İSTANBUL (AA) - TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Türkiye'nin Doğu ve Batı ile iletişim halinde olduğunu ve her iki tarafı da anlayan bir konumda bulunduğunu belirterek, 'Neredeyse çatışma olan her bölgeyle konuşabiliyoruz, iletişim kurabiliyor güvene dayalı bir yaklaşımla bunu yapıyoruz.' dedi.

Oktay, 'Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı' temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM) 'Küresel Düzende yeni Çerçeve: Strateji İletişim Perspektifi' başlıklı panelinde konuştu.

Kaos ortamlarında yaşanan süreçlere değinen Oktay, inanılır ve güvenilir olmanın önemine dikkati çekti.

Oktay, Batı ile Doğu arasında bir güç mücadelesi olduğunu ve Türkiye'nin iki tarafın ortasında yer aldığını söyleyerek, 'Doğu ve Batıyla iletişim halindeyiz, onları anlayabiliyoruz. Her iki tarafı da anlayan bir konumdayız. Ülke olarak bu gerçekten çok önemli bir avantaj ve rekabet avantajı da sağlayan bir şey bize. Bu sayede neredeyse çatışma olan her bölgeyle konuşabiliyoruz, iletişim kurabiliyor güvene dayalı bir yaklaşımla bunu yapıyoruz.' dedi.

Güven inşasının yalnızca kriz yönetimiyle sınırlı olmadığını, politika geliştirme süreçlerinde de belirleyici rol oynadığını kaydeden Oktay, belirsizliklerin azaltılmasının, ülkede tesis edilen güven ortamı ve güçlü, güvenilir liderlikle mümkün olduğunu dile getirdi.

Oktay, kaos ortamının yalnızca idari düzeyi değil, enerji, iletişim ve birçok sektörü eş zamanlı etkilediğini, bu etkileri önceden öngörüp buna uygun politikalar geliştirdiklerini ifade etti.

Okay, konuşmasına şöyle devam etti:

Londra'da Al Jazeera muhabirlerine hakaret eden kişinin polis olduğu belirlendi
Londra'da Al Jazeera muhabirlerine hakaret eden kişinin polis olduğu belirlendi
İçeriği Görüntüle

'Belki herkes farkında değildir bu hususun ama hükümet sisteminde Türkiye'de yapılan değişim en önemli gelişmelerden biriydi. Parlamenter Sistem'den Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne, Başkanlık Sistemi'ne geçilmesi çok önemli ve güçlü bir karar alma sürecini mümkün kıldı. Böyle bir dönemde bunun yapılmış olması önemli bir esneklik de sağladı. Çünkü krizler ve kaos olduğunda dönüşümün yapılması için en önemlisi esnekliktir. Dönüşümün sağlanması için esnekliğe sahip olmanız, hızlı olmanız lazım ama aynı zamanda nitelikli bir karar alma sürecini de yönetebiliyor olmanız lazım. Başkanlık sistemiyle biz bunu başarmış olduk ve yine güvenilebilir bir lider, güven tesis eden bir lider, yalnızca vatandaşları nezdinde değil, tüm dünya liderleri nezdinde bir güvenin olması çok önemli.'

Oluşturulan yönetim mimarisiyle güçlü bir koordinasyon ve güven ortamı sağlandığının altını çizen Oktay, liderler arasında doğrudan iletişimin tesis edildiğini, bunun vatandaşlarla iletişime de yansıdığını, Cumhurbaşkanı ile kurum ve kuruluşlar arasındaki etkin iletişimin ise karar alma süreçlerini olumlu etkileyerek güvenin pekişmesine katkı sunduğunu vurguladı.

- 'İletişim Başkanlığının kurulmasıyla doğru ve güvenilir bilgiler tek merkezde toplandı'

Oktay, güven seviyesinin verilen sözlerin eyleme dönüştürülmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu, sözlerin tutulmasının liderliği daha inanılır ve güvenilir kıldığını, Türkiye'nin de bu noktada önemli başarı sağladığını söyledi.

İletişim Başkanlığının kurulmasıyla doğru ve güvenilir bilgilerin tek merkezde toplanıp ilgili tüm aktörlere aktarılmasının stratejik iletişim açısından kritik rol oynadığını ifade eden Oktay, verilere dayalı ve doğruluğu teyit edilmiş bilgilerle oluşturulan mesajların hem yurt içinde vatandaşlara hem de uluslararası kamuoyuna etkin şekilde iletildiğini, bu sürecin İletişim Başkanlığı aracılığıyla başarıyla yürütüldüğünü belirtti.

Kriz dönemlerinde ise ilgili alanlara yönelik koordinasyon birimleri oluşturduklarını, pandemi sürecinde Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda tüm adımların planlı ve eşgüdüm içinde atıldığını vurgulayan Oktay, özellikle kriz dönemlerinde dezenformasyonun ciddi bir tehdit oluşturduğunu, bu kapsamda İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin önemli ve faydalı çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.

