<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Flash Haber Londra</title>
    <link>https://flashhaberlondra.com</link>
    <description>Flash Haber Londra</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://flashhaberlondra.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 11:31:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Menisküs yırtığında doğru tanı tedavi sürecinin en önemli aşaması]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/meniskus-yirtiginda-dogru-tani-tedavi-surecinin-en-onemli-asamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/meniskus-yirtiginda-dogru-tani-tedavi-surecinin-en-onemli-asamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru: - 'Özellikle dizde kilitlenme hissi dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir bulgudur']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru, menisküs yırtığında doğru tanının tedavi sürecinin en önemli aşamalarından biri olduğunu belirtti.​​​​​​​<br></p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, hem gençlerde hem de ileri yaş grubunda sık görülen ortopedik şikayetler arasında yer alan diz ağrıları, özellikle spor yapan bireylerde, yoğun tempoda çalışanlarda ve yaşlılarda yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.</p><p>Menisküsün diz ekleminde yük dağılımını sağlayan ve eklem yüzeylerini koruyan özel bir kıkırdak yapı olduğunu belirten Doç. Dr. Kuru, günlük pratikte diz ağrılarının önemli bir kısmının kas dengesizlikleri, aşırı yüklenme ve zorlanmaya bağlı gelişebildiğini aktardı.</p><p>Bu nedenle doğru tanının, tedavi sürecinin en önemli aşamalarından biri olduğunun altını çizen Kuru, özellikle uzun süren ağrılarda uzman değerlendirmesinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Kuru, menisküs yırtıklarının yalnızca sporcularda görülen bir problem olmadığını, genç bireylerde ani dönme hareketleri, spor yaralanmaları ve zorlanmalar sonrası da ortaya çıkabildiğini kaydetti. </p><p>Menisküs yırtıklarının toplumun geniş bir kesimini etkileyen yaygın bir hastalık olduğunu aktaran Kuru, 'İleri yaş grubunda ise eklem yapısındaki dejeneratif değişiklikler ön plana çıkıyor. Bu nedenle menisküs yırtıkları toplumun geniş bir kesimini etkileyen yaygın bir sağlık sorunu haline geliyor.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>- 'Her MR bulgusu klinik olarak anlamlı değildir'</p><p>Kuru, menisküs yırtıklarında sık görülen belirtilerin diz ağrısı, hareket sırasında zorlanma, takılma hissi ve merdiven inip çıkarken artan şikayetler olduğunu belirtti.</p><p>Menisküs yırtıklarının tanısında önceliğin ayrıntılı fizik muayene olduğunu vurgulayan Kuru, şöyle devam etti:</p><p>'Özellikle dizde kilitlenme hissi dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir bulgudur. Bazı hastalar dizlerini tam açıp kapatmakta zorlanıyor. Uzun süre devam eden şikayetler günlük yaşamı ciddi şekilde etkiliyor. Deneyimli bir değerlendirme çoğu zaman güçlü ipuçları veriyor. Manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemi yırtığın yerini ve tipini belirlemede önemli rol oynuyor. Her MR bulgusu klinik olarak anlamlı değildir ve görüntüleme sonuçlarının mutlaka muayene bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.' </p><p>Kuru, her menisküs yırtığının ameliyat gerektirmediğini aktararak, küçük ve şikayete neden olmayan yırtıklarda konservatif tedavi yöntemlerinin tercih edilebildiğini kaydetti. </p><p>Hastaların iyileşme sürecine de değinen Kuru, 'Dizde kilitlenme olması, günlük yaşamın belirgin şekilde etkilenmesi veya sporcularda performans kaybı yaşanması durumunda cerrahi tedavi ön plana çıkıyor. Günümüzde menisküs cerrahisi büyük oranda artroskopik yani kapalı yöntemlerle yapılıyor. Bu yöntem sayesinde hastaların iyileşme süreci belirgin şekilde hızlanıyor.' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kuru, menisküsün dizin yük dağılımında kritik rol oynadığını belirterek, tedavi edilmeyen yırtıkların zamanla kıkırdak hasarına, erken kireçlenmeye ve kronik ağrıya yol açabildiğini aktardı.</p><p>Erken tanı ve doğru tedavinin önemine işaret eden Kuru, şunları kaydetti:</p><p>'Diz sağlığını korumak için kilo kontrolünün sağlanması, kas güçlendirme egzersizlerinin yapılması ve ani zorlayıcı hareketlerden kaçınılması gerekiyor. Erken tanı ve doğru tedavi sayesinde hastalar günlük yaşamlarına ve aktif hayatlarına güvenle dönüyor.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/meniskus-yirtiginda-dogru-tani-tedavi-surecinin-en-onemli-asamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/meniskus-yirtiginda-dogru-tani-tedavi-surecinin-en-onemli-asamasi.jpg" type="image/jpeg" length="26982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da düzenlenen '3. UJOD Kongresi' 3 bin kadın sağlığı uzmanını buluşturdu]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (UJOD) tarafından Antalya'da bu yıl 3'üncüsü düzenlenen 'UJOD Kongresi'nde 3 bin yerli ve yabancı kadın sağlığı uzmanı bir araya geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dernekten yapılan açıklamaya göre, Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde organize edilen kongre, 'Bilim ve Eleştirel Düşünce ile Değişim' temasıyla gerçekleştirildi.</p><p>Kadın sağlığının önde gelen isimlerinin yer aldığı kongrede, kapsamlı bilimsel program sunuldu. Yerli ve yabancı uzmanlar, menopoz döneminde hormon tedavilerinden gebeliğe, kadın hastalıkları tedavilerindeki güncel gelişmelere kadar birçok konuyu ele aldı.</p><p>UJOD Derneği Başkanı Prof. Dr. Eray Çalışkan, kongrede uzun yıllar tartışma konusu olan Hormon Replasman Tedavisine (HRT) ilişkin güncel kılavuzların ve klinik bulguların oturumlarda değerlendirildiğini ifade etti.</p><p>Kongre bünyesindeki meslek kurslarının da katılımcıların yoğun ilgisini çektiğini anlatan Çalışkan, şunları kaydetti:</p><p>'Kadın sağlığında yenilenme, gençleştirme ve fonksiyonel bozuklukların giderilmesine yönelik yeni yaklaşımlar da kongremizin dikkat çeken oturumları arasında yer aldı. Düşük yumurtalık rezervine sahip kadınlarda Eksozom ve PRP (Platelet-Rich Plasma) uygulamalarının birlikte kullanımına ilişkin güncel veriler ve klinik deneyimler paylaşıldı.'</p><p>Çalışkan, derneklerinin ana hedefinin ülkedeki kadın sağlığının geliştirilmesine katkı sunmak olduğunu belirterek, mesleki eğitimde standardizasyon ve kaliteyi ön plana çıkarmak, mesleki sorunlara çözüm üretmek ve en güncel bilimsel yenilikleri hekimlerle buluşturmak amacıyla çalışmaları sürdürdüklerini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu.jpg" type="image/jpeg" length="71775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İngiltere'de Türk bilim insanının liderliğindeki araştırma tıpta yeni tedavi yöntemlerine ışık tutuyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/ingilterede-turk-bilim-insaninin-liderligindeki-arastirma-tipta-yeni-tedavi-yontemlerine-isik-tutuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/ingilterede-turk-bilim-insaninin-liderligindeki-arastirma-tipta-yeni-tedavi-yontemlerine-isik-tutuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İnsan genetiği alanında çalışmalar yapan Dr. Mine Köprülü'nün başyazarı olduğu uluslararası çalışma, biyolojik veri analizleri ile insan biyolojisi, hastalık mekanizmaları ve ilaç geliştirme süreçleri için yeni bilimsel veriler sunuyor - Halihazırda alanında dünyanın en geniş kapsamlı araştırması olan bu çalışma, mevcut ilaçların farklı hastalıklarda da değerlendirilmesinin önünü açıyor - Dr. Köprülü: - 'Bir Türk bilim insanı olarak çok mutlu ve gururluyum. (Çalışma) Umuyorum, benim gibi bilime kendini adayan Türk bilim insanlarına da başarabilecekleri şeyler konusunda umut olur']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>LONDRA (AA) - ZUHAL DEMİRCİ - İngiltere'de Türk bilim insanı Dr. Mine Köprülü'nün başyazarı olduğu ve dünyaca ünlü 'Cell' bilim dergisinde yayımlanan uluslararası araştırma, hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılması, yeni ilaç hedeflerinin keşfi ve mevcut ilaçların farklı hastalıklarda da kullanılabilmesi açısından dikkati çekici bulgular ortaya koydu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Son 20 yılda yüz binlerce kişinin katılımıyla yürütülen genetik araştırmalar, bilim insanlarına önemli veriler sağladı ancak bu verilerin doğrudan yeni tedavilere dönüşmesi, hastalıkların biyolojik mekanizmalarının karmaşıklığı nedeniyle sınırlı kaldı. Türk bilim insanı Köprülü'nün liderliğindeki yeni araştırma ise odağı kandaki proteinlere çevirerek genetik yapı ile hastalıklar arasındaki bağlantıyı daha anlaşılır hale getirmeyi amaçlıyor.</p><p>Dünyanın saygın bilim dergilerinden Cell'de yayımlanan ve halihazırda alanında dünyanın en geniş kapsamlı araştırması olan bu çalışma, 89 kurumdan 118 bilim insanının katkısıyla hazırlandı. Bu proteogenomik araştırmada, toplam 78 binden fazla kişinin verisi incelenerek kandaki proteinlerin genetik yapısı analiz edildi ve hastalıkların altında yatan biyolojik mekanizmalar ele alındı.