlık problemleri yaşayan 68 yaşındaki Nazım Aktürkmen, Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nermin Demirkol'un geliştirdiği lazer tedavisi sayesinde iyileşti - Nazım Aktürkmen: - 'Uyurken bile ani ağrıyla uyanıyordum. Hiç konuşamıyordum hatta ağzımı açamıyor ve dilimi oynatamıyordum. Hiçbir şekilde bir şey yiyip içemiyordum. Hastanede 21 seans tedavi gördükten sonra olumlu sonuç aldım ve rahatlıkla yemek yemeye ve bir şeyler içmeye başladım. Önceden adım attığımda bile ağrı beynime vururdu, şimdi yürüyebiliyorum']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GAZİANTEP (AA) - BEYZA KAYNARPUNAR - Yüz siniri ağrıları nedeniyle konuşamayan ve çeşitli sağlık problemleri yaşayan hasta, Gaziantep'te gördüğü lazer tedavisi sayesinde sağlığına kavuştu.</p><p>Osmaniye'de yaşayan 68 yaşındaki Nazım Aktürkmen, 7 yıldır trigeminal nevralji (yüz siniri ağrıları) nedeniyle çeşitli sağlık problemleri yaşadı.</p><p>Çeşitli sağlık kuruluşlarına başvuran ancak bir sonuç alamayan Aktürkmen, Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nermin Demirkol'un, yüzde aniden 'elektrik çarpması' hissiyle tarif edilen ve şiddetli ağrı ataklarıyla kendini gösteren trigeminal nevralji hastalığının tedavisine yönelik lazer tedavisi geliştirdiğini öğrenince Gaziantep'e geldi.</p><p>Aktürkmen, gördüğü lazer tedavisi sonrasında yüz siniri ağrılarından kurtuldu ve sağlığına kavuştu.</p><p>Nazım Aktürkmen, AA muhabirine, yüz siniri ağrıları başlayınca nefes alırken bile elektrik çarpması hissini yaşadığını, 7 yıldır tedavi olmak için çeşitli illerdeki hastanelere gittiğini ancak olumlu bir sonuç alamadığını anlattı.</p><p>Lazer tedavisi sayesinde sağlığına yeniden kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Aktürkmen, şöyle konuştu:</p><p>'Hastaneye geldiğimde vücuduma dokunduramıyorum çünkü dokundukları anda vücudumda şimşekler çakıyor gibi oluyordu. Yürüyemiyordum, bu yüzden dışarı tek başıma çıkamıyordum mutlaka eşim de benimle beraber geliyordu. Uyurken bile ani ağrıyla uyanıyordum. Hiç konuşamıyordum hatta ağzımı açamıyor ve dilimi oynatamıyordum. Hiçbir şekilde bir şey yiyip içemiyordum. Arabayla bir yere giderken araba biraz fazla sallansa ağrı tetiklenirdi ve arabayı durdurup beni dinlendirirlerdi. Nermin hocaya ulaştım. Hastaneye ailemden 3 kişi beni tutarak getirdi. Tedavinin dördüncü günü hastaneye kendim tek başıma gelebildim, kimseye muhtaçlığım kalmadı. Hastanede 21 seans tedavi gördükten sonra olumlu sonuç aldım ve rahatlıkla yemek yemeye ve bir şeyler içmeye başladım. Önceden adım attığımda bile ağrı beynime vururdu, şimdi yürüyebiliyorum. Tüm hastalara bu tedaviyi öneriyorum. Tedaviden çok memnunum, Nermin hocamdan Allah razı olsun.'</p><p>- Lazer tedavisi, sinirin aldığı biyokimyasal hasar üzerine etki ediyor</p><p>Prof. Dr. Nermin Demirkol, bu hastalığın bilinen tedavi yönteminin ilaç olduğunu, ilacın hastalardaki elektrik çarpması ve bıçak saplanması gibi hissettiren şiddetli ağrıları baskıladığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Lazer tedavisinin sinirin aldığı biyokimyasal hasar üzerine etkisinin olduğuna dikkati çeken Demirkol, 'Biyostimülasyon (hücresel iyileşme uyarımı) ile dokunun kendini iyileştirme kapasitesinin düştüğü durumlarda hastalık aktifleniyor. Lazer tedavisi de rahatlatmaya değil iyileşmeye yönelik bir tedavi.' dedi.