<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Flash Haber Londra</title>
    <link>https://flashhaberlondra.com</link>
    <description>Flash Haber Londra</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://flashhaberlondra.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 08:47:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Biruni Üniversitesi, Nükleer Tıp Teknikerleri Sempozyumu'na ev sahipliği yaptı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/biruni-universitesi-nukleer-tip-teknikerleri-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/biruni-universitesi-nukleer-tip-teknikerleri-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen '1. Nükleer Tıp Teknikerleri Sempozyumu' ile alanında uzman akademisyen ve sağlık profesyonelleri bir araya geldi. </p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Türkiye Nükleer Tıp Teknikerleri Derneği ve Marmara Nükleer Tıp (MNT) işbirliğiyle düzenlenen etkinliğe, Türkiye'nin farklı merkezlerinden nükleer tıp alanında görev yapan tekniker, uzman hekim ve akademisyenler katıldı. </p><p>Mesleki gelişime katkı sağlayacak güncel konuların masaya yatırıldığı etkinlikte, açılış konuşmalarını Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Mustafa Yaman, Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burçak Yılmaz ve Uzm. Dr. Cengiz Taşçı gerçekleştirdi.<br></p><p>Sempozyumun ilk oturumunda nükleer tıp teknikerlerinin görev tanımları, mesleki sorumlulukları ve radyasyon güvenliği konuları ele alındı. Oturumlarda ayrıca nükleer tıp görüntülemelerinde karşılaşılan görüntü artefaktları ve hata kaynakları değerlendirilerek, katılımcılara sorunların önlenmesine yönelik bilgi aktarıldı.</p><p>- Kalite kontrol ve yeni teknolojiler masaya yatırıldı</p><p>Sempozyumun ikinci oturumunda da Spect ve Pet sistemlerinde uygulanan kalite kontrol testleri interaktif olarak değerlendirildi. Katılımcılar, kalite standartlarının korunması ve görüntüleme süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik bilgiler edinme fırsatı buldu. <br></p><p>Oturumlarda ayrıca nükleer tıp görüntülemede kullanılan yeni teknoloji ve alandaki güncel gelişmeler de ele alındı.</p><p>Sonraki oturumlarda da 'PET/BT' çekimlerinde karşılaşılan manipülasyonlar, 'IV-oral kontrastlı' çekim teknikleri, görüntü kontrol süreçleri ve olası yan etkiler hakkında kapsamlı sunumlar yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Nükleer tıp uygulamalarında kaliteyi artırmaya yönelik iyi radyofarmasi uygulamaları, teknesyum kitlerinde dikkat edilmesi gereken noktalar ve kalite kontrol süreçleri de katılımcılarla paylaşıldı.</p><p>Sempozyumun son bölümünde hasta güvenliği ve doğru anamnez almanın önemine vurgu yapılırken, soğuk kitlerin depolanması ve kayıt altına alınmasına ilişkin güncel yaklaşımlar da değerlendirildi.</p><p>Gün boyunca devam eden programın ardından katılımcılara yönelik bilgi değerlendirme sınavı gerçekleştirildi. Sınavda başarılı olan katılımcılar ödüllendirilirken, sempozyum sertifika ve ödül töreniyle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/biruni-universitesi-nukleer-tip-teknikerleri-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/biruni-universitesi-nukleer-tip-teknikerleri-sempozyumuna-ev-sahipligi-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="71421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'da karnından 29 santimetre kitle çıkartılan kadın sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/sanliurfada-karnindan-29-santimetre-kitle-cikartilan-kadin-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/sanliurfada-karnindan-29-santimetre-kitle-cikartilan-kadin-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da karın ağrısı ve şişlik şikayetiyle hastaneye başvuran 43 yaşındaki kadının karnından 29 santimetre büyüklüğünde kitle çıkarıldı.</p><p>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Sümeyra Savaş, uzun süredir devam eden karın şişliği, düzensiz adet kanamaları ve karın bölgesinde hissettiği sertlik nedeniyle Balıklıgöl Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvurdu.</p><p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Burak Rastgeldi tarafından yapılan muayene ve ileri tetkikler sonucunda hastanın karın boşluğunda 29 santimetre büyüklüğünde bir kitle bulunduğu tespit edildi.</p><p>Karın boşluğunun büyük bölümünü kaplayan kitle, gerçekleştirilen operasyonla çıkarıldı.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Savaş, başarılı bir operasyon geçirdiğini ve kendisini iyi hissettiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Op. Dr. Hasan Burak Rastgeldi de miyomların düzenli takip edilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, şunları kaydetti:</p><p>'Miyomlar zamanında teşhis edilip takip edilmediğinde oldukça büyük boyutlara ulaşabilir. Bu tür kitleler çevre organlara baskı yaparak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Kadınlarımızın düzenli jinekolojik kontrollerini ihmal etmemeleri ve şikayetlerini ertelememeleri büyük önem taşımaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Şanlıurfa, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/sanliurfada-karnindan-29-santimetre-kitle-cikartilan-kadin-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/sanliurfada-karnindan-29-santimetre-kitle-cikartilan-kadin-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="53392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Amerikan Hastanesi törenle açıldı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/izmir-amerikan-hastanesi-torenle-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/izmir-amerikan-hastanesi-torenle-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR (AA) - İzmir Amerikan Hastanesi, düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p><p>Balçova'daki hastane binasında düzenlenen törende konuşan Koç Holding Onursal Başkanı ve Amerikan Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Koç, Amerikan Hastanesinin tarihi hakkında bilgi verdi.</p><p>Amerikan Hastanesinin 282 yataklı birinci sınıf bir sağlık kuruluşu olduğunu belirten Koç, 'Dünyada eşine zor rastlanan standartta bir sağlık hizmeti veriyor. Amerikan Hastanesi birçok ilki hayata geçirdi. Seneler senesi birçok dostumuz 'Niye İzmir'de Amerikan Hastanesi kurmuyorsunuz?' diye serzenişte bulundu. Sonra baktık İzmirliler haklı. 4 sene çalıştık ve 150 milyon dolar yatırımla İzmir'deki hastaneyi kuruyoruz.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Koç, hastanenin kurulma sürecinde kendilerine destek veren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit'e teşekkür etti.</p><p>Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım da İzmir Amerikan Hastanesinin kentte çok yakıştığını dile getirerek, böyle önemli bir sağlık yatırımını yaptığı için Koç ailesine teşekkür etti.</p><p>Türkiye'nin sağlıkta son 20 yılda çok önemli değişimler yaşadığını hatırlatan Yıldırım, şunları kaydetti:</p><p>'2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı'nı başlattık. Yatak kapasitemiz 164 binden 270 bine çıkmış. Doktor sayımız 92 binden 220 binin üzerine çıkmış. Hemşire sayımız 72 binden 265 bine çıkmış. 2003 yılının başında sadece 600 ambulansımız vardı. Şu an 5 binin üzerinde ambulansımız var. Sağlıkta en önemli gösterge, bebek ve anne ölümleri sayısı. Bebek ölümlerine 2000'li yılların başında baktığımızda binde 31'den binde 9'a gerilemiş. Yüzde 70 iyileşmeden bahsediyorum. Sağlık bütçesini çok artırdık. İlk bakan olduğum yıl 4 milyardı, şimdi 1,5 trilyon. Nereden nereye. Bugün bu yapıldığı için sağlıkta iddialı bir ülkeyiz. İddialı söylüyorum. Amerika'da bizimki kadar geniş kapsamlı sağlık hizmeti yok. Bizde herkes ister çalışsın ister çalışmasın sağlık hizmetlerinden yararlanıyor. Bizim geliştirdiğimiz model bir kamu ve özel ortaklığı. Hastanelerin yüzde 60'ı yine bakanlıkta, geriye kalan yüzde 40'ın 20'si üniversitelerde, yine yüzde 20'si de özel sektörde. Özel sektör sağlık sistemimizin sağlıklı işleyebilmesi için çok önemli katkı sağlıyor. Şehir hastaneleri yapılırken 'Bunları niye yapıyorsunuz, kimleri zengin edeceksiniz?' diyenler, yapıldıktan sonra bunun ne kadar önemli bir iş olduğunu 2019 yılındaki Kovid-19 salgınında fark etti.'</p><p>Yıldırım, Türkiye'nin, yaptığı sağlık yatırımları sayesinde 2019'daki salgında en iyi sınavı veren ülkelerin başında geldiğini vurguladı.<br></p><p>İzmir Valisi Süleyman Elban, kentte özel ve kamu olmak üzere toplam 64 hastanenin bulunduğunu, mevcut şehir hastanesinin büyüklüğünde Buca'ya da yeni bir şehir hastanesi yapılması için çalışmaların başladığını söyledi.</p><p>Vehbi Koç Vakfı (VKV) Sağlık Kuruluşları Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Erhan Bulutcu ise İzmir Amerikan Hastanesinin 33 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu, 8 ameliyathanesi ve 192 yatak kapasitesiyle hastalara hizmet vereceğini ifade etti.