</p><p>Londra Queen Mary Üniversitesi bünyesindeki Precision Healthcare Üniversite Araştırma Enstitüsünde (PHURI) akademisyen olarak görev yapan ve Cambridge Üniversitesi ile Berlin Institute of Health (BIH) bünyesinde de çalışmalar yürüten Köprülü, liderlerinden olduğu yeni çalışmanın detaylarını ve bilim dünyası açısından önemini AA muhabirine anlattı.</p><p>Uzmanlık alanının insan genetiği, biyobanka ölçeğinde biyolojik veri analizleri ve biyoinformatik olduğunu belirten Köprülü, araştırmalarında hastalıkların moleküler mekanizmalarını anlamaya ve yeni ilaç hedefleri geliştirmeye odaklandığını ifade etti.</p><p>Köprülü, geleneksel tıp yöntemlerinin büyük ölçüde hastalıkların dışarıdan görülen belirtilerine odaklandığını ancak insan vücudunda hastalık ortaya çıkmadan önce çok sayıda moleküler değişimin başladığını söyledi.</p><p>Araştırmalarının, tam olarak bu görünmeyen biyolojik süreçleri anlamaya odaklandığını vurgulayan Köprülü, 'Bizim araştırmamız tam olarak bunların görünmeyen kısmına odaklanıyor çünkü gerçekten tarihte ilk defa yüksek çözünürlükle moleküler değişiklikleri gözlemlemeye, bilmeye başladık.' dedi.</p><p>- 'Araştırma 89 kurumdan 118 bilim insanını bir araya getirdi'</p><p>Köprülü, 2023'te yalnızca 3 bin kişilik veri seti üzerinde yürüttükleri önceki çalışmalarda dahi diyabet ve MS gibi hastalıklar için yeni ilaç hedefleri keşfettiklerini aktararak bu yaklaşımın, bilim dünyasında büyük heyecan oluşturduğunu dile getirdi.</p><p>Bu hafta yayımlanan yeni araştırmada ise aynı yaklaşımın 78 bin kişilik veri setine taşındığını ifade eden Köprülü, çalışmanın proteogenomik alanında bugüne kadar yapılan en büyük araştırma olduğunu vurguladı.</p><p>Araştırmada Cambridge Üniversitesi, Oxford Üniversitesi, Berlin Institute of Health (BIH) ve Londra Queen Mary Üniversitesi dahil 89 kurumdan 118 bilim insanının bir araya geldiğini aktaran Köprülü, çalışmanın onlarca ülkeden verileri kapsadığının altını çizdi.</p><p>Köprülü, insan biyolojisinin son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğuna işaret ederek 'Hastalıkları, vücudumuzu ve bunun moleküler boyutta işleyişini anlayabilmemiz için gerçekten çok büyük verilere ihtiyacımız var. Bu yayınladığımız çalışma ilk defa gerçekten bu sayılara ulaşıp bize daha önce gözlemleme şansımız olmayan sağlık verileri sunuyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Yüzden fazla yeni ilaç hedefi keşfettik'</p><p>Bilim insanı Köprülü, araştırmanın yalnızca temel bilim açısından değil, yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesi açısından da önemli sonuçlar ortaya koyduğunu belirterek kalp hastalıkları, tansiyon ve diyabet gibi toplumda yaygın görülen birçok hastalığın altında yatan moleküler mekanizmaların halen tam olarak anlaşılamadığını söyledi.</p><p>Araştırmada çok sayıda hastalık için yeni ilaç hedefleri keşfettiklerini belirten Köprülü, şunları kaydetti:</p><p>'Bu, çok heyecanlı ancak bence bu araştırmanın başka bir heyecanlı tarafı da mevcut ilaçların farklı hastalıklarda kullanılabilmesinin önünü açacak bilimsel veriler, bilimsel ipuçları keşfettik. Halihazırdaki bir ilacın dışarıdan bakıldığında alakasız görünen farklı bir hastalık için kullanılabilmesi demek, bütün bu aşamaları atlayıp var olan ilacın hastalara çok daha çabuk ulaşabilmesi, çok daha çabuk fayda sağlayabilmesi demek.'</p><p>Köprülü, araştırmada sedef hastalığında kullanılan bir ilacın bazı iltihaplı romatizma türlerinde de etkili olabileceğine yönelik önemli bulgular elde ettiklerini aktararak, moleküler düzeyde yapılan analizlerin dışarıdan birbirinden tamamen farklı görünen hastalıklar arasında ortak biyolojik mekanizmalar keşfedilmesini sağladığını ifade etti.</p><p>Mine Köprülü, 'Geleneksel tıp yaklaşımında dışarıdan baktığımızda çok farklı hastalıklar gibi duran durumların, aslında moleküler düzeyde ortak mekanizmalara sahip olduğunu görebiliyoruz.' diye konuştu.</p><p>- 'Türkiye'de aldığım eğitimin temelleri beni bugünlere taşıdı'</p><p>Köprülü, söz konusu araştırmanın Cell gibi dünyaca saygın bir bilim dergisinde yayımlanmasının kendisi açısından büyük anlam taşıdığını dile getirerek şunları söyledi:</p><p>'Bir Türk bilim insanı olarak çok mutlu ve gururluyum. Gerçekten Türkiye'de aldığım eğitimin temelleri beni bugünlere taşıdı. Her zaman umuyorum ki yaptığımız bu kadar büyük, gerçekten ülkeler arası işbirliğine el veren çalışmalar ülkemizde de ve dünyada da birçok hastanın sağlık sektörüne faydası olacak. Umuyorum, benim gibi bilime kendini adayan Türk bilim insanlarına da başarabilecekleri şeyler konusunda umut olur.'</p><p>Köprülü, ayrıca, PHURI Direktörü ve BIH Profesörü Claudia Langenberg, BIH Profesörü Maik Pietzner ve Oxford Üniversitesinde akademisyen Dr. Karl Smith-Byrne başta olmak üzere çalışmada görev alan tüm bilim insanlarına ve araştırmaya katkı sunan katılımcılara teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İngiltere</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/ingilterede-turk-bilim-insaninin-liderligindeki-arastirma-tipta-yeni-tedavi-yontemlerine-isik-tutuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aa-yeni.tebilisim.com/anadolu/41417194.jpg" type="image/jpeg" length="61680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar hipertansiyonun artık genç yaşlarda da görüldüğünü belirtti]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/uzmanlar-hipertansiyonun-artik-genc-yaslarda-da-goruldugunu-belirtti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/uzmanlar-hipertansiyonun-artik-genc-yaslarda-da-goruldugunu-belirtti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdinç Yavuz: - 'Özellikle obezitenin yoğunlaşması, insülin direncinin artması, bel çevresinin genişlemesiyle 30'lu yaşlarda hipertansiyonu görmeye başladık']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (AA) - 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi, 'Yapay Zeka Çağında Aile Hekimliği' ana temasıyla Samsun'da yapılıyor.</p><p>16-19 Mayıs 2026 tarihlerinde Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon'da düzenlenen kongrede, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yüksek tansiyonla mücadele ve farkındalık konuları öne çıktı.</p><p>Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdinç Yavuz, burada yaptığı konuşmada, hipertansiyon için farkındalık oluşturmak amacıyla oturumlar düzenlediklerini söyledi.</p><p>Yavuz, 'Hipertansiyon, yani yüksek tansiyonu sessiz katil olarak nitelendiriyoruz. Hipertansiyon kalp krizine, inmeye, felce, kalp yetmezliğine ve kronik böbrek yetmezliğine neden oluyor. Birçok diyaliz hastasının diyalize girmesinin sebebi yüksek tansiyon. Hipertansiyon bazen semptom vermeyebiliyor. Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor.' dedi.</p><p>Yapılan araştırmalar sonucunda tansiyon hastalarının sadece yarısının hastalıklarının farkında olduğunun görüldüğüne dikkati çeken Yavuz, 'Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısı, yarısına yakınının tansiyonlarının kontrol altında olduğunu gösteriyor. Oysa tansiyonlarımız kontrol altında olmadığında biz kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi hastalıklara eğilimli hale geliyoruz. O yüzden bugün çok önemli, bu farkındalığı yaratmak önemli. Bizim önerimiz, vatandaşlarımızın aile sağlığı merkezlerinde kayıtlı olduğu aile hekimlerine düzenli olarak giderek tansiyonlarını ölçtürmelerini, varsa ellerinde bir tansiyon aletiyle yine tansiyonlarını ölçmelerini eğer bir yükseklik saptarlarsa, tanının ve tedavinin gerçekleştirmesi için kayıtlı olduğu aile hekimlerine başvurmaları çok önemli.' diye konuştu. </p><p>Tansiyon tanısı almış hastaların izlenmesinin son derece önemli olduğunu dile getiren Yavuz, şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Yaşam biçimi değişikliği önemli, hala ülkemizde tuz sıkıntımız oldukça fazla, ekmekte bile çok yüksek oranda tuz var maalesef. Salatalarımıza tuz ekliyoruz, peynirimiz tuzlu, zeytinimiz tuzlu. Kahvaltıda böyle başlıyoruz güne. O yüzden de tansiyonları kontrol altına almak zor oluyor. Tansiyon hastalarımız için önerimiz tansiyon ölçmeye devam etmeleri. Bir yükseklik saptarlarsa mutlaka aile sağlığı merkezlerine, hekimlerine başvurmaları, gerekirse ilaç değişimi, doz değişimi ve yine bu yaşam biçimi değişimi, tuzu azaltmak, yürüyüş yapmak, egzersiz yapmak ve doğru beslenmek önemli hale geliyor.'</p><p>İstatistiksel olarak Türkiye'deki erişkinlerin üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, 'Farkındalığımız çok düşük. Bizim amacımız, hastalarımız içinde tansiyon hastası olanları tespit etmek ve onlara uygun tedavi vererek izlemek. İzlem de en az tanı koymak, tedavi etmek kadar önemli.' ifadesini kullandı.</p><p>- Hipertansiyon artık yaşlı hastalığı değil</p><p>Hipertansiyonun yaşlı hastalığı olarak bilindiğini ancak artık çok genç yaşlarda da görülmeye başlandığını söyleyen Yavuz, 'Özellikle obezitenin yoğunlaşması, insülin direncinin artması, bel çevresinin genişlemesiyle biz 30'lu yaşlarda hipertansiyonu görmeye başladık. Hatta kılavuzlar artık kırklı yaşlardan itibaren tedavi ya da izleme önerirken artık bu çok daha erken yaşlara düştü. Bakanlığımızın önerisi de 18 yaşın üzerindeki her yetişkinin yılda bir kere tansiyonunu ölçtürmesi. Yani artık tansiyonu bir yaş sahası olarak görmüyoruz. Tüm yaş gruplarında mutlaka en azından ölçüyoruz, tarıyoruz. Eğer saptarsak da uygun tedavi verip izlemeye başlıyoruz.' dedi.