</p><p>Nazım Aktürkmen'in hastaneye geldiğinde tek başına dışarı çıkamadığını, gözünde ciddi anlamda sulanma ve kızarıklık olduğunu dile getiren Demirkol, şöyle konuştu:</p><p>'Yüz kasları hareket ettikçe ağrısı tetikleniyordu. Hemen tedaviye başladık ve ilk haftanın sonuna doğru şiddetli ağrıları baskılanmaya başladı. Her hastaya özel tedavi protokolü uygulanıyor. Her kür 15-20 seans olacak şekilde üç kür uygulanıyor ve toplam 45-60 seans tedavi uygulanıyor. Ağrının seyrine ve iyileşme durumuna göre tedavi protokolü hazırladık. Etkilenen sinir trasesi boyunca dışarıdan ve içeriden sinirin üzerine problarla (ince uçlu alet) uygulama yapıyoruz. Hastamız ona hazırladığımız tedavi rehberine uyarak tedavisini sürdürdü. Şu an yüzde 85-90 civarında sinirde iyileşme var. Artık hasarlı bölgenin iyileşmesi çok iyi durumda. Şu anda tamamen iyileşmiş olarak kabul edebiliriz. Kalan hasarı da zamanla vücut kendi kendine toparlayacak duruma geldi.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/yuz-siniri-agrilari-nedeniyle-konusamayan-hasta-lazer-tedavisiyle-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/yuz-siniri-agrilari-nedeniyle-konusamayan-hasta-lazer-tedavisiyle-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="80688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık personelinin telefonda uygulattığı Heimlich manevrası hayat kurtardı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/saglik-personelinin-telefonda-uygulattigi-heimlich-manevrasi-hayat-kurtardi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/saglik-personelinin-telefonda-uygulattigi-heimlich-manevrasi-hayat-kurtardi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Gaziantep'te elma parçası nefes borusuna kaçan 47 yaşındaki H.K, yakınlarının 112 Acil Çağrı Merkezi'nden telefonla aldığı talimatları uygulayarak yaptığı Heimlich manevrasıyla yaşama tutundu - Telefonda aileyi yönlendiren Acil Tıp Teknisyeni Çiğdem Özkaya: - 'Bu tür müdahalelerde gerek ben gerek arkadaşlarım telefon üzerinden Heimlich manevrasını anlatarak kişilerin hayatlarına dokunmuş oluyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GAZİANTEP (AA) - FEVZİ KEMAL KARAGÖZ - Gaziantep'te yediği elmanın parçası nefes borusuna kaçtığı için boğulma tehlikesi geçiren 47 yaşındaki H.K, yakınlarının 112 Acil Çağrı Merkezi'nden aldığı talimatlarla yapılan Heimlich manevrasıyla hayata tutundu.</p><p>Seyrantepe Mahallesi'nde yaşayan 18 yaşındaki E.K, annesi H.K'nin yediği elma parçasının nefes borusuna kaçtığını fark edince 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi.</p><p>Çağrıyı karşılayan acil tıp teknisyeni Çiğdem Özkaya, yardım isteyen aileyi sakinleştirmeye çalıştı.</p><p>Boğulma tehlikesine karşı yapılması gerekenleri anlatan Özkaya'nın talimatlarını uygulayan F.K, Heimlich manevrasıyla eşinin yeniden nefes almasını sağladı.</p><p>Yaşanan olay, 112 Acil Çağrı Merkezi'nin telefon kayıtlarında yer aldı.</p><p>Acil Tıp Teknisyeni Çiğdem Özkaya, AA muhabirine, 19 yıldan beri Gaziantep'te Acil Çağrı Merkezi'nde acil tıp teknisyeni olarak çalıştığını ve aynı zamanda ilk yardım eğitmeni olduğunu söyledi.