İSTANBUL (AA) - HİLMİ SEVER - Fenerbahçe'nin milli kalecisi Mert Günok, A Milli Takım'ın ortaya koyduğu birliktelik ve kaliteli oyunla mart ayındaki play-off'ları geçerek 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılacaklarına inandığını söyledi.

Anadolu Ajansının Türkiye'nin Ödeme Yöntemi TROY'un katkılarıyla hayata geçirdiği '2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar' projesinin üçüncü konuğu olan Mert Günok, AA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.

24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirmek için mücadele veren A Milli Takım futbolcularını, Türk halkına daha yakından tanıtmak ve milli takım taraftar olgusunu güçlendirmek için gerçekleştirilen projede, milli oyuncuların Dünya Kupası hedefi, milli takımla ilgili düşünceleri, yaşadıkları şehirlerdeki günlük yaşamları ve kulüp takımlarındaki durumları detaylı bir şekilde ele alınacak.

- 'Rakibimizin kim olduğu önemli değil. İnşallah Dünya Kupası'na katılacağız'

2026 FIFA Dünya Kupası'na katılmak için mart ayında tek maç eleme usulüne göre oynanacak play-off maçlarının zor geçeceğini fakat Dünya Kupası bileti alacaklarına inandıklarını belirten Mert, 'Grup maçlarını çok başarılı bir şekilde geçtik ve çok etkili oyunlar ortaya koyduk. Sadece talihsiz bir İspanya maçımız oldu ama diğer maçlarda çok etkili oyunlar ortaya koyduk ve gücümüzü bütün dünyaya sergiledik. Şimdi tabii ki Dünya Kupası'na katılmak için önümüzde iki tane maç kaldı. Rakibin isminden bağımsız olarak, kendi gücümüzü ortaya koyup, taktiğimizi rakibe benimsetebilirsek, kendi oyunumuzu oynayabilirsek, rakibimizin kim olduğu önemli değil. İlk maçı da geçtikten sonra ikinci takımın da kim olacağı önemli değil. İnşallah Dünya Kupası'na katılacağız. Bunu yürekten istiyorum.' ifadelerini kullandı.

Deneyimli kaleci, play-off ilk maçını geçmeleri halinde ikinci maçın deplasmanda tek maç olarak oynanacak olması hakkında, 'Bir final maçı gibi olacak, ilk maçı geçmeden bunu konuşmak da aslında belki doğru değil ama ilk maçımızı geçeceğimize inanıyorum. İkinci maçın deplasmanda olması bir anlamda final maçı olması dolayısıyla zor olarak görülebilir ama futbol sahada oynanıyor. Biz deplasmanda çoğu kez galip geldik, iyi oyunlar ortaya koyduk. Bizim için ev sahibi olmamız veya deplasmanda olmamız kendi tempomuzu, kendi oyunumuzu sahaya yansıtabilirsek çok da önemli değil.' değerlendirmesinde bulundu.

- 'Grubu gördükten sonra mutlaka bu Dünya kupasında olmalıyız fikri herkeste oluşmuştur'

Mert Günok, Dünya Kupası'na katılmamız halinde ABD, Paraguay ve Avustralya ile aynı grupta yer alacağımızın hatırlatılması üzerine, 'Grubu gördükten sonra mutlaka bu Dünya Kupası'nda olmalıyız fikri herkeste oluşmuştur. Göreceli olarak belki bizim açımızdan daha uygun ve kolay bir grup gibi görünüyor ama tabii ki Dünya Kupası'nda ne olacağı belli olmaz. Futbol sahada oynanıyor. Hiçbir ülkeyi küçümsememek gerek. Orada final gibi maçlar oynanacak. Tabii ki ilk hedefimiz önce oraya katılmak. Ama ben eğer oraya katılırsak çok daha ilerisine gidebileceğimizi düşünüyorum.' şeklinde konuştu.

Milli takımın 24 yıllık Dünya Kupası hasretini bitirecek gücü sahip olduğunun altını çizen Mert, 'Bu jenerasyonun bu hasrete son verememesi için bir sebep yok. Gerçekten çok iyi bir jenerasyon ve iyi bir hocaya sahibiz. İyi oyunculardan kurulu bir takımız. Benim de futbol hayatımın belki son 3-4 senesine girerken böyle majör bir turnuvada, özellikle Dünya Kupası'nda bulunmak en büyük hedefim. İnşallah hem takım olarak hem de bireysel olarak oraya gitmek hem benim için hem takımımız için hem de insanlarımız için çok gurur verici, mutluluk verici bir an olacaktır.' sözlerini kullandı.