</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Samsun, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/uzmanlar-hipertansiyonun-artik-genc-yaslarda-da-goruldugunu-belirtti</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/uzmanlar-hipertansiyonun-artik-genc-yaslarda-da-goruldugunu-belirtti.jpg" type="image/jpeg" length="11508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tütün kullanımı beyin korteksinde incelmeye neden oluyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/tutun-kullanimi-beyin-korteksinde-incelmeye-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/tutun-kullanimi-beyin-korteksinde-incelmeye-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy: - 'Tütün kullanımının özellikle beyin korteksinde incelmeye sebep olduğu ve beyin damarlarını etkilediği son yayınlarda gösterilmiştir' - 'Beyin korteksindeki incelme unutkanlık, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve kişilik değişikliğine yol açan bozukluklara sebep olmaktadır. Bazı hastalarda ise depresyon benzeri bulgular ortaya çıkabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - DİLHAN TÜRKER YILDIZ - Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, tütün kullanımının, düşünme, hafıza, dikkat, karar verme, davranış kontrolü gibi bilişsel işlevleri yöneten beyin korteksinde incelmeye yol açabildiğini belirterek bu durumun unutkanlık, dikkat bozukluğu ve kişilik değişiklikleri gibi sorunlara neden olabileceğini bildirdi. </p><p>Doç. Dr. Gürsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tütün kullanımının yalnızca akciğeri değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini söyledi.</p><p>Sigaranın beyinde yol açtığı hasara ilişkin bilgi veren Gürsoy, 'Tütün kullanımının özellikle beyin korteksinde incelmeye sebep olduğu ve beyin damarlarını etkilediği son yayınlarda gösterilmiştir.' dedi.</p><p>Gürsoy, beyin korteksinin ise düşünme, konuşma, hafıza ve karar verme gibi bilişsel işlevleri yöneten en önemli beyin bölgesi olduğuna dikkati çekerek 'Beyin korteksindeki incelme unutkanlık, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve kişilik değişikliğine yol açan bozukluklara sebep olmaktadır. Bazı hastalarda ise depresyon benzeri bulgular ortaya çıkabilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sigara kullanım süresi ve miktarının beyindeki korteks incelmesini doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Gürsoy, sigaranın içindeki toksinlerin, özellikle beynin işlevini sağlayan nöronları etkilediğini aktardı.</p><p>- 'Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de beyin hasarına yol açıyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Nöronlardaki toksik hasarın hücre ölümüne yol açtığını belirten Gürsoy, bu durumun Alzheimer gibi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabildiğini, beyin damar sağlığının bozulmasına bağlı olarak da inme gibi nörolojik hastalıkların gelişebildiğini dile getirdi.</p><p>Doç. Dr. Gürsoy, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de nikotin içermesi nedeniyle beyin hücrelerine zarar verdiğini ve beyin hasarına yol açtığını söyledi.</p><p>Sigaraya genç yaşta başlanmasının riskleri artırdığına işaret eden Gürsoy, 'Sigara kullanım süresi uzadıkça beyindeki hasar artmakta, tüketim miktarı yükseldikçe de hücre ölümü hızlanmaktadır. Alışkanlığa erken yaşta başlamak, demans ve inme riskini öne çekebileceği gibi dikkat ile öğrenme bozukluklarına da yol açabilir. Uzun süreli sigara kullanımında ise davranış değişiklikleri gözlenebilir.' diye konuştu.</p><p>- 'Pasif içicilik beyin sağlığını etkiliyor'</p><p>Sigaranın bırakılmasının ardından beynin kendini toparlama sürecinin oldukça uzun sürdüğüne dikkati çeken Doç. Dr. Gürsoy, 'Sigarayı bırakan kişilerde beyin hücrelerinin yeniden toparlanabilmesi için yaklaşık 25 yıllık bir süreye ihtiyaç duyulabiliyor. Pasif içicilik de beyin sağlığını etkiliyor. Özellikle dumanda mevcut olan kimyasal maddeler ve ağır metaller kişinin beyin sağlığını etkileyen faktörlerden bir tanesi.' ifadelerini kullandı.</p><p>Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, beyin sağlığının korunması için tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayarak, özellikle çocukların ve gençlerin bu ürünlerden korunmasının büyük önem taşıdığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/tutun-kullanimi-beyin-korteksinde-incelmeye-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/tutun-kullanimi-beyin-korteksinde-incelmeye-neden-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="91572"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boyun fıtığı belirtileri nörolojik hastalıklarla karıştırılabiliyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/boyun-fitigi-belirtileri-norolojik-hastaliklarla-karistirilabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/boyun-fitigi-belirtileri-norolojik-hastaliklarla-karistirilabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Kadıköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Çolak: - 'Uzun süredir devam eden şikayetlerde yalnızca ağrıya odaklanılmamalı. Kişinin nörolojik muayenesinin dikkatli şekilde yapılması, önem taşıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Kadıköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Çolak, elde uyuşma, yürümede dengesizlik ve kas güçsüzlüğü gibi belirtilerin çoğu zaman nörolojik hastalıklarla ilişkilendirilse de omurilik üzerinde baskı oluşturan boyun fıtıklarının da benzer şikayetlere yol açabileceğini belirtti.<br></p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, sinir sistemi hastalıklarında görülen bazı belirtiler birbirine benzer özellikler taşıyabiliyor. Kollarda uyuşma, denge kaybı, yürümede zorlanma ve ince motor hareketlerde bozulma gibi şikayetler yalnızca nörolojik hastalıklarda değil, omurga kaynaklı sorunlarda da görülüyor.<br></p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Ahmet Çolak, boyun omurlarında gelişen bazı disk problemlerinin omurilik üzerinde baskıya neden olarak multiple skleroz ile benzer bulgular oluşturabildiğini belirterek, ileri derecede boyun fıtığı bulunan kişilerde sinir iletiminde bozulmalar görülebileceğini ve tanı sürecinde ayrıntılı değerlendirmenin önem taşıdığını aktardı.<br></p><p>Çolak, boyun bölgesindeki omurlar arasında yer alan disklerin zamanla yıpranabildiğini, bazı durumlarda bu yapıların omurilik kanalına doğru taşarak baskı oluşturabildiğini kaydetti.<br></p><p>Omuriliğin etkilenmesi durumunda yalnızca boyun ağrısı değil, tüm vücudu ilgilendiren belirtilerin ortaya çıkabileceğine dikkati çeken Çolak, 'Boyun fıtığı çoğu zaman yalnızca ağrı yapan bir problem olarak düşünülüyor. Ancak omurilik üzerinde baskı geliştiğinde tablo değişebiliyor. Elde beceri kaybı, düğme iliklemekte zorlanma, yürümede dengesizlik, bacaklarda güçsüzlük ve uyuşma görülebiliyor. Bu belirtiler bazı nörolojik hastalıklarla benzerlik gösterebildiği için ayrıntılı değerlendirme önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.<br></p><p>Çolak, bazı hastalarda omurilik baskısının sinsi şekilde ilerleyebildiğini ve belirtilerin zaman içinde arttığını belirterek, uzun süredir devam eden şikayetlerde yalnızca ağrıya odaklanılmaması gerektiğini, kişinin nörolojik muayenesinin dikkatli şekilde yapılmasının önem taşıdığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Masa başı yaşam tarzı olumsuz etkiliyor'</p><p>Omurilik baskısının ilerlemesi durumunda günlük yaşam aktivitelerinde belirgin zorlanmalar görülebileceğini bildiren Çolak, el becerilerinde azalma, sık düşme, yürümede yavaşlama ve denge problemlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.<br></p><p>Boyun omurgasının yaş almayla doğal değişikliklere uğrayabildiğini hatırlatan Çolak, masa başı yaşam tarzı, hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarının da omurga sağlığını olumsuz etkileyebildiğini kaydetti.<br></p><p>Çolak, uyuşma ve güç kaybı gibi belirtilerin farklı sağlık sorunlarında ortaya çıkabileceğini ve kişilerin internet üzerinden yapılan yorumlarla kaygıya kapılmaması gerektiğini belirterek, değerlendirme sürecinde klinik muayene ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte ele alındığını aktardı.<br></p><p>Boyun sağlığını korumak için düzenli hareketin, doğru postür alışkanlıklarının ve uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmanın önem taşıdığını vurgulayan Çolak, masa başında çalışan kişilerin boyun ve sırt kaslarını destekleyecek egzersizlere günlük yaşamda yer vermesinin, omurga sağlığı açısından fayda sağlayabileceğini bildirdi.