</p><p>Törende, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile Balçova Belediye Başkanı Yiğit de konuşma yaptı.</p><p>Konuşmaların ardından protokol üyeleri, hastanenin açılış kurdelesini keserek, hasta odalarını ve ameliyathaneyi gezdi.<br></p><p>Açılış törenine, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Özgener ve iş dünyası temsilcileri de katıldı.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/izmir-amerikan-hastanesi-torenle-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/izmir-amerikan-hastanesi-torenle-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="90633"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnönü Üniversitesinde 'Karaciğer Naklinde 25. Yıl' programı düzenlendi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/inonu-universitesinde-karaciger-naklinde-25-yil-programi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/inonu-universitesinde-karaciger-naklinde-25-yil-programi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz: - 'Dünyanın en yüksek hacimli karaciğer nakil merkezlerinden biri olduk']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MALATYA (AA) - İnönü Üniversitesinde 'Karaciğer Naklinde 25. Yıl' programı düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen programda konuşan Vali Seddar Yavuz, bilim şehri Malatya'nın gelişmesi noktasında kentteki iki üniversitenin çok önemli katkılar sunduğunu belirterek, teşekkür etti.</p><p>İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat da 2002 yılında başlayan karaciğer nakli serüvenlerinin Karaciğer Enstitüsünün kurulmasıyla taçlandığını ve çapraz karaciğer nakilleriyle de artık dünyada zor ulaşılır bir seviyeye geldiğini vurguladı.</p><p>İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz da bundan 25 yıl önce gerçekleştirdikleri ilk karaciğer nakliyle başlayan yolculuklarının kendilerini çok önemli bir noktaya taşıdığını ve büyük bir aileye dönüştüklerini söyledi.</p><p>- 25 yılda 4 bin 400 karaciğer nakli yapıldı</p><p>Şimdiye kadar 4 bin 400 karaciğer nakli yaptıklarını belirten Yılmaz, 'Dünyanın en yüksek hacimli karaciğer nakil merkezlerinden biri olduk. Binlerce erişkin ve çocuk hastanın hayat bulmasına aracılık ettik. Yüzlerce akademik çalışma ve dünyanın her yerinden gelen akademisyenlere karaciğer nakli eğitimi verdik. Bizler, 25 yıl boyunca yalnızca nakil yapmadık. Bilim ürettik, yeni teknikler geliştirdik, çapraz karaciğer nakli gibi yenilikçi uygulamalarla dünyaya yön verdik.' dedi.</p><p>Çapraz nakillerde ABD Boston College'da görev yapan Türk bilim insanı Prof. Dr. Tayfun Sönmez ve Prof. Dr. Utku Ünver'in vericileri eşleştiren uygulamasını kullandıklarını anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:</p><p>'2023'ten itibaren, 2024, 2025, neredeyse bu çapraz karaciğer nakli sayesinde yüzde 50 daha fazla hastaya sağlık, gelecek, ne derseniz deyin, böyle bir şans sunmuş olduk ve bu hastaların birçoğu karaciğer nakline ulaşma şansı olmayan hastalardı. Çoklu çaprazlar sayesinde Kırım'dan, Bulgaristan'dan, Suudi Arabistan'dan, Ürdün'den, Kuzey Afrika'dan, her yerden hasta gelmeye başladı. Neden? Donörleri var ama uyumsuz. İşte bu sayede bu hastalar, bu çapraz nakil sayesinde sağlıklarına kavuşabildiler. Bu çapraz nakil sayesinde çok uygun, çok ideal, aynı kan grubundan, aynı karaciğer volümü, donörün sağlığını tehlikeye atmadan karaciğer nakilleri gerçekleştirilebiliyor.'</p><p>Yılmaz, dünya genelinde ses getiren çapraz nakiller sonucunda 'İbni Sina Hizmet Ödülleri Cerrahi Bilimleri' kategorisinde ödüle layık görüldüğünü ve ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden aldığını söyledi.</p><p>Yemen'in eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ghaleb Abdullah Musad da Malatya'da yapılan karaciğer nakliyle sağlığına kavuştuğunu dile getirerek, 'Ben, bundan dolayı Türkiye ile, Türk halkıyla gurur duyuyorum. Ben, her zaman diyorum. Benim ilk doğumum Yemen'de oldu ve ikinci doğum yerim Malatya.' dedi.</p><p>Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Akpolat, Prof. Dr. Sezai Yılmaz'a plaket verdi.</p><p>Vali Seddar Yavuz da Akpolat ve Yılmaz'a plaket takdim etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Malatya, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/inonu-universitesinde-karaciger-naklinde-25-yil-programi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/inonu-universitesinde-karaciger-naklinde-25-yil-programi-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="99986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aydın'da bir kişinin vücudundaki 40 kilogramlık kitle ameliyatla alındı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/aydinda-bir-kisinin-vucudundaki-40-kilogramlik-kitle-ameliyatla-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/aydinda-bir-kisinin-vucudundaki-40-kilogramlik-kitle-ameliyatla-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AYDIN (AA) - Aydın'da vücudundaki kitlenin büyümesiyle 170 kilograma ulaşan kadın, ameliyatla sağlığına kavuştu.</p><p>Efeler ilçesi Kuyucular Mahallesi'nde yaşayan Leyla Demirkafa (67) vücudundaki doğuştan gelen göbek fıtığı ile cilt altı yağ dokusunun büyümesiyle 170 kilograma ulaştı.</p><p>Demirkafa, 21 Mayıs'ta İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından evinden alınarak Atatürk Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.</p><p>Leyla Demirkafa, hazırlık süreçlerinin ardından ameliyata alındı. Vücudundaki yaklaşık 40 kilogramlık kitle alınan Demirkafa, sağlığına kavuştu.</p><p>Gazetecilere açıklama yapan Demirkafa, kendisini daha iyi hissettiğini ve hastanede dinlendiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yetkililerin kendisine sahip çıktığını dile getiren Demirkafa, emeği geçenlere teşekkür etti.</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Aydın, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/aydinda-bir-kisinin-vucudundaki-40-kilogramlik-kitle-ameliyatla-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/aydinda-bir-kisinin-vucudundaki-40-kilogramlik-kitle-ameliyatla-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="33593"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nde karbon ayak izini azaltacak proje hayata geçirildi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesinde-karbon-ayak-izini-azaltacak-proje-hayata-gecirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesinde-karbon-ayak-izini-azaltacak-proje-hayata-gecirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Yasin Öztürk: - 'Sistemden çıkan deşarj suyunu ham su tanklarına entegre ederek geri dönüştürdüğümüz bu proje sayesinde hem tonlarca su tasarrufu sağlıyor hem de merkezin karbon ayak izini doğrudan aşağı çekerek döngüsel sağlık hizmetine somut örnek sunuyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ZONGULDAK (AA) - Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi'nde (BEUN) hemodiyaliz ünitelerinde hayata geçirilen 'Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi'yle tonlarca su tasarrufu sağlamanın yanı sıra karbon ayak izinin azaltılması hedefleniyor.</p><p>BEUN Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Yasin Öztürk, gazetecilere, insanlığın iklim krizinin etkileriyle uğraştığını söyledi.<br></p><p>Çevreci Yeşil Diyaliz Derneği üyesi de olan Öztürk, dünyanın milyonlarca yıl boyunca üzerini toprakla örttüğü fosil yakıtların insan eliyle sera gazı olarak doğaya salındığından bahsederek, 'Sera gazının etkisi, küresel ısınma ve iklim krizi sonucunda insanların sağlığını direkt etkilemeye başladı. İnsanları tedavi ederken farkında olmadan sera gazının etkisini, karbon ayak izini ne kadar fazla artırdığımızı fark ettik.' dedi.</p><p>İklim krizinin sadece çevre felaketi olmadığına, halk sağlığı sorunu da olduğuna dikkati çeken Öztürk, sadece insanların hayatını kurtarmakla yetinmeyip 'gezegenin de sağlığının' kurtarılması gerektiğini kaydetti.</p><p>Öztürk, dernek olarak yaklaşık 10 yıldır hastaları tedavi ederken sağlık sisteminde oluşturulan atıkları, enerji ve su tüketimini, karbon ayak izini azaltmaya çalışarak projeler üretmeye çalıştıklarını ifade etti.</p><p>Hemodiyaliz tedavisinin, diğer girişimsel tedavilerden farklı olduğuna işaret eden Öztürk, hemodiyaliz tedavisinin hayat kurtarıcı tedavi olduğunu ve hastaların belli bir süre tedaviyi alamazsa hayatlarında tehlike oluşturacak duruma geleceklerini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öztürk, hemodiyaliz seanslarında tüketilen su ve enerji verilerini paylaşarak, şöyle devam etti:</p><p>'Ömür boyu süren bir tedavinin oluşturduğu su ve enerji tüketimi ile karbon ayak izi salınımı devasa boyutlara ulaşabiliyor. Bu durum, klinik uygulamalarımızda acilen çevre dostu ve kaynak etkin stratejileri hayata geçirmemizi zorunlu kılıyor. Bu noktada hemodiyaliz ünitelerinde ortaya çıkan yüksek miktardaki su israfını önlemek amacıyla 'Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi'ni somut adım olarak devreye aldık. Sistemden çıkan deşarj suyunu ham su tanklarına entegre ederek geri dönüştürdüğümüz bu proje sayesinde hem tonlarca su tasarrufu sağlıyor hem de merkezin karbon ayak izini doğrudan aşağı çekerek döngüsel sağlık hizmetine somut örnek sunuyoruz.'