</p><p>Özkaya, şöyle konuştu:</p><p>'Gaziantep Seyrantepe Mahallesi'nden E.K. bizi aradı. Annesi H.K'nin elma yerken boğazında tıkandığını ve Heimlich manevrasını yaptırmamızı istedi. Telefonda baba F.K'ye anlattığım müdahaleler doğrultusunda anneye müdahale ederek elma parçasının ağzından çıkmasını sağladım. Daha sonra aile ambulans ihtiyaçlarının olmadığını belirtti. İlerleyen süreçte aileyi tekrar arayarak herhangi bir sıkıntı olup olmadığını sordum. Aile de bana bir sıkıntısının olmadığını ve teşekkürlerini iletti.'</p><p>- Basit müdahale hayat kurtarıyor</p><p>Heimlich manevrası eğitimleri hakkında bilgi veren Özkaya, ilk yardım eğitiminin önemli olduğunu ve herkesin basit müdahalelerle hayat kurtarabileceğini ifade etti.</p><p>Heimlich manevrası ile sıklıkla karşılaştıklarını aktaran Özkaya, 'Gerek küçük çocuklarda gerekse yetişkinlerde mutlaka sürekli başımıza gelen bir durum. Bu durumda basit müdahale ile kişinin hastaneye gitmeden rahatlamasını sağlıyoruz.' dedi.</p><p>Bir kişinin hayatını kurtarmanın mutluluğunu yaşadığını anlatan Özkaya, şöyle konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Telefonun diğer bir ucunda kişiyi görmeden yaptığınız basit manevralarla bir insanın hayatına dokunmak bence çok güzel bir duygu. Bunu sürekli yaşıyoruz. Vatandaşlar arıyor ve bu durum sık sık başımıza da geliyor. Bu tür müdahalelerde gerek ben gerek arkadaşlarım telefon üzerinden Heimlich manevrasını anlatarak kişilerin hayatlarına dokunmuş oluyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/saglik-personelinin-telefonda-uygulattigi-heimlich-manevrasi-hayat-kurtardi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/saglik-personelinin-telefonda-uygulattigi-heimlich-manevrasi-hayat-kurtardi.jpg" type="image/jpeg" length="21516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmmünoterapiler de kanser tedavisinde kolaylık sağlıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/immunoterapiler-de-kanser-tedavisinde-kolaylik-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/immunoterapiler-de-kanser-tedavisinde-kolaylik-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: - 'İmmünoterapiler kanser tedavisinde saç dökülmesi yapmıyor, bulantı ve yorgunluk gibi etkileri son derece nadir, yüzde 10 civarında.Yaşam kalitesinin yanında yaşam süresinde uzama, hatta tedavide mutlak başarıyı yakalama şansına sahip']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, immünoterapilerin kanser tedavisinde saç dökülmesi, bulantı ve yorgunluk gibi etkilerinin çok az olduğunu belirterek, 'Yaşam kalitesinin yanında yaşam süresinde uzama, hatta tedavide mutlak başarıyı yakalama şansına sahip.' dedi.</p><p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından bu yıl 13'üncüsü düzenlenen 'Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi', Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'nde başladı.</p><p>Yaklaşık 1500 katılımcının yer aldığı kongrede, 60 bilimsel oturumda, 11'i yurt dışından olmak üzere toplam 355 oturum başkanı ve konuşmacı yer aldı.</p><p>8 uydu sempozyumu düzenlenen kongre kapsamında 8 oturumda 91 sözel bildiri, 107 poster bildiri sunuldu.</p><p>Prof. Dr. Karadurmuş, Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ve Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu, basın toplantısı düzenledi.</p><p>Kongre Başkanı Karadurmuş, ufuk ve çığır açacak önemli bir bilimsel kongreyi gerçekleştirdiklerini belirterek, kanser tedavisi alanındaki gelişmelerin önemini anlattı.