<br></p><p><p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/boyun-fitigi-belirtileri-norolojik-hastaliklarla-karistirilabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/boyun-fitigi-belirtileri-norolojik-hastaliklarla-karistirilabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="59129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Seher, ince bağırsak nakliyle aylar sonra çok özlediği ekmeği yiyebildi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/genc-seher-ince-bagirsak-nakliyle-aylar-sonra-cok-ozledigi-ekmegi-yiyebildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/genc-seher-ince-bagirsak-nakliyle-aylar-sonra-cok-ozledigi-ekmegi-yiyebildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İzmir'de ince bağırsağının fonksiyonunu yitirmesi nedeniyle 9 aydır serumla beslenen Seher Mavi, nakille sağlığına kavuştu - 21 yaşındaki Mavi: - 'En çok ekmek yemeği özledim. 9 ay boyunca hiçbir şekilde ekmek yemedim']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir'de ince bağırsak nakli beklediği 9 ay boyunca katı yiyeceklerden uzak durmak zorunda kalan 21 yaşındaki hasta, naklin ardından en çok özlediği ekmeği yemenin mutluluğunu yaşadı.</p><p>Mersin'in Mut ilçesinde yaşayan Mavi, geçen yılın haziran ayında şiddetli karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu.</p><p>Kısa bağırsak sendromu teşhisi konulan genç, 3 kez ameliyat geçirdi. Mavi, süreçte ince bağırsak fonksiyonunu yitirince ince bağırsak nakli için İzmir'deki Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.</p><p>Hastane odasında annesiyle birlikte 9 aydır kadavradan uyumlu ince bağırsak bekleyen Mavi, bu süreçte katı yiyeceklerden uzak durdu, serumla beslendi. Genç kızın beklediği haber 23 Nisan'da geldi.</p><p>Nakil ameliyatıyla sağlığına kavuşan Mavi, normal beslenmeye döndü, çok özlediği ekmeği yemenin mutluluğunu yaşadı.</p><p>- 'İlk ekmek yedim'</p><p>Seher Mavi, AA muhabirine nakil beklerken zor günler yaşadığını söyledi.</p><p>Uyumlu bağırsak bulunduğunu öğrendiğinde çok heyecanlandığını anlatan Mavi, 'O gün gece 03.00'te ameliyat olduğum zamana kadar hiç uyumadım. Bana mutlu haberi hemşireler getirdi. 9 ay bekledim, kolay değil.' dedi.</p><p>Mavi, hayatı boyunca unutamayacağı bir 23 Nisan yaşadığını, hayatına yeni bir başlangıç yaptığını ifade ederek, 'En çok ekmek yemeği özledim. 9 ay boyunca hiçbir şekilde ekmek yemedim. İlk ekmek yedim. Ağzıma alıp yutabildiğimi hissettiğimde, ağrı vermeden sindirebildiğimi fark ettiğin an o kadar mutluydum ki.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Daha önce öğretmen olmayı istediğini söyleyen Mavi, ancak hemşireleri gördükten sonra insanların hayatına dokunmak için hemşire olmaya karar verdiğini belirtti.</p><p>Mavi, organ nakli bekleyenlerin umutlarını kaybetmemeleri gerektiğini söyledi.</p><p>Anne Huriye Mavi de kızının iyileşmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.</p><p>Kızı nakil beklerken tiroid kanseri teşhisi konulduğunu anlatan Mavi, 'Ameliyat olduktan sonra iyi oldum. Boğazımda hafifleme oldu. İlk haberi aldığımda kötü oldum. Şimdi atom tedavisi alacağım, 15 gün Seher'i hiç görmeyeceğim. Seher daha önemliydi. Benim hastalığın bir şekilde halledilecek bir şeydi.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Yaklaşık 4 metre uzunluğunda bir ince bağırsağı naklettik'</p><p>Hastanenin ince bağırsak nakil sorumlusu Opr. Dr. Göksever Akpınar ise nakil ameliyatının başarılı geçtiğini, Mavi'nin aylar sonra ağızdan beslenmeye başladığını söyledi.</p><p>Kadavradan yapılan ince bağırsak nakillerinin az olduğuna dikkati çeken Akpınar, şöyle devam etti:</p><p>'Seher çok büyük yapılı bir kişi olmadığı için, daha büyük yapılı bir kadavradan alınan ince bağırsağın belirli bir kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Yaklaşık 40 santimetrelik bir kısmı çıkardık. Yaklaşık 4 metre uzunluğunda bir ince bağırsağı naklettik.'</p><p>Hastanenin başhekimi Prof. Dr. Savaş Yakan da hastanelerinin Türkiye'de ince bağırsak nakli yapan 5 hastaneden biri olduğunu aktardı. </p><p>Yakan, Türkiye'de 2026 yılında ikinci ince bağırsak naklini gerçekleştiren hastane olduklarını belirterek, hayata geçirdikleri projelerle vatandaşlara en iyi sağlık hizmetini sunmak istediklerini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/genc-seher-ince-bagirsak-nakliyle-aylar-sonra-cok-ozledigi-ekmegi-yiyebildi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/genc-seher-ince-bagirsak-nakliyle-aylar-sonra-cok-ozledigi-ekmegi-yiyebildi.jpg" type="image/jpeg" length="22895"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemşire iki kardeş aynı hastanede omuz omuza mesai yapıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/hemsire-iki-kardes-ayni-hastanede-omuz-omuza-mesai-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/hemsire-iki-kardes-ayni-hastanede-omuz-omuza-mesai-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Bitlis Devlet Hastanesinde ağabeyi Enver ile 11 yıldır aynı serviste çalışan Emrah Şimşek: - Ağabey-kardeşin birlikte çalışmasının en büyük avantajı tecrübe paylaşımıdır. Bu sayede hastalara daha verimli hizmet sunuyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BİTLİS (AA) - BERFİN SİDAR AŞİT - Bitlis'te aynı hastanede görev yapan hemşire kardeşler, hastaların iyileşmesi için büyük fedakarlık gösteriyor.</p><p>Bitlis Devlet Hastanesi Acil Servisinde görev yapan hemşire Enver (40) ve kardeşi Emrah Şimşek (35), hastaların şifa bulması için 11 yıldır birlikte mesai yapıyor.</p><p>Memleketlerinde yıllardır aynı hastanede görevlerini özveriyle yerine getiren iki kardeş, omuz omuza vererek hastaların tedavi süreçlerine katkı sağlıyor.</p><p>- 'Birlikte insanların hayatlarına dokunuyoruz'</p><p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fethiye Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Memurluğu Bölümü'nden 2009'da mezun olan 3 çocuk babası Enver Şimşek, AA muhabirine, insanların hayatına dokunmak ve faydalı olmak için hemşirelik mesleğini tercih ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Meslek hayatında birçok zorlukla karşılaştığını belirten Şimşek, şunları kaydetti:</p><p>'Mesleğimin ilk yıllarında acil servisin sarı, yeşil ve kırmızı alanlarında kısa süre çalıştıktan sonra acil serviste görevlendirildim. Yaklaşık 2 yıl boyunca acil servis sorumlu hemşiresi olarak çalıştım. Daha sonra aynı serviste cerrahi müdahale birimine geçtim. O günden bugüne kardeşimle birlikte çalışıyoruz. Yaklaşık 11 yıldır cerrahi müdahale biriminde birlikte insanların hayatlarına dokunuyoruz.'</p><p>- 'Hastalara daha verimli hizmet sunuyoruz'</p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Evde Sağlık Teknikerliği Bölümü'nü 2012'de bitiren 1 çocuk babası Emrah Şimşek de mesleği seçmesindeki en büyük etkenin ağabeyi olduğunu ifade etti.</p><p>Memleketinde insanlara hizmet etmekten büyük mutluluk duyduğunu anlatan Şimşek, 'Meslek hayatım boyunca birçok vaka ile karşılaştım ancak bunların en büyüğü, 6 Şubat'taki Kahramanmaraş depremiydi. Deprem sürecinde yaklaşık 10 gün boyunca UMKE görevlisi olarak hizmet verdik. Çadırda revir kurarak depremzede ailelere sağlık hizmeti sunduk. Ağabey-kardeşin birlikte çalışmasının en büyük avantajı tecrübe paylaşımıdır. Bu sayede hastalara daha verimli hizmet sunuyoruz.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/hemsire-iki-kardes-ayni-hastanede-omuz-omuza-mesai-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/hemsire-iki-kardes-ayni-hastanede-omuz-omuza-mesai-yapiyor.jpg" type="image/jpeg" length="39457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye ilaçta yerli üretim gücünü yenilikçi ürünlerle artırmayı hedefliyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/turkiye-ilacta-yerli-uretim-gucunu-yenilikci-urunlerle-artirmayi-hedefliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/turkiye-ilacta-yerli-uretim-gucunu-yenilikci-urunlerle-artirmayi-hedefliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar: - 'Yerelleşmiş bir üretim kapasitesi bakımından dünyada örnek ülkelerden biriyiz' - 'İlaç ve tıbbi cihaz alanında 120 milyar dolarlık kapasiteye sahibiz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KAZAN (AA) - HÜMEYRA AYAZ - Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu 'Rusya-İslam Dünyası: KazanForum' kapsamında düzenlenen 'Healthy Generations as the Strategic Capital of the Islamic World' başlıklı oturumda konuşan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, dijital sağlık çözümleri, önleyici tıp ve genetik teknolojilerinin sağlık sistemlerini dönüştürdüğünü belirtti.<br></p><p>Ayar, oturumun ardından AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, KazanForum'un İslam dünyası açısından önemli bir işbirliği platformu olduğunu ifade ederek, 'Bu tür organizasyonlar kısa vadede temas imkanı sağlasa da orta ve uzun vadede ülkelerin üretim kapasitesine ve teknolojik gelişimine ciddi katkılar sunuyor.' dedi.</p><p>- Helal sertifikasyon sağlıkta yeni bir alan</p><p>KazanForum'da öne çıkan başlıklardan birinin helal ekonomi olduğunu belirten Ayar, helal kavramının yalnızca dini hassasiyet değil, aynı zamanda kalite, hijyen ve güvenilirlik anlamına geldiğini vurguladı.