</p><p>Öztürk, dernek olarak farkındalığı artırmak amacıyla 6 Haziran'da düzenleyecekleri 'Sürdürülebilir Nefroloji Sempozyumu'na destek veren Zonguldak BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer'e teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Zonguldak, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesinde-karbon-ayak-izini-azaltacak-proje-hayata-gecirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/zonguldak-bulent-ecevit-universitesinde-karbon-ayak-izini-azaltacak-proje-hayata-gecirildi.jpg" type="image/jpeg" length="27750"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Biruni Üniversitesinden Muş'taki Köy okullarına TÜBİTAK destekli bilim projesi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/biruni-universitesinden-mustaki-koy-okullarina-tubitak-destekli-bilim-projesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/biruni-universitesinden-mustaki-koy-okullarina-tubitak-destekli-bilim-projesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Araştırma Görevlisi Tuba Kapucuoğlu: - 'Proje kapsamında çocuklar doğa gözlemleri yapacak, deneysel çalışmalar gerçekleştirecek ve keşif temelli etkinliklere katılacak']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesinin TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan projesi Muş'un kırsal bölgelerinde yaşayan çocukları bilimle erken yaşta tanıştırarak bilimsel düşünme becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Araştırma Görevlisi Tuba Kapucuoğlu'nun yürütücülüğünü üstlendiği 'Doğamda Bilim Var: Küçük Kaşiflerin Bilim Yolculuğu' başlıklı proje,' TÜBİTAK 4009 Köy Okullarına Yönelik Destek Programı' kapsamında desteklenmeye hak kazandı.</p><p>Proje, Muş'un kırsal bölgelerinde yaşayan okul öncesi dönem ve ilkokul çağındaki çocukların bilimle erken yaşta tanışmalarını sağlarken, doğayı bir öğrenme ortamı olarak deneyimlemelerine imkan sunacak.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Kapucuoğlu, çocukların doğuştan gelen merak duygusunun uygun öğrenme ortamlarıyla desteklenmesinin bilimsel düşünmenin gelişiminde önemli rol oynadığını belirtti.</p><p>Kırsal bölgelerde yaşayan çocukların doğayla etkileşim kurabilecek önemli fırsatlara sahip olduğunu aktaran Kapucuoğlu, 'Projeyle bu çevresel deneyimlerin bilimsel etkinliklerle desteklenerek anlamlı öğrenme yaşantılarına dönüşmesini amaçlıyoruz.' ifadesini kullandı.</p><p>Kapucuoğlu, proje uzmanı olarak görev alan Doç. Dr. Özlem Yurt Tarakçı başta olmak üzere bilgi birikimi ve deneyime sahip akademisyen, eğitmen ve konuşmacıların proje kapsamında bir araya geldiğini belirten Kapucuoğlu, şunları kaydetti:</p><p>'Proje kapsamında çocuklar doğa gözlemleri yapacak, deneysel çalışmalar gerçekleştirecek ve keşif temelli etkinliklere katılacak. Hedefimiz, çocukların bilimi yalnızca okulda öğrenilen bir konu olarak değil, günlük yaşamın doğal bir parçası olarak deneyimlemelerini sağlamak. Etkinliklerde çocukların gözlem yapma, tahmin etme, karşılaştırma, sınıflandırma ve problem çözme becerilerini destekleyeceğiz. Böylece erken yaşlardan itibaren çocukların çevrelerini gözlemleyen, sorgulayan, araştıran ve keşfeden bireyler olarak bilimsel süreçlere aktif katılım göstermelerini teşvik edeceğiz.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Proje yalnızca çocukları değil, bölgedeki yetişkinleri de kapsıyor'</p><p>Kapucuoğlu, proje kapsamında çocukların farklı öğrenme deneyimleri yaşayacağını aktararak, 'Çocuklarımız doğada kodlama etkinliklerinden dijital mikroskopla yapılan incelemelere, mühendislik ve tasarım uygulamalarından deneysel çalışmalara kadar birçok etkinliğe katılacak. Yaprakların desenleri, toprağın yapısı, canlıların özellikleri ve doğadaki örüntüler çocuklar için bilimsel keşif araçlarına dönüşecek.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Çocukların çevrelerinde gördükleri olayları bilimsel bakış açısıyla değerlendirmelerinin hedeflendiğini belirten Kapucuoğlu, 'Çocuklar bilginin pasif alıcıları olarak değil, sorgulayan, araştıran ve bilgi üreten bireyler olarak sürecin öznesi konumundalar. Proje yalnızca çocukları değil, bölgedeki yetişkinleri de kapsıyor. Bilimsel etkinliklerin yanı sıra ilkokul öğrencilerine ve köy halkına yönelik bilim söyleşileri düzenleyeceğiz. Böylece bilim insanları ile toplum arasında doğrudan etkileşim kurulmasına katkı sağlayacağız. Bilimsel bilginin erişilebilir ve paylaşılabilir bir değer olarak benimsenmesini amaçlıyoruz.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Kapucuoğlu, okul öncesi dönem çocuklarına yönelik uygulamalı etkinlikler, ilkokul öğrencilerine yönelik etkileşimli bilim söyleşileri ve yetişkinlere yönelik bilim buluşmaları gerçekleştirileceğini belirterek, öğretmenlerin bilim temelli etkinlikler yürütmelerinin teşvik edileceğini, okulların bilimsel içerikli kitap ve süreli yayınlara erişiminin de destekleneceğini aktardı.</p><p>Projenin Biruni Üniversitesi koordinasyonunda yürütüleceğini kaydeden Kapucuoğlu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi ve Hakkari Üniversitesinden akademisyenlerin katkı sunduğu çalışmanın, farklı kamu kurumlarından uzmanların da desteğiyle disiplinler arası bir yapıya sahip olduğunu belirtti.</p><p>Kapucuoğlu, bilimsel bilgi ile yerel yaşam deneyimlerini buluşturarak kırsal bölgelerde bilim okuryazarlığının güçlenmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/biruni-universitesinden-mustaki-koy-okullarina-tubitak-destekli-bilim-projesi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/biruni-universitesinden-mustaki-koy-okullarina-tubitak-destekli-bilim-projesi.jpg" type="image/jpeg" length="91844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eklem kireçlenmesinde rejeneratif yöntemler tedaviye katkı sağlıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/eklem-kireclenmesinde-rejeneratif-yontemler-tedaviye-katki-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/eklem-kireclenmesinde-rejeneratif-yontemler-tedaviye-katki-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Sena Tolu: - 'Doğru teknik ve kişiye özel planlama ile PRP ve eksozom, eklem sağlığını korumada güçlü bir alternatif sunuyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Sena Tolu, eklem kireçlenmesinde uygulanan PRP ve eksozom tedavilerinin yalnızca ağrıyı azaltmayı değil, eklem dokusunun biyolojik olarak yenilenmesini de hedeflediğini belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, halk arasında eklem kireçlenmesi olarak bilinen osteoartrit, doku dejenerasyonu ve hücresel yaşlanma süreçleriyle ilerleyerek yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Tolu, eklem kireçlenmesinde kıkırdak dokusunun kendini onarma kapasitesinin oldukça sınırlı olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ağrı kesici ve fizik tedavi uygulamalarının yalnızca semptomları kontrol ettiğini kaydeden Tolu, 'Ancak eklemde biyolojik bir iyileşme sağlamaz. Bu nedenle günümüzde rejeneratif tedavilere yönelim çok arttı.' ifadesini kullandı.</p><p>Tolu, PRP tedavisinin hastanın kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazma kullanılarak uygulandığını aktararak, 'PRP, büyüme faktörlerini yoğun şekilde barındırır. Eklemdeki yangıyı azaltır, kıkırdak hücrelerinin yenilenmesini destekler ve eklem sıvısının kalitesini artırır. Böylece ağrı ve tutuklukta belirgin düzelme sağlanabilir. Hastalar PRP sonrası merdiven çıkma, yürüme ve günlük aktivitelerde gözle görülür bir rahatlama bildiriyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Eksozom tedavisinin rejeneratif tıbbın daha ileri uygulamalarından biri olduğuna işaret eden Tolu, 'Eksozomlar güçlü sinyal molekülleri sayesinde eklem dokusunda yenileyici bir ortam oluşturur. Özellikle kıkırdak hasarı daha belirgin olan hastalarda onarıcı sinyal iletimini artırması ve iyileşmeyi hızlandırması dikkat çekiyor.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Tolu, tedavilerde doğru hasta seçiminin önem taşıdığını vurgulayarak, hafif ve orta dereceli osteoartriti olan, ağrı kesici ve fizik tedaviye rağmen şikayeti devam eden, yürürken veya merdiven çıkarken zorlanan kişilerin söz konusu yöntemlerden en fazla fayda gördüğünü belirtti. </p><p>Tedavilerin ultrason rehberliğinde güvenle uygulanabildiğini, kısa sürdüğünü ve hastaların genellikle 24 saat içinde günlük yaşamına dönebildiğini kaydeden Tolu, 'Doğru teknik ve kişiye özel planlama ile PRP ve eksozom, eklem sağlığını korumada güçlü bir alternatif sunuyor.