Milli takım kalesine ilk geçtiği günü çok net hatırladığını aktaran deneyimli file bekçisi şöyle konuştu:

'Benim için çok şanslı diyebileceğim bir dönemdi. A Milli Takım'da oynayabilecek kaleciler sıralamasında 7. sıradaydım. Ümit Milli Takım ile yaz kampındayken, A Milli Takım'daki kaleci eksikliğinden dolayı beni A takım kadrosuna davet ettiler. Avusturya'da kampa dahil olmuştum. İlk milli maçımda sahaya çıkışım da 62. dakika Cenk Gönen'in sakatlanması ile oldu. Aslında o gün oynamayı beklemiyordum. 2011'den bu yana milli takım kadrosuna giriyorum ama 2014 yılında Gürcistan maçında Cenk Gönen'in sakatlanmasıyla ilk kez oyuna girme fırsatı buldum. Oyuncu değişikliği işareti gelince benim için de heyecan verici bir an olmuştu. A Milli Takım formasını giymek her genç oyuncu için en üst mertebedir. O yüzden çok heyecanlı bir şekilde oyuna girdim. Ama mizacımdan dolayı, her zamanki sakinliğimle iyi de bir maç çıkarmıştım. Aslında maçın son yarım saatinde iki tane de top gelmişti, güzel kurtarışları yapmıştım.'

EURO 2020 öncesinde yaşanan pandeminin milli takımın yakaladığı ivmeyi kesintiye uğrattığını dile getiren deneyimli kaleci, şu ifadeleri kullandı:

'Çok iyi bir kadromuz vardı. O dönemde ilk 11 oynayan oyunculardan da iki tane sakatımız vardı. Pandemiyle beraber turnuvanın 1 sene ertelenmesi takımın ivmesini bozdu. Pandemide oynanan futbol ikliminde de her şey istediğimiz gibi gitmedi. Avrupa Şampiyonası'na hazırlık aşaması da çok sağlıklı olmadı. Erken bir şekilde geri döndük. Eleme grubu maçlarının hepsinde ben oynamıştım. Sadece garantiledikten son Andorra maçında oynamamıştım. Grup maçlarının hepsinde oynayıp, pandemiden dolayı bir sene sonrasında ertelince turnuva, o dönemki seçimlerde şampiyonada oynamamış olmak beni bir hayli üzmüştü. Hatta İtalya ile oynanan açılış maçı öncesinde çimlere ve atmosfere bakmak için sahaya ilk çıktığımızda, 'Keşke burada oynasaydım, çok güzel bir atmosfer var.' dediğimi hatırlıyorum. Etkili bir oyun koyamamıştık. İtalya çok etkili oynamıştı bize karşı. Tabii ki o dönemin favorilerindendi. Bayağı bir üstünlük kurmuşlardı, biz de çok defansif bir oyun oynamıştık. Bizim için kötü bir an diyebilirim.'

- 'Bundan sonra bir turnuva takımı olarak anılmamamız için hiçbir sebep yok'

'EURO 2020'de oynayamamış olmak beni bir hayli üzmüştü ve kendi adıma hedefi 2024 Avrupa Şampiyonası olarak koymuştum.' sözlerini kullanan Mert şöyle konuştu:

'2020 Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Beşiktaş'ta büyük bir sakatlık yaşadım. Oradan dönüp 2024'te oynamayı kendime hedef koydum, bu hedefe ulaştığım için kendi adıma gururlu ve mutluyum. Bir önceki turnuvadan aldığımız tecrübeler vardı. Neleri yanlış yaptık; hazırlık aşamasında, maçlardaki pozisyonlarımızda, antrenman programları, takımın saha içi ve saha dışı problemleri olsun... Hepsine aşinaydım ve bunları biliyordum. Benimle beraber 2024 kadrosunda bulunan birkaç birkaç futbolcu daha vardı. Hepimiz tecrübelerimizi aktardık. İyi bir grup aşaması geçirdik, finallerde birlik beraberliğimiz çok üst düzeydeydi. Daha kompakt bir takımımız vardı. Tabii ki hocamız da bunda büyük bir etkendi. Hocanın bizden ne istediğini net bir şekilde belli etmesi, bizden her istediğini uygulamamız için çok ısrarcı davranması, antrenmanlarda istediği çıkana kadar antrenmanı bitirmemesi, bir disiplin içerisinde herkesin de hocaya saygı duyup ona inanması önemliydi. 2024'te belki daha ileriye gidebileceğimiz bir an vardı, gitmek de isterdik ama açıkçası orada bittiği için üzülmüştük.'

- 'Uzun süredir neredeyse hep aynı takımla oynuyoruz bu milli takım için önemli'

Kısa sürelerde toplanan milli takımda birlikteliği sağlamanın zor fakat çok önemli olduğunu belirten milli kaleci, 'Uzun süredir neredeyse hep aynı takımla oynuyoruz. Hocamız da takımı genelde bozmamaya çalışıyor. Genelde aynı isimleri çağırmaya çalışıyor ki bu milli takım için önemli.' sözlerini kullanarak şöyle konuştu:

'Zaman zaman performansa göre değişen oyuncular oluyordur ama içeride bir birliktelik var. Saha dışında milli takımın çok iyi bir birlikteliği var, bu son yıllarda saha içine de yansımaya başladı. Şimdi çok yetenekli bir jenerasyon da geldi. Arda olsun, Kenan olsun, dünyaca tanınan isimler artık. Hakan zaten yıllardır milli takımın içerisinde 100. maçını da geçti, önemli bir lider. O yüzden birlikteliğin daha çok olması, daha kompakt bir futbol oynamamız ve hocamızın bize ne istediğini daha net bir şekilde belirtmesi, bundan sonra bir turnuva takımı olarak anılmamamız için hiçbir sebep yok. Hocamız rakip takımın duruşuna, formasyonuna ve taktiğine göre bize bir taktik veriyor ve genelde aynı oyuncular olduğu için rakibin taktiğine nasıl karşılık vereceksek ona çok çabuk şekilde uyum sağlıyor. Antrenmanlar hep bunun üzerine oluyor. Hemen hemen aynı oyuncularla oynanması, bir milli takım kültürünün oluşması önemli. Bazen bakmadan atılan toplar bile aslında planın bir parçası. Çünkü oyuncular birbirini iyi tanıyor. Kimin ne kadar hızlı olduğunu, kimin ne zaman koşu yapabileceğini biliyor. Bizim takımızın en büyük artısı uzun süredir birlikte oynayan bir ekip olması ve çok yetenekli bir kadroya sahip olmamız. Aynı zamanda bütün jenerasyonlarda olduğu gibi Türk Milli Takımı'nın formasını giyen, Türk bayrağını göğsünde taşıyan herkes sonuna kadar pes etmeyeceğinden hemfikirdir. Bizim takımız da şu anda mili formayı üstüne geçirdiği zaman her maçta sonuna kadar savaşacaktır.'

2011 yılından bu yana milli takımın içerisinde olduğunu ve birçok jenerasyonu gördüğünü aktaran Mert, 'Şu an Z kuşağı diye adlandırılan kuşakta birçok oyuncumuz var. Onların tabii kafa yapısı biraz daha farklı. Bazen disiplinden kopma noktaları olabiliyor saha dışında, saha içinde değil. O anlarda bizim aslında biraz daha ön plana çıktığımız anlar oluyor. Bir de tabii ki sosyal veya geleneksel medyadan etkilendikleri anlar olabiliyor. Bir kötü maçtan sonra ki son turnuva da bunu yaşadık, bazen yalan haberlerle yıpratılmaya çalışılıyorlar. Onlarla beraber bu konuları çok fazla konuşuyoruz. Hakan takımımızın kaptanı ama ben de takımın en büyüğüyüm. Zaman zaman benim de konuştuğum anlar oluyor. Kulüp takımı gibi sürekli beraber olmadığımız için böyle anlar etkili oluyor.' şeklinde konuştu.