</p><p>Ayar, ilaç ve tıbbi ürünlerde sektörün ekonomik büyüklüğüne dikkati çekerek, 'İlaç ve tıbbi cihaz alanında 120 milyar dolarlık kapasiteye sahibiz.' ifadelerini kullandı.</p><p>İlaç üretiminde kullanılan kapsüller, yardımcı maddeler ve aşıların helal standartlara uygunluğunun önemine değinen Ayar, helal sertifikasyonun doğru ve sıkı şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtti.</p><p>Ayar, Türkiye'nin bu alanda standart belirleyici ve üretici merkez olmayı hedeflediğini kaydederek, helal ilaç ve tıbbi ürünlerin geliştirilmesinin hem toplum sağlığına hem de küresel ölçekte ekonomik büyümeye katkı sağlayacağını söyledi.</p><p>- Yenilikçi ilaçlarda işbirliği vurgusu</p><p>Türkiye'nin ilaç üretiminde önemli bir noktada bulunduğunu vurgulayan Ayar, 'Tablet bazında tüketilen ilaçların yüzde 90'ından fazlasını üretebilen bir ülkeyiz. Yerelleşmiş bir üretim kapasitesi bakımından dünyada örnek ülkelerden biriyiz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Ayar, yenilikçi ilaçlar alanında gelişime ihtiyaç bulunduğunu belirterek, özellikle kanser tedavisinde kullanılan ileri teknoloji ürünlerde uluslararası işbirliklerinin önemine işaret etti.</p><p>Bu kapsamda başta Rusya Federasyonu olmak üzere farklı ülkelerle temas kurduklarını aktaran Ayar, Türkiye'nin güçlü mevzuat altyapısı sayesinde yatırımcılar için güvenilir bir merkez olduğunu dile getirdi.</p><p>- Tedarik zincirine karşı bölgesel işbirliği vurgusu</p><p>Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalara değinen Ayar, Türkiye'nin sağlık alanında dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla üretim odaklı politikalar yürüttüğünü söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ayar, 'Sağlık ürünlerinde kendi kendine yetebilen bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte komşu ülkelerle karşılıklı işbirliği ve alternatif tedarik kaynakları geliştirmek de stratejimizin önemli bir parçası.' diye konuştu.</p><p>Forum kapsamında Rusya ile sağlık alanında yürütülen temaslara da değinen Ayar, iki ülke arasında bir mutabakat zaptı (MoU) sürecinin olgunlaştırılması amacıyla görüşmeler yapıldığını, sürecin tamamlanmasının ardından anlaşmanın resmiyet kazanacağını bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/turkiye-ilacta-yerli-uretim-gucunu-yenilikci-urunlerle-artirmayi-hedefliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/turkiye-ilacta-yerli-uretim-gucunu-yenilikci-urunlerle-artirmayi-hedefliyor.jpg" type="image/jpeg" length="46646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van'da hastalanan 3,5 aylık bebek, ambulans uçakla İzmir'e sevk edildi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/vanda-hastalanan-35-aylik-bebek-ambulans-ucakla-izmire-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/vanda-hastalanan-35-aylik-bebek-ambulans-ucakla-izmire-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR (AA) - Van'da doğuştan bağırsak rahatsızlığı olan 3,5 aylık bebek, tedavisinin yapılması amacıyla ambulans uçakla İzmir'e getirildi.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Van'daki bir hastanede tedavi gören bebeğin, ileri tetkik ve tedavilerinin yapılması amacıyla İzmir'e sevki kararlaştırıldı.<br></p><p>Bunun üzerine Sağlık Bakanlığına ait ambulans uçak, Van'dan aldığı bebeği İzmir'e getirdi.</p><p>İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda 112 Acil Sağlık Ekipleri tarafından teslim alınan bebek, İzmir Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı.</p><p>Hastanenin çocuk intestinal yetmezlik servisinde tedavisine başlanan bebeğin, sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/vanda-hastalanan-35-aylik-bebek-ambulans-ucakla-izmire-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/vanda-hastalanan-35-aylik-bebek-ambulans-ucakla-izmire-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="68542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanofi ve TÜSEB işbirliğiyle KOAH çalıştayı düzenlendi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/sanofi-ve-tuseb-isbirligiyle-koah-calistayi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/sanofi-ve-tuseb-isbirligiyle-koah-calistayi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Sanofi ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) işbirliğiyle Ankara'da Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) çalıştayı gerçekleştirildi.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, bilimsel uzmanlığını ileri teknolojiler, AR-GE gücü ve yenilikçi sağlık çözümleriyle birleştiren Sanofi ile TÜSEB arasında imzalanan işbirliğinin ilk somut adımı niteliğindeki çalıştay, 'KOAH Yönetiminde Birlikte Geleceği Tasarlıyoruz' başlığıyla TÜSEB Aziz Sancar Araştırma Merkezinde gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çalıştayda göğüs hastalıkları alanındaki uzman hekimler, kamu temsilcileri, Sağlık Bakanlığının ilgili birimlerinden temsilciler, akademisyenler, sağlık profesyonelleri, sağlık ekonomistleri, girişimcilik ekosistemi temsilcileri, hasta dernekleri ve iklim savunuculuğu alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek, KOAH yönetiminde ihtiyaç duyulan dönüşüm alanlarını değerlendirdi.</p><p>Erken tanı mekanizmalarından önleme stratejilerine, hasta takibinden dijital sağlık teknolojilerine kadar KOAH yönetimini dönüştürebilecek çözüm alanları, gerçekleştirilen oturumlarda ele alındı. Söz konusu oturumlarda yapay zeka destekli sağlık teknolojileri, veri odaklı hastalık yönetimi, hasta deneyimi, farkındalık eksikliği ve sürdürülebilir sağlık hizmet modelleri başlıkları, öne çıktı.</p><p>Hızlı ve etkili çözüm üretmeyi hedefleyen 'çevik sprint' yaklaşımıyla yürütülen çalıştay süreci, Türkiye Kronik Hava Yolu Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programının 2025-2030 hedefleri doğrultusunda dijital çözüme ihtiyaç duyulan alanların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesiyle tamamlandı.</p><p>Sürecin sonraki aşamasında, belirlenen ihtiyaç alanlarına yönelik bir çağrı dönemi başlatılacak. İşbirliği kapsamında sağlık alanında faaliyet gösteren girişimcilere proje çağrısı yapılacak ve yenilikçi fikirler değerlendirmeye alınacak.</p><p>KOAH, Türkiye'de de önemli halk sağlığı sorunları arasında bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 3 milyon kişinin KOAH nedeniyle hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre de Türkiye'de hastalık nedeniyle yılda yaklaşık 30 bin kişi yaşamını yitiriyor. Hastalığın etkin yönetiminde erken tanı, doğru tedaviye erişim ve toplumsal farkındalığın artırılması önem taşıyor.</p><p>Söz konusu projeyle KOAH yönetiminde karşılanmamış ihtiyaçlara yönelik yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine, hasta yaşam kalitesinin artırılmasına ve sürdürülebilir sağlık ekosisteminin güçlendirilmesine katkı sunulması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/sanofi-ve-tuseb-isbirligiyle-koah-calistayi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/sanofi-ve-tuseb-isbirligiyle-koah-calistayi-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="69900"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türü görülüyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Özçeker: - 'Besin alerjisi son 20 yılda çok ciddi bir artış gösterdi ve günümüzde neredeyse 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türünü görüyoruz' - 'En sık görülen besin alerjileri ilk 3 yaşta inek sütü ve yumurta alerjileridir. Biz en sık bu 2 proteine karşı alerjileri görüyoruz. Ancak bunlar 5 yaşına kadar büyük oranda düzeliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Özçeker, besin alerjisinin son 20 yılda çok ciddi bir artış gösterdiğini, günümüzde neredeyse 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türünün görüldüğünü belirtti.</p><p>Özçeker, Besin Alerjisi Günü dolayısıyla AA muhabirine, besin alerjisinin özellikle çocukluk çağında giderek daha sık karşılaşılan bir tablo haline geldiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Besin alerjisinin günümüzde artık hem klinik hem de toplumsal açıdan büyük bir halk sağlığı sorunu olmaya başladığına dikkati çeken Özçeker, 'Besin alerjisi son 20 yılda çok ciddi bir artış gösterdi ve günümüzde neredeyse 6 bebekten birinde besin alerjisinin bir türünü görüyoruz.' dedi.</p><p>Prof. Dr. Özçeker, besin alerjisindeki artışın tek bir nedene bağlanamayacağını, çok faktörlü bir süreçten söz edilebileceğini ama en önemli faktörün epigenetik değişiklikler olduğunu belirtti.</p><p>Epigenetik değişikliklerde genetik yapının kısa sürede değişmediğini ancak çevresel faktörlerin genlerin çalışma biçimini etkilediğini aktaran Özçeker, şöyle devam etti:</p><p>'Bizim genetiğimiz 20 yılda değişmedi ama çevresel faktörlerimiz ciddi anlamda değişti. Yani DNA dizimizi bir piyanonun tuşlarına benzetecek olursak tuşlara basan güç ne kadar değişirse farklı bir ses çıkıyor. Çevresel faktörler değiştikçe birtakım genlerimiz daha suskun, birtakım genlerimiz de daha fazla tepki vermeye başladı. Yani besin alerjisi, diğer alerjik hastalıklar ve birçok otoimmün hastalıklar günümüzde bu epigenetik değişikliklerin etkisiyle artış göstermiş durumda.'