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/eklem-kireclenmesinde-rejeneratif-yontemler-tedaviye-katki-sagliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/eklem-kireclenmesinde-rejeneratif-yontemler-tedaviye-katki-sagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="66124"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki en belirgin fark solunum]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/beyin-olumu-ile-bitkisel-hayat-arasindaki-en-belirgin-fark-solunum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/beyin-olumu-ile-bitkisel-hayat-arasindaki-en-belirgin-fark-solunum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül: - 'Beyin ölümü olan kişide solunum durmuştur ve o kişinin solunumu yoktur. Bir süre sonra da kalp durması, kalp ölümü gerçekleşir. Komada veya bitkisel hayatta olan bir birey solunumu devam eder. Kalbi kendiliğinden çalışmaya devam eder ve siz buna çoğunlukla destek vermezsiniz' - 'Beyin ölümü tanı sürecindeki tanıda sıfır hata ve en detaylı şekilde incelenerek titizlikle yürütülen bir süreçtir. Son güncel Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine göre beyin ölümü tanısı için iki hekimin onay vermesi gerekiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki en belirgin farkın solunum olduğunu belirterek, beyin ölümü gerçekleşen kişide solunumun durduğunu ve bir süre sonra kalp ölümünün meydana geldiğini söyledi.</p><p>Beyoğlu'ndaki dernek binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Gül, beyin ölümünün nörolojik kriterlere dayanarak tespit edilen bir süreç olduğunu anlattı.</p><p>Beyin ve beyin sapı reflekslerinin tamamen geri dönüşümsüz olarak ortadan kaybolduğunu, kişinin kendi sorumluluğunu ve diğer bilişsel fonksiyonlarını yerine getirememesi halinde beyin ölümünün gerçekleştiğini aktardı. </p><p>Beyin ölümünün tamamen nörolojik kriterlere göre gerçekleştirilen bir süreç olduğunu belirten Gül, 'Aslında bu tarihsel olarak baktığımızda Orta Çağ'dan itibaren tıp literatürüne girmiş bir kavramdır. Son yıllarda özellikle solunum destek cihazlarının ve diğer destek tedavilerinin gelişmesiyle birlikte beyin ölümü gerçekleşmiş ve diğer organların belli bir süre sonra kaybedilebileceği ortaya konmuştur. Bu teknolojiler aslında kalbin ve solunumun destek verdiği bir süreci ifade ediyor. Beyni ölmüş bir bireyin tekrar yaşama ihtimali yoktur.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Prof. Dr. Gül, beyin fonksiyonları duran kişilerde solunumun da durduğunu, bir süre sonra ise kalp ölümünün gerçekleştiğini dile getirdi.</p><p>Beyin ölümü gerçekleşen bireyin hayata geri dönüşünün olmadığına dikkati çeken Gül, şöyle devam etti:</p><p>'Bu konuda özellikle en fazla sorulan noktalardan birisi beyin ölümünün koma ve bitkisel hayatla ilgili nasıl bir farkı olduğuna ilişkin. Komada veya bitkisel hayatta olan bir birey solunumunu sürdürebilir. Solunum ortadan kaybolmamıştır. En bariz, en belirgin fark aslında burada çıkar. Beyin ölümü olan kişide solunum durmuştur ve o kişinin solunumu yoktur. Bir süre sonra da kalp durması, kalp ölümü gerçekleşir. Komada veya bitkisel hayatta olan bir birey solunumu devam eder. Kalbi kendiliğinden çalışmaya devam eder ve siz buna çoğunlukla destek vermezsiniz.'</p><p>Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Gül, beyin ölümünü 'solunumun tamamen durması, beyin fonksiyonlarının geri dönmeyecek şekilde tamamen hasarlanması, bireyin solunumunu sürdürememesi ve kalp fonksiyonlarının çok kısa bir süre sonra tamamen ortadan kaybolması' olarak nitelendirilebileceğini kaydetti. </p><p>Beyin ölümünde tanı sürecinin çok önemli olduğunun altını çizen Gül, sözlerini şöyle tamamladı:<br></p><p>'Beyin ölümü tanı sürecindeki tanıda sıfır hata ve en detaylı şekilde incelenerek titizlikle yürütülen bir süreçtir. Son güncel Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine göre beyin ölümü tanısı için iki hekimin onay vermesi gerekiyor. Bunlardan biri beyin cerrahisi veya nöroloji uzmanı, diğeri ise anestezi uzmanı veya yoğun bakım uzmanı. En az iki hekimin klinik muayenesi ve yaptığı testlerle beyin ölümü tanısı konulur. Bazı durumlarda biz radyolojik olarak da beyin ölümü tanısını desteklemek için bazı durumlarda radyolojik anlamda da destek aldığımız olur.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/beyin-olumu-ile-bitkisel-hayat-arasindaki-en-belirgin-fark-solunum</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/beyin-olumu-ile-bitkisel-hayat-arasindaki-en-belirgin-fark-solunum.jpg" type="image/jpeg" length="10099"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Abdi İbrahim ilaçta elektronik kullanma talimatı dönemini başlattı]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/abdi-ibrahim-ilacta-elektronik-kullanma-talimati-donemini-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/abdi-ibrahim-ilacta-elektronik-kullanma-talimati-donemini-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Abdi İbrahim İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Oğuzcan Bülbül: - 'Bu proje, bir yandan dijitalleşmeyle sağlık hizmetlerinde erişilebilirliği artırırken ve kullanıcıların bilgiye erişimini kolaylaştırırken, diğer yandan da kağıt tüketimimizi ve buna bağlı karbon emisyonlarımızı azaltarak düşük karbonlu dönüşüm yolculuğumuza katkı sağlıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Abdi İbrahim, dijital dönüşüm adımlarından Karekod Projesi'ni hayata geçirerek elektronik kullanma talimatı (e-KT) içeren ilk ürünlerini piyasaya sundu.</p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, ilgili regülasyonlar kapsamında, muaf tutulan ürünler hariç olmak üzere, uygun ürünlerde yalnızca e-KT içeren karekodlu ambalaj uygulaması kullanılacak. 1 Ocak 2027 itibarıyla zorunlu hale gelecek e-KT uygulamasına erken uyum sağlayan Abdi İbrahim, dönüşüm sürecini ürün portföyüne yaygınlaştırmaya devam ediyor.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) ilaç kutuları üzerinden kullanma talimatlarının elektronik ortamda erişilebilir olmasına yönelik düzenlemesi doğrultusunda şirket, e-KT içeren ilk ürünlerini piyasaya sunarak, haziran ayı itibarıyla ürün portföyünde kademeli geçiş sürecini başlattı.<br></p><p>Uygulama sayesinde kullanıcılar, ilaç kutuları üzerinde yer alan karekodları akıllı cihazlarıyla okutarak güncel e-KT'lere dijital ortamda erişebilecek. Şirket, dönüşüm kapsamında basılı kullanma talimatlarını da kademeli olarak kaldırarak kağıt tüketimini azaltmayı, karbon ayak izini düşürmeyi ve dijitalleşmeyi çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle buluşturmayı amaçlıyor.<br></p><p>Dijitalleşme ve çevresel sürdürülebilirliği odağına alan Karekod Projesi, Abdi İbrahim'in 'HEAL2050' Sürdürülebilirlik Stratejisi kapsamında düşük karbonlu şirkete dönüşme hedefiyle uyumlu bir proje olarak öne çıkıyor. <br></p><p>Basılı kullanma talimatlarının kaldırılmasıyla şirketin yıllık yaklaşık 2 bin 500 ton karbondioksit eşdeğeri (CO2e) sera gazı emisyon azaltımı sağlaması hedefleniyor. Söz konusu dönüşüm, kağıt tüketiminin ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlarken, Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle de uyumlu bir yaklaşım ortaya koyuyor.<br></p><p>- 'İkiz dönüşümü tek bir kutuya sığdırdığımız için gururluyuz'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Abdi İbrahim İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Oğuzcan Bülbül, projenin Abdi İbrahim'in HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisiyle doğrudan uyumlu olduğunu belirtti.</p><p>Sürdürülebilirliğin iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Bülbül, hayata geçirdikleri her projede ortak faydaya hizmet eden, çok yönlü bakış açılarındaki izlerin bulunduğunu aktardı.</p><p>Bülbül, 'Bu proje, bir yandan dijitalleşmeyle sağlık hizmetlerinde erişilebilirliği artırırken ve kullanıcıların bilgiye erişimini kolaylaştırırken, diğer yandan da kağıt tüketimimizi ve buna bağlı karbon emisyonlarımızı azaltarak düşük karbonlu dönüşüm yolculuğumuza katkı sağlıyor. İkiz dönüşümü tek bir kutuya sığdırdığımız için gururluyuz.' değerlendirmesinde bulundu.