</p><p>İmmünoterapinin yeni tedavi olanaklarından biri olduğuna dikkati çeken Karadurmuş, 'İmmünoterapiler aslında akıllı serumlar. Aynı kemoterapi gibi serum şeklinde veriliyor. Vücudumuzun jandarmaları dediğimiz savaşan lenfositlerinin uyuduğunu kabul ediyoruz kanserde. Yeterince yanıt veremediğini. İşte bu uyuyan lenfositleri uyandıran, 'düşmana yeniden savaş aç ve vücudu kurtar' denilen tedaviler.' diye konuştu.</p><p>Karadurmuş, SGK'nın beş farklı immünoterapi ajanını, 25 kanser türünde geri ödeme sistemine aldığını vurguladı.</p><p>Akciğer, meme, böbrek, cilt, kalın bağırsak, mide ve yemek borusu başta olmak üzere farklı kanser türlerinde ödeme aldığını vurgulayan Karadurmuş, şunları kaydetti:</p><p>'İmmünoterapilerdeki en büyük konfor, tedavi süreleri yaklaşık 45-50 dakika, hastalarımızın korkulu rüyası vardır saç dökülmesi. Saç dökülmesi yapmıyor, bulantı ve yorgunluk gibi etkileri son derece nadir, yüzde 10 civarında. Bu yaşam kalitesinin yanında yaşam süresinde uzama, hatta tedavide mutlak başarıyı yakalama şansına sahip. Ama şunu unutmayalım ki kanserler uyumuyor, dirençler geliştiriyor. Dolayısıyla immünoterapi çok iyi ama net bir çözüm mü? Hala henüz değil. Yani kanser mücadelesinde başarılıyız ama yeni tedavi ajanlığına da ihtiyacımız var.'</p><p>- Kanser tedavisinde yapay zeka</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Karabulut ise kanser hastaları için yol haritası çizip, birlikte yol aldıklarını dile getirerek, yapay zekanın fikir verdiğini, tanı ve tedavide kolaylık sağlayabildiğini ancak hastanın hikayesinin sonuç kısmını veremeyeceğini söyledi.</p><p>Derneğin Yönetim Kurulu üyelerinden Prof. Dr. Şendur da kanser alanında son yıllardaki gelişmelerin baş döndürücü olduğunu ifade etti.</p><p>Özellikle hedefli tedavilerle başlayan kemoterapiden sonraki başarının immünoterapilerle taçlandığını anlatan Şendur, 'Son zamanlarda yapılan çalışmalar gösterdi ki kanserde beş yıllık yaşam net olarak ikiye katlandı. Özellikle son otuz yıla göre baktığınızda hem dünyada hem ülkemizde gerçekten de farkındalık oluştu.' diye konuştu.</p><p>Şendur, yenilikçi ve kişiye özel tedaviler sayesinde hastaların daha uzun yaşadığına dikkati çekerek, doğru ellerde doğru tedaviyle bunun başarıldığını bildirdi.</p><p>Kovid-19 dönemindeki mRNA aşılarının kanser tedavisinde motivasyon yarattığına işaret eden Şendur, mRNA aşılarının gerek tek başına gerekse immünoterapilerle beraber kombine kullanıldığında ilk çalışma sonuçlarının pozitif olduğunu belirtti.</p><p>Prof. Dr. İmamoğlu ise kanserin üçte birinin önlenebileceğini, obezitenin sigara kadar kanser riskini artırdığını dile getirerek, bunun için yaşam tarzı değişiklinin önemli olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/immunoterapiler-de-kanser-tedavisinde-kolaylik-sagliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/immunoterapiler-de-kanser-tedavisinde-kolaylik-sagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="62510"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kaygı bozukluğuyla mücadelede ilaçtan önce yaşam tarzı değişikliği' önerisi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/kaygi-bozukluguyla-mucadelede-ilactan-once-yasam-tarzi-degisikligi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/kaygi-bozukluguyla-mucadelede-ilactan-once-yasam-tarzi-degisikligi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar: - 'Kaygı bozukluğundan korunmak için her birimiz kendi yapabileceğimiz şeye odaklanmalıyız. Bizi aşan, çözemeyeceğimiz büyük dertler için kaygı üretmeyi bırakmalıyız']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - AYŞE YILDIZ - Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, insanların kendisini aşan, çözemeyeceği sorunlar için kaygı üretmemesi gerektiğini belirtti.