- 'Montella'nın şu anda bizimle beraber olması bizim için büyük bir şans'

Milli takımdaki tüm oyuncuların Montella için iyi şeyler düşündüğünü söyleyen deneyimli kaleci, 'Hocamız geldiğinden bu yana etkisini ortaya koydu. En büyük özelliği söylediklerinde net olması ve ne istediğini net bir şekilde belli etmesi. Kendi doğrularını bize inandırması ve bizim de onun dediklerini yapmaya çalışmamız. Bütün oyuncular benimle aynı fikirdedir. Rakibe göre taktiğin değişmesi, rakibe göre nasıl oynayacağımızın belirlenmesi ve bunu antrenmanlarda çalışmamız aslında genç oyuncular için de çok önemli bir etken. Çünkü özellikle genç oyuncular bunu istiyor. Yani ne yapacaklarını hocalarının söylemesini istiyor. Eskiden daha doğaçlama bir futbol oynanıyordu ama şimdi daha fazla her şeyin belirgin olduğu, oyuncuların ne istendiğini net bir şekilde söylenmesinin gerektiği bir ortamdayız. Futbol iklimi bu şekilde gelişti. Hoca da bu yönde bizim için iyi bir şans. Özellikle genç oyuncular için. Çünkü onların saha içi ve dışında neler yapması gerektiğini net bir şekilde söylüyor. O yüzden Montella'nın şu anda bizimle beraber olması bizim için büyük bir şans.' ifadelerini kullandı.

EURO 2024'teki Portekiz yenilgisinden sonra yapılan eleştirileri haksız bulan Mert, 'Aslında takım içerisinde değişen bir şey yoktu. Biz dışarıdan gelen tepkilere ve bizi aşağıya çekmek için belki kasıtlı, belki kasıtsız yapılan haberlere içeride gülüp geçiyorduk. Ama iş öyle bir noktaya gelmişti ki basın açıklaması yapılmak zorunda kalındı ki bu bence milli takım için çok doğru bir durum değildi. Milli oyuncuların bir Avrupa şampiyonası kampında daha ortada hiçbir şey yokken böyle kasıtlı veya kasıtsız haberlerle yıpratılmaya çalışılıp kamera karşısına geçirilmesi çok sağlıklı değildi. Portekiz maçında sakatlığımdan dolayı oynayamamıştım, çok da üzülmüştüm ama sonrasında sağlık ekibimizin fedakar çalışmalarıyla, gece gündüz demeden sürekli tedavilerle ve çalışmalarla diğer maçlarda oynayabildim. Çok gereksiz bir ortam oluşturuldu. Gereksiz bir münakaşaya girdik. Keşke olmasaydı ama sonrasında aslında herkes neyin ne olduğunu biraz daha gördü.' değerlendirmesinde bulundu.


- 'Benim için bütün kariyerim boyunca yaptığım en önemli kurtarış'

Deneyimli kaleci, 'Gözünü kapattığında EURO 2024 ile ilgili ilk aklına gelen şey nedir?' sorusuna, 'Gözümü kapattığımda ilk aklıma gelen Avusturya maçındaki yaptığım kurtarış olur ama genele yayarsak unutulmaz bir yaklaşık 40 gün yaşadık bütün ekiple beraber. Ortamımız çok güzeldi bittiğinde tatile çıkmayı hiç istemedik, 'Keşke sonuna kadar gidebilseydik.' dedik. Hepimiz o anlamda üzüntülüydük, sportif anlamda bu şekilde üzüntülüydük ama aynı zamanda gerçekten bir aile gibi olmuştuk, orada hep beraber daha uzun süre kalmayı da isterdik ki turnuva bittikten sonra da yaklaşık 10-11 oyuncu hep beraber yine aynı yere tatile gittik. Yani birbirimizden kopamadık.' yanıtını verdi.