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/abdi-ibrahim-ilacta-elektronik-kullanma-talimati-donemini-baslatti</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/abdi-ibrahim-ilacta-elektronik-kullanma-talimati-donemini-baslatti.jpg" type="image/jpeg" length="12763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havada bilinçsiz egzersiz performans kaybına yol açabiliyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/sicak-havada-bilincsiz-egzersiz-performans-kaybina-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/sicak-havada-bilincsiz-egzersiz-performans-kaybina-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Buket Akıncı: - 'Özellikle sıcak ortama uyum sağlanmadan yapılan egzersizlerde performans kaybı yüzde 10 ila 30 seviyelerine kadar çıkabiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Buket Akıncı, sıcak ve nemli havalarda yeterli önlem alınmadan yapılan egzersizlerin performans kaybı ve sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Akıncı, yaz mevsimiyle açık havada yapılan fiziksel aktivitelerin arttığını belirterek, çevresel koşulların egzersiz güvenliği ve performansı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.<br></p><p>Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve hava kirliliğinin egzersiz performansını olumsuz etkileyebildiğine değinen Akıncı, 'Özellikle sıcak ve nemli havalarda yeterli önlem alınmadan yapılan egzersizler, performans kayıplarına ve sağlık sorunlarına yol açabiliyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Akıncı, egzersiz sırasında ortaya çıkan enerjinin büyük bölümünün ısıya dönüştüğünü, vücudun bu ısıyı terleme ve terin buharlaşması yoluyla uzaklaştırdığını aktardı. <br></p><p>Yüksek nem oranının söz konusu mekanizmayı olumsuz etkilediğini vurgulayan Akıncı, şunları kaydetti:<br></p><p>'Nem arttığında terin buharlaşması zorlaşır. Bu durumda vücut ısısını düşürmek güçleşir, çekirdek sıcaklık daha hızlı yükselir ve kalp daha fazla çalışmak zorunda kalır. Sıcak ve nemli ortamlarda yapılan egzersizler, dayanıklılık performansını önemli ölçüde düşürür. Araştırmalar, aynı egzersiz şiddetinde kalp atım hızının arttığını, kişinin daha fazla efor harcadığını hissettiğini ve performansın azaldığını gösteriyor. Özellikle sıcak ortama uyum sağlanmadan yapılan egzersizlerde performans kaybı yüzde 10 ila 30 seviyelerine kadar çıkabiliyor.'</p><p>- 'Sıvı kaybı en önemli risklerden biri'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Akıncı, yüksek sıcaklıklarda sıvı kaybının en önemli risklerden biri olduğuna, vücut ağırlığının yalnızca yüzde 2'si kadar sıvı kaybının bile performansı olumsuz etkileyebileceğine dikkati çekerek, 'Sıvı kaybı arttığında vücudun ısı düzenleme mekanizması bozuluyor. Çekirdek vücut sıcaklığı daha hızlı yükselirken, aerobik performans da düşüyor. Bu nedenle egzersiz sırasında oluşan vücut ağırlığı kaybının yüzde 2'nin altında tutulması gerekiyor.' değerlendirmesini yaptı.</p><p>Yaz aylarında sıcak hava dalgalarıyla hava kirliliğinin de önemli bir risk faktörü haline geldiğini belirten Akıncı, egzersiz sırasında solunum hızının ve akciğerlere giren hava miktarının ciddi şekilde arttığını kaydetti.</p><p>Egzersiz yaparken bir dakikada akciğerlere girip çıkan hava miktarının dinlenme haline göre 10 kat daha fazla olabildiğini kaydeden Akıncı, 'Bu durum, ince partikül maddeler, ozon ve diğer kirleticilerin daha fazla solunmasına neden oluyor. Özellikle ozon seviyelerinin yükseldiği günlerde solunum ve kalp-damar sistemi üzerindeki yük artabiliyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Vücudun sıcak ortama belirli bir süre içerisinde adapte olabildiğini, düzenli egzersiz yapan kişilerde sıcağa uyum performansının yaklaşık 10-14 gün içinde büyük ölçüde tamamlandığını aktaran Akıncı, şu tavsiyelerde bulundu:</p><p>'Bu süreç sonunda terleme mekanizması daha etkin çalışır, plazma hacmi artar ve kalp, aynı egzersiz şiddetinde daha az zorlanır. Ancak nemli havalarda bu adaptasyonlar gelişse bile terin buharlaşmasını sınırlayan fiziksel koşullar tamamen ortadan kalkmıyor. Bu nedenle yüksek nem, performans üzerinde etkisini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle yaz aylarında açık havada egzersiz yapacak kişiler, yalnızca hava sıcaklığını değil, nem oranını ve hava kalitesini de takip etmeli. Günün daha serin saatleri tercih edilmeli, yeterli sıvı alımı sağlanmalı ve çevresel koşullar göz önünde bulundurulmalı. Özellikle çocuklar, ileri yaş grubundaki bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişiler sıcaklık, nem ve hava kirliliğinin oluşturduğu risklerden daha fazla etkilenebilir. Fiziksel aktivite sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası ancak egzersizin çevresel koşullara uygun şekilde planlanması, büyük önem taşıyor.'</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/sicak-havada-bilincsiz-egzersiz-performans-kaybina-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/sicak-havada-bilincsiz-egzersiz-performans-kaybina-yol-acabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="14586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Roche İlaç Türkiye ve TÜSEB'den işbirliği]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/roche-ilac-turkiye-ve-tusebden-isbirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/roche-ilac-turkiye-ve-tusebden-isbirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli: - 'İşbirliğiyle Türkiye'nin uluslararası klinik araştırmalardaki rekabet gücünü artırmaya, araştırma süreçlerini daha etkin hale getirmeye ve yenilikçi tedavilere erişimi desteklemeye katkı sunmayı hedefliyoruz' - TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan: - 'Araştırma ekosistemini güçlendirecek her adımı, Türkiye'nin sağlıkta küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir yatırım olarak görüyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Roche İlaç Türkiye ile Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB), Türkiye'de klinik araştırmaların geliştirilmesi, araştırma kapasitesinin artırılması ve uluslararası araştırmalardaki rekabet gücünün desteklenmesi amacıyla işbirliği protokolü imzaladı.</p><p>Roche İlaç Türkiye'den yapılan açıklamaya göre, Ankara'da Sağlık Bakanlığında düzenlenen imza törenine, TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli, Roche İlaç Türkiye Klinik Operasyonlar Ülke Direktörü Mina Nejadamin, Ülke Terapötik Alan Lideri İrem Akat Kul ve İletişim Ortağı Hande Hazinedaroğlu Hatırnaz katıldı.</p><p>Protokol kapsamında, Roche İlaç Türkiye tarafından Türkiye'de yürütülmesi planlanan klinik araştırmalar için ülke ve merkez fizibilite süreçlerinin desteklenmesi, uygun araştırma merkezlerinin belirlenmesine yönelik içgörü paylaşılması ve şehir hastaneleriyle yürütülecek araştırma işbirliklerinin desteklenmesi hedefleniyor.</p><p>İşbirliği ayrıca Roche İlaç Türkiye'nin 20 yılı aşkın süredir sürdürdüğü Roche Klinik Çalışmalar Okulu kapsamında verilen temel ve ileri düzey İyi Klinik Uygulamalar eğitimlerinin TÜSEB işbirliğiyle düzenlenmesini ve araştırma ekosistemini güçlendirmeye yönelik ortak projelerin hayata geçirilmesini kapsıyor.</p><p>İşbirliğiyle Türkiye'nin uluslararası klinik araştırmalardaki rekabet gücünün artırılması, araştırma kapasitesinin geliştirilmesi ve yenilikçi tedavilere erişimin desteklenmesi amaçlanıyor.</p><p>- 'İşbirliği Türkiye'nin klinik araştırma altyapısının gelişmesine katkı sağlayacak'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, Türkiye'nin sağlık alanındaki araştırma kapasitesini güçlendirmenin, bilimsel üretimi artırmanın ve ülkeyi uluslararası araştırma ekosisteminde daha güçlü konuma taşımanın TÜSEB'in temel öncelikleri arasında bulunduğunu belirtti.</p><p>'Üreten Sağlık' vizyonu doğrultusunda kurulan işbirliğinin klinik araştırma altyapısının gelişmesine ve Türkiye'nin bu alandaki potansiyelinin daha görünür hale gelmesine katkı sağlayacağına inandıklarını aktaran Kervan, 'Araştırma ekosistemini güçlendirecek her adımı, Türkiye'nin sağlıkta küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir yatırım olarak görüyoruz.' ifadesi kullandı.</p><p>Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli de bilimsel araştırmaları sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendiren en önemli unsurlardan biri olarak gördüklerini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye'nin güçlü sağlık altyapısı ve deneyimli araştırmacılarıyla klinik araştırmalar açısından önemli potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Bidgoli, 'TÜSEB ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliğiyle Türkiye'nin uluslararası klinik araştırmalardaki rekabet gücünü artırmaya, araştırma süreçlerini daha etkin hale getirmeye ve yenilikçi tedavilere erişimi desteklemeye katkı sunmayı hedefliyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Roche İlaç Türkiye Klinik Operasyonlar Ülke Direktörü Mina Nejadamin, klinik araştırmaların sürdürülebilir şekilde gelişmesinin güçlü araştırma merkezleri, nitelikli insan kaynağı ve paydaşlar arasında etkin işbirlikleriyle mümkün olduğunu belirtti.