Oktay, doğru bilgilerin zamanında iletilmesi, verilerin merkezi şekilde toplanması ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasının, politikaların etkinliğini artırarak güvenin önceden tesis edilmesinde kritik rol oynadığını ifade etti.

15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin güven ve iletişimin önemini açıkça ortaya koyduğunu dile getiren Oktay, kısa sürede yapılan çağrıyla vatandaşların sokağa çıkmasının bu güvenin bir göstergesi olduğuna işaret etti.

Suriye'de iç savaş başladığında bir krizin geldiğini öngördüklerini söyleyen Oktay, 'Bu iç savaş Suriye'de başladığında AFAD'ın kurucu direktörlerinden biriydim ve hemen şunun farkına vardık, çok büyük bir göç sorunu gelecekti ve bunu cumhurbaşkanlığı seviyesinde ele aldık. 'Tamamen açık kapı politikası yürüteceğiz' dedik. Bu o dönem, politik anlamda Türkiye'de çok eleştirildi. Cumhurbaşkanlığı seviyesinde tüm kurumlar çok tutarlıydı, 'Suriye'de olan biteni göz ardı edemeyiz' dedik.' ifadelerini kullandı.

Oktay, o dönem AFAD olarak Suriye'den gelen mültecileri karşılama ve en temel gereklilikleri yerine getirmeleri noktasında bütüncül bir yaklaşım sergilediklerini belirterek, 'Bir sistem geliştirdik ve 'Koordinasyon AFAD tarafından gerçekleştirilecek.' dedik, bu şekilde 5 milyondan fazla mülteciyi alabildik. 12 yıldan fazla oldu ve hala 2 milyondan fazla mülteci var ve bütün dünya bunu nasıl yapabildiğimizi, bu kadar insanla nasıl başa çıkabildiğimizi merak etti. Aslında kamu ve vatandaşlar aynı noktadaydık çünkü vatandaşlarınıza da bu mesajı vermeniz gerekiyor. Bütün Türkiye'nin genelinde durumu vatandaşlarınıza açıklamanız, neden bu politikayı sürdürdüğünüze insanları ikna etmeniz gerekiyor. Kendi vatandaşlarınızı ikna ettiğinizde ve politika mesajlarını kısa ve açık şekilde verebildiğinizde geri kalanı tabi ki kolay olmamakla birlikte operasyonal açıdan gerçekleştirebilir bir noktada oluyor.' değerlendirmesini yaptı.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına da değinen Oktay, 'Bu ABD'nin değil, İsrail'in savaşı ve Amerikan vatandaşları da dahil, bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Belki hükümet seviyesinde bunun farkında olmayabilirler ama kısa bir süreliğine oradaydım ve senatörlerle, her iki taraftan temsilcilerle, üniversitelerle, düşünce kuruluşlarıyla bir araya geldim. Kimse ne olup bittiği konusunda net değildi ve bugün itibariyle bile hala şunu söyleyebiliriz ki ABD'nin İran'a müdahil olması kongre tarafından onaylanmış bir durum değil. Yani bu meşru bir savaş değil. Siz kendi kongrenizi, kendi halkınızı bile ikna edemezseniz, dünyanın geri kalanını nasıl ikna edeceksiniz? Neden oradasınız? Şimdi bütün dünyanın geri kalanı Hürmüz Boğazı'nın açılması meselesini konuşuyor. Daha dün açıktı bu boğaz. Peki, bu savaşın sebebi ne? İsrail'in savaşı bütün bölgeye sıçramamalı.' diye konuştu.

- 'Bu savaşın adil olmadığını, bunun İsrail'in savaşı olduğunu söyledik'

Oktay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

'Bu sadece bir İran meselesi değil. Dünya 'artık yeter' demeli, olan bitene karşı çıkmalı ve stratejik iletişim noktasında eğer elinizde doğru bir misyon, politika yoksa kendi kongrenizi, halkınızı, ortaklarınızı, paydaşları ikna edemiyorsunuz. Sonucu görmeniz imkansız. Biz kendi operasyonlarımızda bunu yaptık. Politika geliştirmek önemli bir mevzu. Türkiye olarak konumumuz, pozisyonumuz, politikamız çok belli ve bütün dünyaya bunu aktarıyoruz. Bu savaşın adil olmadığını, bunun İsrail'in savaşı olduğunu söyledik. özellikle de Körfez bölgesine sıçramaması gerektiğini dile getirdik. Türkiye olarak elimizden geleni yapacağız. Yeter ki bu savaş dursun, bir ateşkes kez en kısa sürede gerçekleştirilebilsin ve sürdürülebilsin. İki taraf arasında bir barış anlaşması yapılabilsin. Bu, Rusya-Ukrayna konusunda da Gazze konusunda da geçerli.'

Kaynak: AA