Avusturya maçında son saniyedeki kurtarışın kendisi için unutulmaz olduğunun altını çizen Mert Günok, 'Benim için bütün kariyerim boyunca yaptığım en önemli kurtarış. Belki de ilk defa bir kurtarıştan sonra çok büyük bir reaksiyon gösterdim bana göre. Kale arkasındaki tribünlere dönüp bir reaksiyon gösterdim ki normalde kurtarışlarımdan sonra böyle reaksiyonlar göstermem. Benim için de çok önemli bir andı. bir patlama anıydı kurtarış ve sonrasında yaşananlar için. Maçın da son saniyelerinde gelmesi, daha sonrasında maçın o şekilde bitmesi, galip gelmemiz. Biri sorduğunda anlatmaktan bıkmayacağım, benim için de her zaman çok özel bir anı kalacak bir kurtarış oldu. Galibiyeti sadece benim kurtarışıma indirgemek de doğru olmaz. Merih'in de golleri vardı. Bir takım oyunu oynadık. Herkes elinden gelenin en iyisini yaptı.' şeklinde konuştu.


- 'Çocuklar 'Ahtapot musun, örümcek misin?' söylemini çok sevdi'

Mert, Avusturya maçında yaptığı kurtarışın TV'deki anlatımının da çok konuşulduğunun hatırlatılması üzerine, 'Evet, o turnuvadan sonra anlatım benimle özdeşleşti diyebilirim. Özellikle çocuklar 'Ahtapot musun, örümcek misin?' söylemini çok sevdi. Dışarıda bol bol karşılaştım. Bütün çocuklar bana ilk sordukları soru bu oluyordu. Böyle bir şeyle özdeşleşmek, böyle büyük bir turnuvadan sonra böyle bir anının belki de insanların hatıralarında çok daha fazla kalmasına yaraması benim için de mutluluk verici. Belki de bu söylem, yaptığım kurtarış birçok genç çocuğun kaleci olmasına vesile oldu. Çünkü çocuklar böyle şeylerden gerçekten etkilenebiliyorlar. Her zaman gurur verici bir anı olarak hatıramda kalacak.' ifadelerini kullandı.

EURO 2024'te kaptan Hakan Çalhanoğlu'nun soyunma odasında yaptığı bir konuşmanın kendilerini etkilediğini belirten deneyimli kaleci, 'Hakan'ın da bir konuşması vardı. Enes Ünal, Ozan Kabak, Çağlar turnuvaya gelemedi. Soyunma odasında kamp kadrosunda olup çıkmak zorunda kalan oyuncular için yaptığı bir konuşma vardı, o konuşma bence çok etkiliydi. Onların aramızda olmamasından dolayı çok üzülmüştük.' dedi.

EURO 2024'teki maçlar öncesinde Türk taraftarların yaptığı yürüyüşlerin kendilerini çok motive ettiğinin altını çizen Mert Günok, şöyle konuştu:

'Şehir değiştirdiğimizde, otellere gittiğimizde pencereden baktığımızda insanlar sabahtan akşama kadar bizi belki bir saniye görmek için bekliyordu. Bunlar herkesin yapabileceği şeyler değil. Bizim insanımız bu konuda çok farklı. Bize desteklerini özellikle Avrupa'da net bir şekilde gösteriyorlar. Sosyal medyada onların yaptığı yürüyüşleri ve tezahüratları, görmek bizi çok motive ediyordu. Ama benim en etkilendiğim an, otelin önünde saatlerce, sabahtan akşama kadar sadece bizi bir an görmek için bekleyen ama hem güvenlik hem de maça gitmemiz sebebiyle onlarla kucaklaşamadığımız anlar oldu. Buradan da onlardan özür diliyoruz ama işimiz gereği maça gitmemiz gerekiyordu. Özellikle Gürcistan ile oynadığımız ilk maçta Dortmund'da tribünlerin neredeyse yüzde 70-80'inin bizim insanımızla dolu olduğunu görmek bizi inanılmaz mutlu etti ve duygulandırdı. Daha sonrasında İstiklal Marşı okunmaya başlandığında neredeyse bütün stadın sanki Türkiye'de oynanıyor gibi İstiklal Marşı'mızı hep bir ağızdan okuması hepimizi inanılmaz duygulandırmıştı. Benim için de çok unutulmaz duygulu ve neredeyse motivasyonumun beş kat arttığı bir an olmuştu.'