</p><p>Nejadamin, TÜSEB ile hayata geçirilen işbirliği kapsamında araştırmacıların yetkinliklerinin geliştirilmesine, araştırma merkezlerinin görünürlüğünün artırılmasına ve uluslararası standartlarda klinik araştırmaların Türkiye'de daha yaygın hale gelmesine katkı sağlamayı amaçladıklarını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/roche-ilac-turkiye-ve-tusebden-isbirligi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/roche-ilac-turkiye-ve-tusebden-isbirligi.jpg" type="image/jpeg" length="56013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağırsak sağlığı kanser tedavisinde önemli rol oynuyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinde-onemli-rol-oynuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinde-onemli-rol-oynuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Topçu: - 'Bağırsak dengesini bozan en önemli faktörlerden biri gereksiz antibiyotik kullanımı. Antibiyotikler faydalı bakterileri azaltarak mikrobiyotayı olumsuz etkileyebilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Topçu, kanser tedavisi gören hastalarda bağırsak sağlığının tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, mikrobiyota dengesinin güçlü olduğu hastalarda tedaviye yanıtın daha iyi, yan etkilerin ise daha az görüldüğünü ifade etti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Topçu, bağırsaklarda yaşayan faydalı bakterilerin yalnızca sindirim sistemi için değil, kanser tedavisinin etkinliği açısından da önemli rol oynadığını vurguladı.</p><p>Bağırsak sağlığındaki bozulmanın kanser tedavisinde süreci zorlaştırabileceğini, sık görülen ağız yaraları, mukozit, ishal ve kabızlık gibi sorunların bağırsak bariyerini bozabildiğini aktaran Topçu, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Bu durumlar tedaviye uyumu zorlaştırabilir. Ancak bağırsak sağlığı iyi olan hastalarda hem yan etkiler daha az görülür hem de tedaviye uyum artar. Bağırsak dengesini bozan en önemli faktörlerden biri gereksiz antibiyotik kullanımı. Antibiyotikler, faydalı bakterileri azaltarak mikrobiyotayı olumsuz etkileyebilir.' </p><p>Topçu, probiyotik kullanımının her hasta için uygun olmadığını belirterek, hastalara liften zengin, dengeli ve doğal beslenme önerdiklerini aktardı.</p><p>Bağırsak sağlığının yalnızca destekleyici değil, tedaviye yön veren bir faktör olduğuna değinen Topçu, 'Özellikle bağışıklık sistemi zayıf hastalarda probiyotikler risk oluşturabilir. Bu nedenle mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalı. Doğru beslenme ve erken müdahale ile tedaviye uyum artırılabilir. Mikrobiyota dengesi iyi olan hastalarda tedaviye yanıt daha olumlu oluyor.' ifadelerini kullandı.</p><p><br></p><table><tr></tr></table></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinde-onemli-rol-oynuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinde-onemli-rol-oynuyor.jpg" type="image/jpeg" length="90785"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yozgat'ta 2 kişi KKKA hastalığı teşhisiyle tedavi görüyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/yozgatta-2-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/yozgatta-2-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YOZGAT (AA) - Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisi konulan 2 kişi, Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde tedavi ediliyor.</p><p>Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde gazetecilere açıklamada bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Eren Gök, hastanede KKKA hastalığı şüphesiyle tedavi gören 2 hasta olduğunu söyledi.</p><p>Hastalığın insanlara kene aracılığıyla bulaştığını anımsatan Gök, özellikle tarım, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan kişilerin kene ile daha sık karşılaştığını ifade etti. Gök, 'Kene tuttuğu zaman eğer virüs taşıyorsa hastalığı kişilere de bulaştırıyor. İlk belirtileri, halsizlik, ateş, kas ağrısı, bulantı, kusma olarak herhangi bir hastalık gibi başlıyor. Daha sonra kanamalarla seyrediyor. Eğer hastalık ağır seyrederse ölüme kadar gidebiliyor.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gök, hastaneye KKKA hastalığı tanısıyla gelen 3 hastadan 2'sinin tedavisinin sürdüğünü, birinin ise taburcu edildiğini belirtti.</p><p>Hastanede KKKA hastalığı tanısıyla tedavi gören Cengiz Berk de yaşadığı sürecin oldukça zor geçtiğini ifade ederek, kenenin asla hafife alınmaması gerektiğine dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yozgat, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/yozgatta-2-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/yozgatta-2-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor.jpg" type="image/jpeg" length="98862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rize'de 'Sağlığını Tanı Geleceğini Koru' etkinliği düzenlendi]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/rizede-sagligini-tani-gelecegini-koru-etkinligi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/rizede-sagligini-tani-gelecegini-koru-etkinligi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>RİZE (AA) - Rize'de, 'Sağlığını Tanı Geleceğini Koru' etkinliği organize edildi.</p><p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Aktif Yaşlanma ve Sağlıklı Yaşam Topluluğu gönüllülerince, bir alışveriş merkezinde düzenlenen etkinlikte, vatandaşların boy, kilo, tansiyon ve şeker ölçümü yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Hilal Pekmezci, proje ile toplumsal farkındalık kazandırmayı amaçladıklarını söyledi.</p><p>Koruyucu sağlık hizmetlerine odaklanmanın önemine işaret eden Pekmezci, kişilerin sağlık okuryazarlıklarını artırmayı hedeflediklerini vurguladı.</p><p>Ölçüm yaptıran 69 yaşındaki Emine Taşçı da 'Alışveriş merkezine gezmeye geldim. Ölçümlerimi yaptırdım, her şey güzel çıktı.' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Rize, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/rizede-sagligini-tani-gelecegini-koru-etkinligi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/rizede-sagligini-tani-gelecegini-koru-etkinligi-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="40043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de 39 ilde deri kanserine karşı ücretsiz 'ben' taraması yapılıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/turkiyede-39-ilde-deri-kanserine-karsi-ucretsiz-ben-taramasi-yapiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/turkiyede-39-ilde-deri-kanserine-karsi-ucretsiz-ben-taramasi-yapiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Dermatoloji Derneğince, 71 merkezde başlayan taramalar, haziran ayı boyunca devam edecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Türk Dermatoloji Derneğince (TDD), deri kanserine karşı farkındalığı artırmak ve erken dönemde tespit edilebilmesi için 39 il ve 71 merkezde ücretsiz 'ben' taraması yapılıyor.</p><p>Türk Dermatoloji Derneği Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Aslan Yürekli, bugün başlayan ücretsiz ben taramalarının haziran ayı boyunca Türkiye genelinde devam edeceğini bildirdi.</p><p>Yürekli, 39 ilde 71 sağlık kuruluşunda yürütülen çalışma kapsamında, vatandaşların tüm vücut deri muayenelerinin yapılarak kanser taramasından geçirileceğini söyledi.</p><p>Program kapsamında binin üzerinde dermatoloji uzmanının sahada görev yapacağını belirten Yürekli, çalışmanın temel hedefinin 'deri kanserlerini erken dönemde tespit etmek' ve toplumda kendi kendine ben muayenesi konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu dile getirdi.</p><p>Yürekli, kişilerin evde kendi benlerini de düzenli olarak kontrol edebileceğini belirterek, vatandaşların benlerini değerlendirirken, asimetrik olup olmadığını, sınırlarının düzenli görünüp görünmediğini, renginde birden fazla renk bulunup bulunmadığını, çapının 6 milimetreden büyük olup olmadığı ve zaman içinde büyüme ya da kabarıklık gibi değişiklikler gösterip göstermediğini gözlemlemesi gerektiğini aktardı.</p><p>- 'Erken tanı deri kanserleriyle mücadelede önemli'</p><p>Euromelanoma Türkiye Ekibi Başkanı Doç. Dr. Serkan Yazıcı, Türk Dermatoloji Derneğinin yıllardır halkın deri kanserleri konusunda bilinçlendirilmesi ve taranması amacıyla çeşitli çalışmalar yürüttüğünü söyledi.</p><p>Yazıcı, Euromelanoma kampanyalarında her yıl farklı bir temanın ele alındığını belirterek, bu yıl sosyal medyada sağlıkla ilgili yayılan yanlış bilgilerin oluşturduğu risklere dikkat çekmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p><p>Sosyal medyanın günlük yaşamda daha fazla yer edinmesiyle sağlık uzmanı olmayan kişiler tarafından hatalı bilgilerin paylaşılabildiğini ifade eden Yazıcı, bazı kişilerin de bu bilgilere inanabildiğini dile getirdi.