</p><p>- 'Besin alerjisindeki artış 'pandemi' olarak tanımlanabilir'</p><p>Özçeker, epigenetik değişikliklerde hava kirliliğinin şehirleşme ve yaşam tarzındaki değişimlerin önemli rol oynadığını belirterek, sürecin yalnızca doğum sonrası değil, anne karnından itibaren başladığını anlattı.</p><p>İşlenmiş gıdalar ve katkı maddelerinin bağırsak mikrobiyotası üzerinde etkili olduğuna işaret eden Özçeker, 'Koruyucu maddeler, ürünlerin raf ömrünü uzatan maddeler. Bunlar burada bakteri üremesini önlüyorlar. Biz bu besinleri aldığımızda sadece ürünün bakterisinin üremesini engellemiyor, bizim bağırsağımızdaki faydalı bakterilerin de üremesini engelliyor.' diye konuştu.</p><p>Prof. Dr. Özçeker, mikrobiyota dengesinin bozulmasının 'disbiyoz' olarak adlandırıldığını, bu durumun besin alerjisini tetikleyen önemli faktörlerden biri olduğunu ancak tek başına yeterli bir açıklama olmadığını ifade etti.</p><p>Besin alerjisindeki artışın 'pandemi' olarak tanımlanabileceğini dile getiren Özçeker, 'Bundan 20 yıl önce 'astım pandemisi' diyorduk ama artık 'besin alerjisi pandemisi' diyebiliriz. Çünkü artış çok ciddi boyutlarda.' dedi.</p><p>- 'En sık görülen besin alerjileri ilk 3 yaşta inek sütü ve yumurta alerjileridir'</p><p>Özçeker, bebeklik döneminin bağışıklık sistemi açısından kritik bir dönem olduğunu, bu dönemde vücudun yeni gıdalarla ilk kez tanıştığını ve bağışıklık sisteminin henüz tam olgunlaşmadığını, bu nedenle bazı bebeklerde besinlerin tehdit olarak algılanabildiğini belirtti.</p><p>Türkiye'de farklı besin alerjisi türleri görüldüğünü aktaran Özçeker, 'En sık görülen besin alerjileri ilk 3 yaşta inek sütü ve yumurta alerjileridir. Biz en sık bu 2 proteine karşı alerjileri görüyoruz. Ancak bunlar 5 yaşına kadar büyük oranda düzeliyor.' bilgisini paylaştı.</p><p>Daha ileri yaşlarda ise kuruyemişler, deniz ürünleri ve buğday alerjilerinin öne çıktığını kaydeden Özçeker, besin alerjilerinin coğrafi farklılıklar gösterdiğini de söyledi.</p><p>Prof. Dr. Özçeker, anafilaksi gibi ağır alerjik reaksiyonların hayati risk taşıdığına ve bu durumun çok hızlı gelişebildiğine dikkati çekerek, 'Anafilaksi dediğimiz şey aslında çok ani ve şiddetli vücudun tepki verme durumu. Kaşıntı, döküntü, şişme gibi cilt bulguları ve buna eşlik eden nefes darlığı, öksürük, inatçı kusmalar ve tansiyon düşüklüğünü görebiliyoruz. Anafilaksinin tek ve en etkili tedavisi adrenalindir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Besin alerjisi tanı ve tedavi süreçlerinde yeni gelişen yöntemlerin bulunduğunu dile getiren Özçeker, moleküler alerji testlerinin artık daha ayrıntılı risk değerlendirmesi yapılmasına imkan tanıdığını, ayrıca oral immünoterapi ve biyolojik ilaçların da tedavi seçenekleri arasında yer almaya başladığını sözlerini ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/her-6-bebekten-birinde-besin-alerjisinin-bir-turu-goruluyor.jpg" type="image/jpeg" length="90099"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda ani kusma ve ishal norovirüsün habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ayhan Yaman, özellikle çocuklarda ani başlayan kusma ve ishal şikayetlerinin norovirüs enfeksiyonunun habercisi olabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Yaman, norovirüsün mide ve bağırsak sistemini etkileyen oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyon olduğunu, hastalığın özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda hızla yayılabildiğini aktardı.</p><p>Yaman, 'Norovirüs mide bulantısı, ani kusma, sulu ishal, karın ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan bir mide-bağırsak enfeksiyonu. Özellikle çocuklarda kısa sürede sıvı kaybına yol açabildiği için dikkatli olunmalı. Ani kusma ve ishal, norovirüs habercisi olabilir. ' değerlendirmesinde bulundu.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Norovirüsün temas yoluyla kolayca bulaşabildiğini vurgulayan Yaman, özellikle kreş, okul ve toplu yaşam alanlarında virüsün kısa sürede yayılabildiğine dikkati çekti.</p><p>Yaman, kirli yüzeylerin, ortak kullanım alanlarının, enfekte gıdaların ve hijyen eksikliğinin bulaşta önemli rol oynadığını, çocukların el hijyenine dikkat edilmesi ve ortak eşya kullanımında sınırlandırılmaya gidilmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Norovirüs enfeksiyonunda en büyük risklerden birinin sıvı kaybı olduğuna değinen Yaman, şunları kaydetti:<br></p><p>'Özellikle küçük çocuklarda belirtiler yakından takip edilmeli. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, halsizlik ve idrar miktarında düşüş gibi belirtiler, sıvı kaybına işaret edebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Norovirüs, viral bir enfeksiyon ve temel yaklaşım, sıvı kaybını önlemek. Çocuğun yeterli sıvı tüketmesi sağlanmalı, ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanılmamalı.'</p><p><br></p><p><br></p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/cocuklarda-ani-kusma-ve-ishal-norovirusun-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="26514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ERAS yöntemi hastaların ameliyat sonrası taburculuk sürecini hızlandırıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/eras-yontemi-hastalarin-ameliyat-sonrasi-taburculuk-surecini-hizlandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/eras-yontemi-hastalarin-ameliyat-sonrasi-taburculuk-surecini-hizlandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Serdar Epözdemir: - 'Cerrahi sonrası iyileşmede her şey ameliyattan önce başlar, bu bir ekip işidir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Serdar Epözdemir, Enhanced Recovery After Surgery (Ameliyat Sonrası İyileşmeyi Hızlandırma-ERAS) protokolünün ameliyat sonrası hastaların daha hızlı toparlanmasına ve taburculuk sürecinin kısalmasına katkı sağladığını belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, ERAS yöntemi, ameliyat öncesi hastanın vücudunu özel beslenmeyle hazırlayıp cerrahi stresi en aza indiren, ameliyat sonrasında ise hastayı beklemeden yemeğe başlatıp erkenden ayağa kaldırarak vücudun doğal iyileşme sürecini hızlandıran sistem olarak öne çıkıyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Serdar Epözdemir, ERAS yönteminin ameliyat öncesinde özel beslenmeyle vücudu cerrahi sürece hazırlayıp cerrahi stresi azaltan, ameliyat sonrasında ise hastayı bekletmeden yemeğe başlatıp erkenden ayağa kaldırarak doğal iyileşme sürecini hızlandıran modern bir sistem olduğunu aktardı.</p><p>Uygulamanın detaylarını anlatan Epözdemir, ERAS protokolünün, hastaların ameliyat korkusunu azaltırken operasyon sonrası gelişebilecek komplikasyon risklerini de en aza indirdiğini aktardı.</p><p>Epözdemir, 'ERAS yöntemiyle hastalar hem çok daha hızlı toparlanıyor hem de taburculuk süreçleri ciddi oranda kısalıyor. Cerrahi sonrası iyileşmede her şey ameliyattan önce başlar, bu bir ekip işidir.' ifadesini kullandı.</p><p>ERAS yaklaşımının 1990'larda Danimarkalı genel cerrah ve fizyopatolog Henrik Kehlet tarafından geliştirildiğini belirten Epözdemir, uygulamanın cerrahi sonrası iyileşmeyi hedeflediğini ancak sürecin ameliyat öncesinde başladığını vurguladı.</p><p>Epözdemir, 'Bu süreç bir ekip işidir. Cerrah, anestezi uzmanı, hemşire, diyetisyen ve fizyoterapist gibi farklı disiplinler koordineli şekilde çalışmalıdır.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>- 'Ortalama bir aylık dönemde hastanın tamamen iyileşmesini hedefliyoruz'</p><p>ERAS uygulamasında ameliyat öncesi hazırlığın büyük önem taşıdığını aktaran Epözdemir, uygulamayla anestezi güvenliğinin sağlandığını kaydetti.</p><p>Epözdemir, yöntemle ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha hızlı ilerlediğini belirterek, 'Hastaların ameliyat öncesi beslenme düzenleri planlanır, açlık süreleri optimize edilir. Katı gıdalar için 6 saat, sıvılar için 2 saatlik bir açlık rejimi uygulanır. Bu sayede hem anestezi güvenliği sağlanır hem de ameliyat sonrası iyileşme daha hızlı olur.' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ameliyat sonrası dönemde hastaların yakın takip edildiğini vurgulayan Epözdemir, hastaların ameliyat sonrası bakım ünitesinde izlendiğini aktardı.</p><p>Epözdemir, 'Burada hemşireler, fizyoterapistler ve diyetisyenler koordineli biçimde çalışır. Hastanın yandaş hastalıkları, genel durumu ve beslenme düzeni dikkate alınarak bireyselleştirilmiş bir bakım planı oluşturulur.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>ERAS protokolünün taburculuk sonrası dönemi de kapsadığını vurgulayan Epözdemir, sürecin yalnızca hastanede tamamlanmadığını belirtti.</p><p>Epözdemir, gerekli durumlarda hastaların taburculuk sonrasında da kontrole çağrılabildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Ortalama bir aylık dönemde hastanın tamamen iyileşmesini hedefliyoruz. Cerrahi sonrası iyileşmede başarı, ameliyat öncesi hazırlık, ameliyat sırasındaki dikkat ve ameliyat sonrası takibin uyumlu şekilde yürütülmesiyle mümkündür. Bizim hedefimiz hastayı sadece ameliyat etmek değil, bu süreci en güvenli ve en konforlu şekilde tamamlamasını sağlamaktır.'