Dünya Kupası elemelerinde İspanya karşısında farklı kaybedilen maça da değinen milli kaleci, 'Açıkçası maçtan sonra tabii ki çok üzüldük ama İspanya için şu anda dünyanın en iyi milli takımı diyebiliriz. O maçın o kadar kötü geçeceğini belki kimse beklemiyordu, biz de beklemiyorduk. Ama futbol bu, şanssızlık da o gün üstümüzdeydi. Çok basit pozisyonlar verdik, basit goller yedik. Defans anlamında çok iyi duramadık ki ikinci maçta aslında neler yapabileceğimizi net şekilde gösterdik. Ama daha önce de böyle bir şey yaşadığık, oradan da çok güçlü bir şekilde çıktığımız için buradan da güçlü çıkacağımızı biliyorduk. Nitekim de öyle oldu.' değerlendirmesinde bulundu.

Mert Günok, 'Bu jenerasyon Dünya Kupası'na katılamazsa yazık olur yorumları yapılıyor. Sen ne dersin?' sorusuna, 'Yazık olur. Çünkü herkesin ortak beklentisi bu jenerasyonun Dünya Kupası'na katılması. Katılmamak için hiçbir sebebi yok, çok iyi bir jenerasyon, çok iyi genç ve tecrübeli oyuncular var. Herkes birbirini çok iyi bir şekilde harmanlıyor. Ümitliyim katılacağımızdan. Orada da başarılı olacağımızdan çok umutluyum.' yanıtını verdi.

- '2002'de tam hatırlayamadığım anıları önümüzdeki Dünya Kupası'nda kendim yazmak istiyorum'

Mert, 'Son katıldığımız 2002 Dünya Kupası'yla ilgili neler hatırlıyorsun?' sorusuna şu yanıtı verdi:

'2002 Dünya Kupası çok eskide kaldığı için hatırladığım çok fazla anı yok ama zaman zaman gözümde canlanan küçük küçük anılar var. O dönemlerde altyapıda oynuyordum, bazen antrenmana giderken maçlar oynanıyordu. İşte otobüsten inip yürürken, insanlar maçları izlerken kahveden kafamı uzatıp bakıp antrenmana yetişmeye devam ediyordum. 2002'de Dünya kupasıyla ilgili tam olarak hatırlayamadığım anıları önümüzdeki Dünya Kupası'nda kendim yazmak istiyorum. Dünya Kupası dediğimizde özellikle ilk aklıma gelen 2002 Dünya Kupası'ndaki Rüştü ağabeyin gözünün altına çizdiği boya oluyor. Onun turuncu forması, beyaz eldivenleri. Dünya Kupası dediğimiz zaman aslında o dönem aklımıza geliyor. Çünkü en son Türk Milli Takımı olarak 2002 Dünya Kupası'ndaydık. Yıllardır içinde bulunmak istediğim dünyanın en büyük turnuvası. Umarım bu sene bunu başaracağız.'

Dünya Kupası için oynanacak play-off maçları öncesinde taraftara da seslenen Mert, 'Türk halkına mesajım, önümüzde oynayacağımız play-off maçlarında bizi çok iyi bir şekilde desteklemeleri, maç bitene kadar desteklerini esirgememeleri. Çünkü bazen milli maçlarda işler istediğimiz gibi gitmediğinde gerekli desteği futbolcuların alamadığı anlar oluyor ki bu da gayet doğal ama son iki tane finalimiz kaldı, ilkini geçtiğimiz takdirde. Özellikle içeride oynayacağımız ilk maçta sonuna kadar bizi desteklemelerini istiyorum. Eğer ikinci maça geçebilirsek orada da bir deplasman tribünü illaki olacaktır. Orada da zaten farklarını ortaya koyacaklardır. Seslerini çıkarabildikleri kadar çıkaracaklardır. Onlarla beraber Türk halkını Dünya Kupası'na giderek mutlu etmek istiyoruz.' diye konuştu.

Saha dışında da sakin olduğunu aktaran Mert, 'Saha dışında daha sakinim. Saha içerisinde de sakin görünüyorum ama özellikle uyarılarda bulunurken bazen kameralar bize yakın çekim yaptığında ağzımızdan bazen istemediğimiz kelimeler çıkabiliyor veya işte bizi bağırırken görebiliyorlar ki bu saha içerisinde gayet normal şeyler. Saha dışında çok daha sakin, evcimen bir hayatı olan eşimle, kızımla çok fazla vakit geçirmeyi seven biriyim. O yüzden saha içi ve dışında çok farklı bir hayatım yok.' dedi.

