İSTANBUL (AA) - Medicana Ataköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü Uzmanı Dr. Burak Uzel, akciğer filmlerinin zatürreyi yakalama oranının yüzde 60 ile 80 arasında değişebildiğini, bilgisayarlı tomografiyle zatürre tanısı konulan hastaların 3'te 2'sinde akciğer filminin sonuç verdiğini belirtti.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Uzm. Dr. Burak Uzel, zatürrenin her zaman tipik belirtilerle ortaya çıkmadığını ve standart akciğer filmlerinin vakaların tamamını tespit edemeyebileceği uyarısında bulundu.

Zatürrenin sadece renkli balgam ve öksürükle kendini göstermediğini belirten Uzel, şunları kaydetti:

'Grip gibi görünen halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler ile nefes alırken sırta veya göğse batan ağrılar akciğer zarına yakın bir enfeksiyonun habercisi olabilir. Nefes darlığı, sık nefes alma ve yüksek ateş de zatürre belirtileri arasında yer alıyor. Grip doğru tedavi edilmediğinde zatürreye neden olabiliyor. Bu nedenle de dikkatli olunmalı.'

Uzel, zatürre teşhisinde öncelikle fiziki muayene yapıldığına değinerek, hekimlerin önce hastanın şikayetlerini dinlediğini, ardından fizik muayeneyle akciğerlerdeki 'çıtırtı' benzeri ek sesleri takip ettiğini aktardı.

Fizik muayene bulgularının, genellikle yaklaşık 2,5 santimetre derinliğe kadar yüzeydeki sorunları ele verebildiğini ifade eden Uzel, daha derindeki zatürre alanlarında muayene bulgusu saptanamayabileceğini ifade etti.

Uzel, teşhis yöntemleri arasındaki farklara dikkati çekerek, 'Akciğer filmlerinin zatürreyi yakalama oranı yüzde 60 ile yüzde 80 arasında değişebiliyor. Bilgisayarlı tomografi ile zatürre tanısı konulan hastaların ancak 3'te 2'sinde akciğer filmi sonuç veriyor. Bu nedenle teşhis bir bütün olarak ele alınmalı.' değerlendirmesini yaptı.

- 'Doğru antibiyotik tedavisiyle ölüm riski yüzde 1'in altına iniyor'

Uzel, zatürre vakalarının büyük çoğunluğunun bakteriyel kaynaklı olduğunu, tedavide 'tipik' ve 'atipik' bakteri ayrımının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Tedavi protokollerinde genellikle ikili antibiyotik kombinasyonlarını tercih ettiklerini belirten Uzel, şu ifadeleri kullandı:

'Genellikle penisilin türevi bir ilaçla makrolit grubu bir antibiyotiği kombine ederek, geniş bir koruma kalkanı oluştururuz. Alternatif olarak, solunum florokinolonları dediğimiz spesifik grup antibiyotikleri tek başına kullanarak da yüksek başarı oranları yakalayabiliriz. 1900'lü yılların başında, henüz antibiyotiklerin tıp literatürüne girmediği dönemlerde zatürre vakalarında mortalite oranları yüzde 40 ile 50 arasında seyrediyordu. Toplumdan kazanılmış zatürre vakalarında doğru antibiyotik tedavisine erken evrede başlanırsa, ölüm riski yüzde 1'in altına iniyor. Bu, tıp tarihinin en büyük başarılarından biri.'

Zatürrenin özellikle 65 yaş üstü bireylerde, 5 yaş altı çocuklarda, kalp hastalığı, KOAH, diyabet gibi kronik rahatsızlığı olanlarda ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebileceğini aktaran Uzel, aşı ile korunmanın mümkün olduğunu kaydetti.

Eyüpsultan Devlet Hastanesi GETAT Kliniği törenle hizmete açıldı
Eyüpsultan Devlet Hastanesi GETAT Kliniği törenle hizmete açıldı
İçeriği Görüntüle

Tek bir aşının tüm zatürre türlerini engellemediğini, farklı mikroplara karşı farklı aşılar bulunduğunu hatırlatan Uzel, şu değerlendirmelerde bulundu:

'Zatürreye en sık neden olan bakterilerden biri 'streptococcus pneumoniae'dir. Bu bakteriye karşı geliştirilen pnömokok aşıları, özellikle ağır zatürre ve hastane yatışlarını belirgin şekilde azaltıyor. 65 yaş üstü bireyler, KOAH, kalp hastalığı, diyabet gibi kronik hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler ve rutin aşı takviminde yer alan küçük çocuklar aşı olmalı.'

Kaynak: AA