</p><p>Sayar, TAP tarafından '17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi/Psikoterapi Kongresi' için geldiği Antalya'da, AA muhabirine, kaygının dünyada çok yaygın bir rahatsızlık olduğunu söyledi.</p><p>Belirsizlik arttıkça kaygının da arttığını dile getiren Sayar, toplumda bir konuda gelecekle ilgili öngörü yoksa ve geleceği insanlar 'Tamamen üzerimize paldır küldür gelen' bir şey gibi algılıyorsa kaygı bozukluklarının o toplumda artmaya başladığını ifade etti.</p><p>İş, ekonomik problemler, siyasi belirsizlikler başta olmak üzere birçok etkenin kaygı bozukluklarının artmasına yol açabildiğini belirten Sayar, şunları kaydetti:</p><p>'Dünya çok enteresan bir dönemden geçiyor. Çok kolaylıkla gücün hakkı, hakkın gücünün önüne geçebiliyor. Yani ben güçlüyüm diyen bir insan, 'gücü, gücüne yetene' mantığını çok kolaylıkla uygulayabilir hale geldi. Bu bütün dünyada küresel bir kaygı pandemisine yol açtı. Yani yarın bugünden daha mı kötü olacak? Çünkü ümit duygusu insana şu hissi verir. Yarın daha güzel olacak hissi verir. İnsan giderek ümidini kaybetmeye, yarının daha kötü şeyler getirebileceğini düşünmeye başladı. Zaten pandemiden hasarlı olarak çıkan dünya toplumları, bir de bu küresel savaşlarla beraber daha da fazla yara almış durumdalar.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sayar, ekonomik belirsizliğin, iş güvencesinin yeterince olmamasının insanlardaki kaygıyı tetiklediğine dikkati çekti.</p><p>- 'Yapabileceğimizin en iyisini yapmaya gayret etmeliyiz'</p><p>Kaygı bozukluğundan korunmanın önemine işaret eden Sayar, 'Kaygı bozukluğundan korunmak için her birimiz kendi yapabileceğimiz şeye odaklanmalıyız. Bizi aşan, çözemeyeceğimiz büyük dertler için kaygı üretmeyi bırakmalıyız. 'Kendi küçük köşemizde, hayatımızda ne yapabiliriz? Neyi iyi yaparsak her şey daha iyi olur?' Bunlara odaklanmalı, yapabileceğimizin en iyisini yapmaya gayret etmeliyiz.' diye konuştu.</p><p>Sayar, kaygı bozukluğu tedavi edilmediği takdirde insanın çalışamamasına, hayattan kopmasına, hayatının felç olmasına, üretememesine ve toplumda var olamamasına neden olduğunu söyledi.</p><p>Kaygının insanı mutsuz ve işlevsiz hale getirdiğinin altını çizen Sayar, insanların düşünce tarzlarını, yaşam biçimlerini değiştirerek birtakım kaygı bozukluklarını düzeltebileceğini dile getirdi.</p><p>Prof. Dr. Sayar, üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren insanların kaygı bozukluğunun düzeltilmesinde herhangi bir aşama kat edemezse hekimlerden yardım istemesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/kaygi-bozukluguyla-mucadelede-ilactan-once-yasam-tarzi-degisikligi-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/04/agency/aa/kaygi-bozukluguyla-mucadelede-ilactan-once-yasam-tarzi-degisikligi-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="71700"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