</p><table><tr></tr></table></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/eras-yontemi-hastalarin-ameliyat-sonrasi-taburculuk-surecini-hizlandiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/eras-yontemi-hastalarin-ameliyat-sonrasi-taburculuk-surecini-hizlandiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="26507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana Şehir Hastanesi KBRN ekibi olası tehditlere karşı her an göreve hazır tutuluyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/adana-sehir-hastanesi-kbrn-ekibi-olasi-tehditlere-karsi-her-an-goreve-hazir-tutuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/adana-sehir-hastanesi-kbrn-ekibi-olasi-tehditlere-karsi-her-an-goreve-hazir-tutuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Doktor ve hemşirelerden oluşan 90 kişilik ekip, olası Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) tehditlere karşı düzenli tatbikatlarla müdahale kapasitesini sürekli güncel tutuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (AA) - YAKUP SAĞLAM - Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) ekibi, olası tehditlere karşı düzenlenen tatbikatlarla her an göreve hazır tutuluyor.</p><p>Hastane Afet ve Acil Durum Planı kapsamında 7 yıl önce acil serviste görev yapan doktor ve hemşirelerden oluşan 90 kişilik KBRN ekibi kuruldu.</p><p>Ekip 'sıfır hata' parolasıyla olası Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) tehditlerine karşı müdahale kapasitesini artırmak amacıyla periyodik eğitimler ve uygulamalı tatbikatlar gerçekleştiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tatbikatlarda, olası bir kimyasal veya biyolojik olayda hasta kabulü, izolasyon, dekontaminasyon ve müdahale süreçleri senaryolar üzerinden uygulanıyor.</p><p>Özel koruyucu kıyafet ve ekipmanlarıyla tatbikat gerçekleştiren KBRN ekibi, olası tehditlere karşı her an göreve hazır tutuluyor.</p><p>- KBRN ekibi 7 gün 24 saat göreve hazır</p><p>Hastanenin Müdür Yardımcısı Mehmet Berçin, AA muhabirine, tatbikatlarla olası acil durumlara karşı koordinasyonun güçlendirildiğini söyledi.</p><p>KBRN ekibinin 7 gün 24 saat esasına göre görev yaptığını anlatan Berçin, 'Acil servisimizde hem yetişkin hem de çocuk hemşirelerinden oluşan 90 kişilik bir ekibimiz yıl içerisinde sürekli olarak eğitimler ve tatbikatlar yaparak dinamik bir şekilde bu tür vakalara karşı hazır beklemektedir.' dedi.</p><p>Berçin, ekstrem durumlara karşı dünya standartlarında bir altyapıya sahip olduklarını ifade etti.</p><p>KBRN ünitesinin hastanenin ana girişinden ve vatandaş akışından uzak bir noktada yer aldığını belirten Berçin, şöyle devam etti:</p><p>'Öncelikle bu tür vakalar ilk olarak 112 Acil Servis'e düştükten sonra hastanemize ihbar gelmektedir. Bu konuda o anki nöbetçi ekibimiz bilgilendirilerek hazırlıklar yapılmaktadır. Gelen yaralı vatandaşlar dekontaminasyon alanına alınmaktadır. O alanda bulaş olan kimyasal ya da radyolojik madde ne varsa yıkama işlemi yapılarak hastalarımız KBRN ünitesinin içinde izole alana alınarak tedavilerine devam edilmektedir.'</p><p>- 'KBRN ekibi olarak her daim şehrimiz için görevdeyiz'</p><p>Hemşirelerden Ebru Karamanlı da 2 yıldır KBRN ekibinde görev yaptığını dile getirdi.</p><p>Hassas bir alanda görev yaptığını belirten Karamanlı, 'Tatbikatlarımız gerçeği aratmamaktadır. Adana Şehir Hastanesi KBRN ekibi olarak her daim şehrimiz için görevdeyiz. Her türlü patlama, doğal afet ile biyolojik ve kimyasal durumlarda ekip olarak görevimizin başındayız.' diye konuştu.</p><p>Hemşire Selim Nehir de tatbikatlarla zor ve hassasiyet gerektiren görevlerine hazır hale geldiklerini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/adana-sehir-hastanesi-kbrn-ekibi-olasi-tehditlere-karsi-her-an-goreve-hazir-tutuluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/adana-sehir-hastanesi-kbrn-ekibi-olasi-tehditlere-karsi-her-an-goreve-hazir-tutuluyor.jpg" type="image/jpeg" length="25108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reyhan hemşire 26 yıldır çocuklara özveriyle hizmet veriyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/reyhan-hemsire-26-yildir-cocuklara-ozveriyle-hizmet-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/reyhan-hemsire-26-yildir-cocuklara-ozveriyle-hizmet-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Gayretiyle meslektaşlarına örnek olan ve İzmir'de 'yılın hemşiresi' seçilen Reyhan Çelik: - 'Taburcu olurken hastanın gözündeki mutluluk bütün yorgunluğumuzu almaya yetiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR (AA) - TEZCAN EKİZLER - İzmir'deki çocuk hastanesinde görev yapan 26 yıllık hemşire Reyhan Çelik, mesleğe başladığı ilk günden bu yana çocuk hastalara 'anne ve abla şefkatiyle' hizmet veriyor.</p><p>Nevşehir'de dünyaya gelen 46 yaşındaki 2 çocuk annesi Çelik, sağlık meslek lisesinden mezun olmasının ardından 2000 yılında Nevşehir Devlet Hastanesi'ne atandı.</p><p>Çocukları çok seven Reyhan hemşire, çocuk hastalıkları servisini tercih etti. Daha sonra Iğdır ve Kastamonu'ndaki hastanelerde çocuk yoğun bakım servislerinde mesai yapan Reyhan Çelik, 15 yıldır İzmir'deki Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapıyor.</p><p>Özverili çalışmaları nedeniyle bu yıl İzmir'de 'yılın hemşiresi' seçilen Çelik, çocuk cerrahisi yoğun bakım servisinde hasta çocuklarla anne şefkatiyle hizmet veriyor.</p><p>- 'Onlar ailelerin bıraktığı emanet'</p><p>Reyhan Çelik, AA muhabirine, mesleğini hala ilk günkü heyecanla yaptığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hemşireliğin kutsal bir meslek olduğunu anlatan Çelik, 'Öncelikle bize emanet edilen hastalara anne ve abla şefkatiyle yaklaşıyoruz. Çocukları seviyorum.' dedi.</p><p>Çelik, tedavi gören her çocuğu kendi evladı gibi gördüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Taburcu olurken hastanın gözündeki mutluluk bütün yorgunluğumuzu almaya yetiyor. Edilen dua 24 saatlik yorgunluğumu almaya yetiyor. Yılın hemşiresi seçildiğim gün de bir hastamızın ağrısını gidermiştim. Bana 'Abla, ben senin niye yılın hemşiresi seçildiğini bilmiyorum ama benim gönlümdeki yılın hemşiresi sensin. Sen benim ağrımı giderdin.' dedi. O gece benim yorgunluğumu aldı. Onunla hala görüşmeye devam ediyorum. Çocuk cerrahisi yoğun bakımdaki hastaları servislere çıkınca da ziyaret ediyorum.'</p><p>Reyhan hemşire, üniversite sınavlarına hazırlanan bir kızının olduğunu, onun da hemşire olmasını çok istediğini sözlerine ekledi.</p><p>Hastanenin Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Uzman Hemşire Arzu Çelik de Reyhan hemşirenin özverisiyle genç meslektaşlarına örnek olduğunu belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/reyhan-hemsire-26-yildir-cocuklara-ozveriyle-hizmet-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/reyhan-hemsire-26-yildir-cocuklara-ozveriyle-hizmet-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="48368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer nakliyle 5 yıl sonra rahat bir nefes aldı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/akciger-nakliyle-5-yil-sonra-rahat-bir-nefes-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/akciger-nakliyle-5-yil-sonra-rahat-bir-nefes-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Akciğer sertleşmesi nedeniyle yaklaşık 7 yıldır nefes almakta güçlük çeken ve son 5 yılını oksijen cihazına bağlı geçiren 60 yaşındaki Münevver Toprak'a, Ankara'da akciğer nakli yapıldı - Münevver Toprak: - 'Allah'ıma binlerce şükür olsun. Nakil veren aileye çok minnettarım. İlk önce başsağlığı diliyorum. Allah razı olsun. Türkiye'de organ bağışlarının çoğalmasını istiyorum. Canlar kurtarılsın']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - DUYGU YENER - Akciğer sertleşmesi rahatsızlığı nedeniyle 5 yıl boyunca oksijen cihazına bağlı yaşayan 60 yaşındaki Münevver Toprak, geçirdiği akciğer nakliyle yeniden nefes almaya başladı.</p><p>Münevver Toprak, AA muhabirine rahatsızlığının 2021 yılında ilerlediğini ve nefes almakta güçlük yaşamaya başladığını söyledi.</p><p>Zamanla günlük yaşamını sürdüremez hale geldiğini anlatan Toprak, 'Evin içinde dolaşamaz hale geldim. Çok tıkanıyordum. Merdiven çıkamıyordum. Yolda yürüyemez hale geldim. İş yapamaz oldum.' dedi.</p><p>Toprak, uzun süre çeşitli hastanelerde tedavi gördüğünü belirterek, son olarak Eskişehir'deki doktorlarının kendisini Ankara'ya sevk ettiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaklaşık 5 yıl boyunca organ beklediğini dile getiren Toprak, bu süreçte oksijen cihazına bağımlı yaşadığını anlatarak, 'Tıkandığımızda hemen makineyi açıyordum. Bunaldığımda cihazı takıyordum.' diye konuştu.</p><p>Nakil haberi aldığı anı unutamadığını ifade eden Toprak, 'Oğlumla internetten ev bakıyorduk. Telefon geldi, birden ayağa kalktı. Yüzü bir hoş oldu. Sonra 'Anne kalk, sana nakil çıktı.' dedi. Ne sevineceğimi ne üzüleceğimi bildim. Durup dururken bir ağlamak koptu. Ankara'ya 2,5 saatte geldik.' dedi.