</p><p>Deri kanseri, güneşten korunma ve güneş koruyucu kullanımıyla ilgili çeşitli yanlış bilgilerin bulunduğunu kaydeden Yazıcı, 'Güneş faydalıdır, bronzlaşmak yararlıdır ya da güneş koruyucular tehlikelidir ve kullanılmamalıdır gibi bilimsel temeli olmayan söylemlerle karşılaşabiliyoruz. Biz de kampanya kapsamında bu yanlış bilgilerin yerine kanıta dayalı bilimsel gerçekleri halkımıza anlatmaya çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>TDD Dermoskopi Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bengü Nisa Akay, kampanya kapsamında başvuran tüm vatandaşların ücretsiz olarak muayene edildiğinin altını çizdi.</p><p>Muayenelerde kişilerin saçlı deri, deri ve tırnaklarının ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini belirten Akay, erken tanının deri kanserleriyle mücadelede büyük önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Melanomun erken evrede tespit edildiğinde hastanın yaşamını tehdit etmeyen bir deri kanseri türü olduğunu ifade eden Akay, 'Ancak tanıda gecikildiğinde vücudun diğer bölgelerine yayılma riski artıyor. Bu nedenle kampanya kapsamında erken evrede yakalayabildiğimiz tek bir melanom vakasını bile önemli bir başarı olarak görüyoruz.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Akay, taramalar sırasında vatandaşlara deri kanserleri ve güneşten korunma yöntemleri konusunda da bilgilendirme yaptıklarını kaydetti.</p><p>- 'Güneş yanığı, deri kanseri riskini artırıyor'</p><p>Vatandaşları taramalara katılmaya davet eden Akay, kampanya kapsamında Ankara'da da ücretsiz muayenelerin gerçekleştirileceğini ifade etti.</p><p>Euromelanoma Türkiye Ekibi Üyesi Burcu Beksaç ise bu yılki kampanyada özellikle gençlere ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.</p><p>Deri kanserine yol açabilen hücresel değişimlerin çocukluk ve gençlik dönemlerinde başlayabildiğine dikkati çeken Beksaç, çocukluk çağında yaşanan tek bir güneş yanığının bile ilerleyen yıllarda deri kanseri, özellikle de melanom riskini artırabildiğini ifade etti.</p><p>Beksaç, vatandaşların tarama tarihleri ve merkez bilgilerine Türk Dermatoloji Derneğinin internet sitesi üzerinden ulaşabileceğini belirterek, özellikle gençleri ücretsiz ben taramalarına katılmaya davet etti.</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/turkiyede-39-ilde-deri-kanserine-karsi-ucretsiz-ben-taramasi-yapiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/turkiyede-39-ilde-deri-kanserine-karsi-ucretsiz-ben-taramasi-yapiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="26170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemoroid sanılan şikayetlerde erken tanı hayati önem taşıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/hemoroid-sanilan-sikayetlerde-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/hemoroid-sanilan-sikayetlerde-erken-tani-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Sağlık Grubu'ndan Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Aydın, 'hemoroid' sanılan uzun süreli ağrı ve kanama şikayetlerinde genel cerrahi veya gastroenteroloji cerrahisi uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.</p><p>​​​​​​​Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, makat bölgesindeki şikayetler, halk arasında 'basur' olarak bilinen 'hemoroid' hastalığı sanılarak önemsenmeyebiliyor veya utanç duygusuyla ertelenebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinden Genel Cerrahi ve Gastoentoloji Cerrahisi Uzmanı Aydın, şikayetlerin basit bir rahatsızlık sanılarak kulak ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.</p><p>Hemoroid sanılan belirtilerin rektum kanseri gibi çok ciddi hastalıkların da habercisi olabileceğine dikkati çeken Aydın, özellikle 40 yaş sonrasında ortaya çıkan şikayetlerin vakit kaybedilmeden değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.</p><p>Hemoroid ve rektum kanseri belirtilerinin birbirine benzeyebildiğini, her iki hastalığın da makatta dolgunluk hissi, ağrı ve kanama yapabildiğini aktaran Aydın, 'Ancak biri damarsal yapılardan kaynaklanırken, diğeri bağırsak mukozasındaki hücrelerden gelişen ciddi bir kanser türüdür.' ifadesini kullandı.</p><p>Özellikle toplumda şikayetlerin utanma duygusuyla ertelendiğini ifade eden Aydın, 'Birçok kişi tüm şikayetlerini hemoroid sanıyor. Oysa rektum kanserinde geç kalındığında hem yaşam kalitesi bozuluyor hem de tedavi şansı azalıyor.' uyarısında bulundu.</p><p>Kanser hastalıklarında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aydın, 'Kanserden korkma, geç kalmaktan kork sözü burada çok önemli. Çünkü gecikildikçe tedavi olma şansı azalıyor. Makat bölgesinde uzun süren kanama, ağrı veya dolgunluk hissi yaşayan kişilerin mutlaka genel cerrahi veya gastroenteroloji cerrahisi uzmanına başvurması gerekir. Erken değerlendirme hayat kurtarıcı olabilir.' değerlendirmesini yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/hemoroid-sanilan-sikayetlerde-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/06/agency/aa/hemoroid-sanilan-sikayetlerde-erken-tani-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="75562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Poliklinik hizmetiyle 30 yıllık sigara bağımlılığından kurtulup 'dumansız' hayata kavuştu]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/poliklinik-hizmetiyle-30-yillik-sigara-bagimliligindan-kurtulup-dumansiz-hayata-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/poliklinik-hizmetiyle-30-yillik-sigara-bagimliligindan-kurtulup-dumansiz-hayata-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kocaeli'de yaşayan 40 yaşındaki Mehmet Toprak: - 'Çocuklarımla daha eğlenceli vakitler geçiyorum. Sinir stresim azaldı. Yürüyüş yapabiliyorum. Yediğim içtiğimden de tat alabiliyorum. Sigara çok matrak bir şey değil' - Sigara bırakma polikliniğinde görevli hekim Abdulsamet Kösalı: - 'Hastamız geldiğinde günde 4 paket sigara içtiğinden bahsediyordu. Günde 2 saat kadar da uykuyla idare ediyormuş. Bu durum sağlığını ve hayatını kötü etkiliyordu. Bırakmakta kararlıydı, güzel sonuç da aldık']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KOCAELİ (AA) - CEM ALİ KUŞ - Kocaeli'nin Darıca ilçesinde yaşayan 40 yaşındaki Mehmet Toprak, çocuk yaşlarda bağımlısı olduğu sigaradan aldığı destek sayesinde 30 yıl sonra kurtuldu.</p><p>Henüz 9 yaşında sigaraya başlayan Toprak, sağlığına verdiği zarar ve kokusundan duyduğu rahatsızlık nedeniyle sigarayı birçok kez bırakmayı denemesine rağmen başarılı olamadı.</p><p>Kuzeni ve çocuklarının tavsiye üzerine 1,5 yıl önce Darıca İlçe Sağlık Müdürlüğü'ndeki Sağlıklı Hayat Merkezi'nde bulunan sigara bırakma polikliniğine başvuran Toprak, uzmanlardan psikolojik destek aldı, ilaç tedavisine başladı.</p><p>Uzmanların yönlendirmesiyle 30 yıldır bağımlısı olduğu sigarayı bırakan 3 çocuk sahibi Toprak, çalışma hayatını ve sosyal yaşamını olumsuz etkilediği bağımlılığından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor.</p><p>- 'Yürümezdim, şu anda her akşam yürüyüş yapıyorum'<br></p><p>Toprak, AA muhabirine, sigarayı bırakınca hayatının değiştiğini ve hayat kalitesinin arttığını söyledi.</p><p>Günde 3 paket sigara tükettiğini anlatan Toprak, 'Yaklaşık 30 yıl boyunca sigara içtim. 9 yaşında çocukken arkadaşlardan özenerek başladık. Ailemin, çocuklarımın ve kuzenimin baskısı sigarayı bırakmamda yardımcı oldu. Sigarayı çok içiyordum. Sabah 9'dan öğlen 12'ye kadar bir paketimin bittiği anlamına geliyordu.' dedi.</p><p>Toprak, vücudunda sigara kullanımına bağlı belirtilerin baş gösterdiğini ve yürümekte dahi zorlandığını dile getirerek, 'Nefes almakta zorlanıyordum. Uyku düzenim komple gitmişti. Artık yediğim ve içtiğimden tat almaz durumdaydım. İnsanın hayatı sigarayı bırakınca inanılmaz derecede değişiyor. Yürümezdim, şu anda her akşam yürüyüş yapıyorum.' diye konuştu.</p><p>İnsanın sigara içerek kendi ömrünü bitirdiğini vurgulayan Toprak, şöyle devam etti:</p><p>'Tedavi sürecinde tetkiklerden sonra kronik rahatsızlığımın bulunmaması üzerine ilaca başladık. 5. günden itibaren sigarayı hayatımızdan attık. Çocuklarımla daha eğlenceli vakitler geçiyorum. Sinir stresim azaldı, yürüyüş yapabiliyorum. Yediğim içtiğimden de tat alabiliyorum. Sigara çok matrak bir şey değil. Biz bu sigarayı eğlendiğimizde veya sinirlendiğimizde yakıyorduk. Bir şeylere çare olduğunu düşünüyorduk ama hiçbir şeye çare değil. Kendinizi bitirmeye yönelik bir eylem.'</p><p>Toprak, 30 yıl sonra hayatın tadı olduğunun farkında vardığını dile getirerek, 'Profesyonel destek almak çok önemli. Çiğneme tabletiyle veya dışarıdan bulduğumuz ilaçlarla bırakmaya çalışıyoruz. Tamamen yanlış. Doktor gözetiminde sigaranın bırakılmasını tavsiye ederim. 30 yıl boyunca içtiğim sigara sebebiyle aldığım nefesin, yediğim yemeğin hiçbir tadının alamamak beni üzmüş durumda.' ifadelerini kullandı.</p><p>- '5. günde danışanımız sigarayı kesti'</p><p>Sigara bırakma polikliniğinde görevli hekim Abdulsamet Kösalı da bağımlılıklarından kurtulmak isteyen bireylere tetkikler sonrası kişiye özel tedavi uyguladıklarını söyledi.</p><p>Danışanın kendilerine geldiğinde sigaranın hayatına kötü etkiler bıraktığını anladıklarını aktaran Kösalı, 'Hastamız bize geldiğinde günde 4 paket sigara içtiğinden bahsediyordu. Günde 2 saat kadar da uykuyla idare ediyormuş. Bu durum sağlığını ve hayatını kötü etkiliyordu. Bırakmakta kararlıydı, biz de tetkiklerini istedik ve tedavisine başladık. Güzel sonuç da aldık. Hastamıza öncelikle psikososyal desteğimizi sağladık. Sonrasında tedavimiz hızlıca ilerledi. Danışanımıza ilaç tedavisi uyguladık. 5. günde danışanımız sigarayı kesti ve o günden beridir de sigara kullanmıyor.' şeklinde konuştu.</p><p>Sigaranın birçok hastalığa davetiye çıkardığına işaret eden Kösalı, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Sigara sağlığımızı kötü etkileyen bir şey. Uzun süre içtiğimiz zaman koah veya akciğer kanseri gibi hastalıklara sebebiyet vermektedir. Bıraktıktan sonrada faydasını çok kısa sürede görebilmekteyiz. Tansiyonumuz normal seviyeye gelmektedir. Kalp krizi riskimizde 1 yıl içerisinde yarı yarıya inmektedir. Genelde gelen bireyler sigarayı bırakmada başarılı olamayan insanlar. Burada onlara profesyonel desteğimizi sağlamaktayız. Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden randevu alabilirsiniz, aile hekiminiz de sistemden direkt sizlere randevu alabilir.'</p><p>Kösalı, sigarayı bıraktıktan sonra danışanda uyku düzeni oluştuğunu, hayat kalitesinin arttığını, kilo aldığını ve sağlıklı hayata kavuştuğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kocaeli, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/poliklinik-hizmetiyle-30-yillik-sigara-bagimliligindan-kurtulup-dumansiz-hayata-kavustu</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/poliklinik-hizmetiyle-30-yillik-sigara-bagimliligindan-kurtulup-dumansiz-hayata-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="43964"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MS hastalığında erken teşhisle hastalığın seyrini kontrol altına almak mümkün]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/ms-hastaliginda-erken-teshisle-hastaligin-seyrini-kontrol-altina-almak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/ms-hastaliginda-erken-teshisle-hastaligin-seyrini-kontrol-altina-almak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesinden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Erkingül Birday: - 'Günümüzde tedavi seçeneklerimiz oldukça arttı. Atak tedavileri, atak önleyici tedaviler ve semptomlara yönelik uygulamalarla hastalarımızı büyük ölçüde kontrol altında tutabiliyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesinden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Erkingül Birday, Multipl Skleroz (MS) hastalığında erken teşhisin büyük önem taşıdığını, belirtiler ortaya çıktığında erken başvuru ve doğru tedaviyle hastalık seyrinin kontrol altına alınabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erkingül Birday, MS'in çoğunlukla ataklarla seyreden, beyin ve omuriliği etkileyen bir hastalık olduğunu aktardı.</p><p>Birday, özellikle genç erişkinlerde görülen ve merkezi sinir sistemini etkileyen MS, bazen sinsi belirtilerle ilerleyerek yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebildiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>MS'in beyin ve omuriliği etkileyen bir hastalık olduğunu kaydeden Birday, 'Multipl Skleroz, büyük çoğunlukla ataklarla seyreden bir hastalıktır. Görme kaybı, uyuşma, güç kaybı, baş dönmesi, denge bozukluğu, yürüme güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Birday, hastalığın yoğun yorgunluk ve unutkanlık gibi belirtilerle de ortaya çıkabildiğine işaret ederek, bu tür şikayetler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini aktardı.</p><p>- MS'te yaşam tarzı değişiklikleri tedaviyi destekliyor</p><p>MR ve destekleyici testlerle hastalığa daha erken tanı konulabildiğini vurgulayan Birday, şunları kaydetti:</p><p>'Her hastada hastalığın seyri farklı ilerler. MS'in kesin nedeni bilinmiyor, ancak genetik yatkınlık ve çevresel faktörler bu konuda etkili. Günümüzde tedavi seçeneklerimiz oldukça arttı. Atak tedavileri, atak önleyici tedaviler ve semptomlara yönelik uygulamalarla hastalarımızı büyük ölçüde kontrol altında tutabiliyoruz. Tedavi sürecinde yaşam tarzı da önem taşıyor. Düzenli egzersiz, özellikle pilates ve yoga hastalarımıza iyi geliyor. Beslenme alışkanlıklarının da düzenlenmesi gerekiyor. Hastalara ilaçlarını düzenli kullanmaları ve kontrollerini aksatmamaları gerekiyor. Belirtiler ortaya çıktığında erken başvuru ve doğru tedaviyle hastalığın seyri kontrol altına alınabilir. MS zor bir hastalık ama bu süreçte birlikte mücadele etmek mümkün.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İstanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/ms-hastaliginda-erken-teshisle-hastaligin-seyrini-kontrol-altina-almak-mumkun</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/ms-hastaliginda-erken-teshisle-hastaligin-seyrini-kontrol-altina-almak-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="99602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemşire anne ile doktor oğlu aynı hastanede görev yapıyor]]></title>
      <link>https://flashhaberlondra.com/hemsire-anne-ile-doktor-oglu-ayni-hastanede-gorev-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://flashhaberlondra.com/hemsire-anne-ile-doktor-oglu-ayni-hastanede-gorev-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Kilis'te görev yapan hemşire Emine Hakan, aynı acil serviste pratisyen hekim olarak göreve başlayan oğlu Serkan Kemal Hakan ile birlikte çalışmanın mutluluğunu yaşıyor - Hemşire Emine Hakan: - 'Sağlık bir ekip işi. Bu ekibin içerisinde anne-oğul olarak çalışmak tarif edilemeyecek bir mutluluk' - Doktor Serkan Kemal Hakan: - 'Annemle nöbetlerim daha iyi geçiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KİLİS (AA) - İBRAHİM ÖZCAN - Kilis Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşire Emine Hakan ile pratisyen hekim oğlu Serkan Kemal Hakan, acil serviste birlikte mesai yapıyor.</p><p>Meslekte 29 yılı geride bırakan hemşire Emine Hakan'ın oğlu Serkan Kemal Hakan'ın çocukluğu zaman zaman hastane koridorlarında geçti.</p><p>Annesinin sağlık çalışanı olmasının etkisiyle bu alana yönelen Serkan Kemal Hakan, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p><p>Yaklaşık 9 ay önce Kilis Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca Devlet Hastanesi'ne atanan Hakan, acil serviste annesiyle birlikte görev yapmaya başladı.</p><p>- Anne gururlu</p><p>Hemşire Emine Hakan, AA muhabirine, 29 yıldır hastanenin acil servisinde görev yaptığını belirterek, oğlunun tıp fakültesini kazanmasının kendisini çok mutlu ettiğini söyledi.</p><p>Oğlunun çocukluk yıllarında zaman zaman nöbetlerine eşlik ettiğini anlatan Hakan, 'Sağlık bir ekip işi. Bu ekibin içerisinde anne-oğul olarak çalışmak tarif edilemeyecek bir mutluluk. Oğlumla aynı hastanede mesai arkadaşı olarak çalışmak gurur verici, oğlumla gurur duyuyorum.' dedi.</p><p>Oğlunun hastane ortamına küçük yaşlardan itibaren alışık olduğunu ifade eden Hakan, 'Oğlum çocukken nöbetlerimde onunla birlikte hastanede zaman geçirirdik. O dönemde diyaliz hemşiresiydim. Hastaların tedavisiyle ilgilenirken hasta yakınları da oğlumla ilgilenirdi.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İşini severek yaptığını dile getiren Hakan, kızı Beyza Ece'nin de hemşirelik eğitimi aldığını, göreve başlamasıyla birlikte onunla da meslektaş olacaklarını belirtti.</p><p>- 'Annemle nöbetlerim daha iyi geçiyor'</p><p>Pratisyen hekim Serkan Kemal Hakan ise çocukluğundan beri hastane ortamında bulunduğunu ve sağlık sektörünü annesi sayesinde yakından tanıdığını söyledi.</p><p>Annesiyle aynı hastanede göreve başlamanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade eden Hakan, şunları kaydetti:</p><p>'Annemle beraber çalışmak çok güzel bir duygu. Daha önce o bana bakıyordu, şimdi birlikte insanlara hizmet ediyoruz. Benim için çok güzel bir çalışma ortamı. Annemle nöbetlerim daha iyi geçiyor. Çocukken arkadaşlarımın oyuncakları farklı olurken benimki serum hortumları ve enjektörler oluyordu. Bu yüzden hastane ortamı yadırgadığım bir yer değildi. Önceleri çocukken geldiğim aynı hastaneye yıllar sonra hekim olarak atanmış oldum. Annemin sağlıkçı olması ve hastane ortamında büyümem benim bu alana yönelmemi sağladı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kilis, Sağlık</category>
      <guid>https://flashhaberlondra.com/hemsire-anne-ile-doktor-oglu-ayni-hastanede-gorev-yapiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://flashhaberlondracom.teimg.com/crop/1280x720/flashhaberlondra-com/uploads/2026/05/agency/aa/hemsire-anne-ile-doktor-oglu-ayni-hastanede-gorev-yapiyor.jpg" type="image/jpeg" length="39171"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