</p><p>Kendisine organ bağışında bulunan donör ailesine teşekkür eden Toprak, 'Allah'ıma binlerce şükür olsun. Nakil veren aileye çok minnettarım. İlk önce başsağlığı diliyorum. Allah razı olsun. Türkiye'de organ bağışlarının çoğalmasını istiyorum. Canlar kurtarılsın.' ifadelerini kullandı.</p><p>- '24 saat oksijen cihazına bağımlıydı, 5 yılın sonunda organ çıktı'</p><p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Akciğer Nakli Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Yekeler, nakil süreci hakkında bilgi verdi.</p><p>Münevver Toprak'ın yaklaşık 7 yıldır akciğer sertleşmesi hastalığıyla mücadele ettiğini, son 5 yıldır da tamamen oksijene bağımlı yaşadığını ve nakil bekleme listesinde olduğunu söyledi.</p><p>Yaklaşık bir ay önce uygun organ bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Yekeler, hastaya çift taraflı akciğer nakli gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p><p>Naklin ardından hastanın oksijen cihazına ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Yekeler, 'Hastamız Bilecik'te yaşıyor. 5 yıldır 24 saat tamamen oksijen cihazına bağımlı bir hastamızdı. 5 yılın sonunda organ bulundu. Organ bağışı ve organın hastamızla uyumlu olmasıyla birlikte akciğer naklini gerçekleştirdik. Çift taraflı akciğer nakli yaptık.' dedi.</p><p>Naklin ardından hastanın oksijen cihazına ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Yekeler, 'Bugün yaklaşık 35'inci gününde artık hastamız bu haliyle oksijenden kurtuldu, ihtiyacı yok. Yaklaşık 7 yıldır çekmiş olduğu sıkıntılar organ bağışı sayesinde son buldu. Bundan sonraki günlerin çok güzel olacağını söylemek istiyorum.' dedi.</p><p>Türkiye'de organ nakilleri konusunda önemli bir noktaya gelindiğini ancak kadavra bağışı oranlarının halen düşük olduğunu vurgulayan Yekeler, özellikle akciğer nakillerinin yalnızca beyin ölümü gerçekleşen donörlerden alınan organlarla yapılabildiğini söyledi.</p><p>Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye'de kadavra donör sayısının oldukça düşük seviyede kaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Yekeler, şunları kaydetti:</p><p>'Bu durum, bekleme listesindeki yüzlerce hastamızın bu imkanlara ulaşamaması anlamına geliyor. Hastalarımız oksijen bağımlısı olarak yaşamlarını sürdürüyor. Basit bir grip bile bu hastalarımızı kaybetmemize neden olabiliyor. Ne kadar çok organ bağışı olursa o kadar çok akciğer nakli yapılabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/akciger-nakliyle-5-yil-sonra-rahat-bir-nefes-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/akciger-nakliyle-5-yil-sonra-rahat-bir-nefes-aldi.jpg" type="image/jpeg" length="52529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu, Valon Bölge Hükümeti Başbakan Yardımcısı Jeholet ile görüştü]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/bakan-memisoglu-valon-bolge-hukumeti-basbakan-yardimcisi-jeholet-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/bakan-memisoglu-valon-bolge-hukumeti-basbakan-yardimcisi-jeholet-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Valon Bölge Hükümeti Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet ile bir araya geldi.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Sağlık Bakanı Memişoğlu, Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığındaki heyetin Türkiye'ye yaptığı 'Ekonomik Misyon' ziyareti kapsamında Valon Bölge Hükümeti Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet ile görüştü.</p><p>Bakanlık Bilkent Yerleşkesi'nde heyetlerin de katıldığı görüşmede, Türkiye ve Belçika arasında sağlık alanındaki ilişkiler ve işbirliği fırsatları değerlendirildi. Ayrıca yeni ortaklıkların kurulması ve mevcut işbirliğinin güçlendirilmesi konuları üzerinde duruldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/bakan-memisoglu-valon-bolge-hukumeti-basbakan-yardimcisi-jeholet-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/bakan-memisoglu-valon-bolge-hukumeti-basbakan-yardimcisi-jeholet-ile-gorustu.jpg" type="image/jpeg" length="10610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizli'de iç organları ters yönde olan akciğer kanseri hastası ameliyatla iyileşti]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/denizlide-ic-organlari-ters-yonde-olan-akciger-kanseri-hastasi-ameliyatla-iyilesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/denizlide-ic-organlari-ters-yonde-olan-akciger-kanseri-hastasi-ameliyatla-iyilesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DENİZLİ (AA) - Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri'nde, iç organları ters yerleşimli akciğer kanseri kadın gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu.</p><p>PAÜ'den yapılan açıklamaya göre, akciğerindeki leke nedeniyle hastaneye başvuran 59 yaşındaki hastaya ileri tetkikler yapıldı.</p><p>Tetkikler sonucunda hastada akciğer kanseri tespit edildi.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen hastanenin Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Öztürk, hastada iç organların ters yerleşimli olduğunu, bu durumun yaklaşık 50 bin kişiden birinde görüldüğünü belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Organların yer değişikliği nedeniyle cerrahi sürecin daha karmaşık hale geldiğini anlatan Öztürk, şunları kaydetti:</p><p>'Anatomik farklılıklara ve hastamızın eşlik eden kronik hastalıklarına rağmen operasyonu başarıyla gerçekleştirdik. Kanserli akciğer lobunu sorunsuz şekilde çıkardık. Ameliyat sırasında herhangi bir komplikasyon yaşanmadı.'</p><p>Öztürk, hastanın ameliyat sonrası sürecinin de sorunsuz ilerlediğini ve sağlığına kavuşarak taburcu edildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Denizli, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/denizlide-ic-organlari-ters-yonde-olan-akciger-kanseri-hastasi-ameliyatla-iyilesti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/denizlide-ic-organlari-ters-yonde-olan-akciger-kanseri-hastasi-ameliyatla-iyilesti.jpg" type="image/jpeg" length="39320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van'da 'Alzheimer Hastalığını Konuşuyoruz' paneli düzenlendi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/vanda-alzheimer-hastaligini-konusuyoruz-paneli-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/vanda-alzheimer-hastaligini-konusuyoruz-paneli-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>VAN (AA) - Van'da 'Alzheimer Hastalığını Konuşuyoruz' konulu panel gerçekleştirildi.<br></p><p>Panel, Valilik, Büyükşehir Belediyesi, İl Sağlık ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl müdürlükleri ve Van Alzheimer Derneği işbirliğinde Edremit ilçesindeki Uygulama Oteli'nde düzenlendi.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Panelde konuşan İl Sağlık Müdürü Muhammed Tosun, üzerlerine düşen görev bilincini artırarak, yardıma muhtaç hastalara, yaşlılara ve ailelerine gerekli desteği vermeye çalışacaklarını söyledi.</p><p>Panelde Alzheimer hastalığının sosyal ve tıbbi yönlerinin ele alındığını, bu sayede eksiklikleri görme ve kendilerini geliştirme imkanı bulduklarını belirten Tosun, panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</p><p>Türkiye Alzheimer Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Nil Tekin ise derneklerinin uzman hekimler ve gönüllüler tarafından 1997'de kurulan bir sivil toplum örgütü olduğunu söyledi.<br></p><p>Kuruluşlarından bu yana, hasta yakınlarını ve toplumu bilgilendirmeyi, sosyal aktivitelerle hastaların zihinsel ve duygusal olarak desteklenmesini ve günlük yaşam becerilerinin artırılmasını hedeflediklerini belirten Tekin, şunları kaydetti:</p><p>'Hastaların kısa ve uzun süreli olarak kaliteli vakit geçirmeleri ve bakımları için 'Gündüz Yaşam Evi' modellerini ülkemizin birçok bölgesinde işbirlikleriyle hayata geçirdik. Temel olarak Alzheimer hastaları ve onlara bakım veren yakınlarının yaşam kalitesini artırmayı amaçladık. Türkiye Alzheimer Derneği olarak ülkemizin dört bir yanında, Adana, Antalya, Ankara, Bursa, Bodrum, Denizli, Eskişehir, Fethiye, İzmir, Kadıköy, Kayseri, Karabük, Kıbrıs, Konya, Manisa, Marmara, Mersin, Samsun, Tunceli ve Van şubelerimizle büyük bir aileyiz. Alzheimer hastaları ve yakınlarının her daim yanındayız, onları unutmuyoruz.'</p><p>Van Alzheimer Derneği Başkanı Oya Orhun da Alzheimer hastaları ve yakınlarının yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.<br></p><p>Oturumlarla devam eden panele, İŞKUR İl Müdürü Selma Biçek, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Neşe Uğurlu Çabuker, İpekyolu İlçe Sağlık Müdürü Zübeyde Kul, doktorlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Van, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/vanda-alzheimer-hastaligini-konusuyoruz-paneli-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/vanda-alzheimer-hastaligini-konusuyoruz-paneli-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="21285"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