- 'Ailemde futbolcu genleri baskın. Ben de o geleneği kaleci olarak devam ettirdim'

Aile yaşantısından da bahseden milli kaleci, 'Eşimle 10 senedir evliyiz. 7 yaşına girecek kızımız var, adı Ala. Onlarla yıllardır mutlu bir hayatım var. Eşimin hayatımdaki yeri çok önemli. Çünkü her futbolcunun hayatında inişli-çıkışlı anlar oluyor, ben de bunları oldukça yaşadım. Her zaman destekçim ve arkamda duran, desteğini her zaman net bir şekilde hissettiğim hayat arkadaşım. Kızımızın doğmasıyla beraber ise daha farklı bir hayata evrilmeye başladık. Ön planda her zaman Ala oldu. Şu anda bütün hayatımızı onun düzenine göre kurduk. Bundan dolayı da çok mutluyuz. Evcimen ve aile hayatını seven biriyim, böyle bir eşe, böyle bir kıza sahip olduğum için de kendimi mutlu hissediyorum. Kızımın adını ortak koyduk. Kız olduğunu öğrendiğimiz anda ilk aklımıza gelen isim ikimizin de buydu. Anlamı da en güzel demek.' ifadelerini kullandı.

Ailesinde çok sayıda futbol oynayan isim olduğunu dile getiren Mert Günok şöyle konuştu:

Çaykur Rizespor, Başakşehir maçının hazırlıklarına başladı
Çaykur Rizespor, Başakşehir maçının hazırlıklarına başladı
İçeriği Görüntüle

'Babam Mahir Günok, o da eski kaleci. Onun babası dedem Fehmi Günok, o da eski bir futbolcu. Ailemde futbolcu genleri baskın. Amcam Musa Günok da bir futbolcuydu. Benim ilk ismim Fehmi dedemden geliyor. Dedemin lakabı Torik Fehmi'ymiş o zamanlar, o lakabı takmışlar, nedenini açıkçası bilmiyorum ama ailede futbolcu genleri baskın. Ben de o geleneği kaleci olarak devam ettirdim. Annemin adı Necmiye Günok, 2011 Şubat'ta kanserden vefat etmişti. Benim futbolcu olmamda da büyük emekleri vardır. Çünkü 8-9 yaşından itibaren babam daha çok şehir dışında çalıştığı için antrenmana annemle gidip gelmişimdir. İşte otobüsle minibüsle akşamları okuldan sonra, beni hep o yaşlarda götürüp getirmiştir. 13-14 yaşına geldikten sonra kendi başıma gitmeye başlamıştım. Aileler okulun önemli olduğunu tabii ki düşünür ancak futbol ve okul bazen beraber gidemeyebiliyor, lise dönemini açıktan okuyup daha sonra üniversitede kazandım o dönemde bana destek verdiği için annemin futbolcu olmamda önemli bir yeri vardır. Kardeşim Merve Günok eski bir voleybolcudur. O da sakatlıklardan sonra yakın bir zamanda bıraktı. Ailede sporcu genleri olduğu için kızımın da spor yapmasını isterim. Çünkü sporcu olmak, disiplinli olmak demek. Sporcu olursa erken yaşta disipline girip hayatını daha güzel bir şekilde idame ettirebileceğini düşünüyorum.'

- 'Kırılma noktalarımdan biri 14 yaşında basketbolla kalecilik arasında kaldığım noktada kaleciliği seçmem oldu'

Kariyerine 9 yaşında Fenerbahçe altyapısında başlayan ve 17 yaşında A takıma çıkarak devam eden Mert Günok, '9 yaşından 14 yaşına kadar basketbolla futbolu beraber götürüyordum. Basketbol oynarken aynı zamanda Fenerbahçe altyapısında da kalecilik yapıyordum. Hatta Cemal Diker İlköğretim Okulu'yla beraber basketbolda bir Kadıköy şampiyonluğumuz var. O dönemde Anadolu Efes'te oynayan Doğuş Balbay, sınıf arkadaşımdı, onunla beraber bir şampiyonluk yaşamıştık. Kırılma noktalarımdan biri de 14 yaşında basketbolla kalecilik arasında kaldığım noktada kaleciliği seçmem oldu. Aslında bu kariyerimde ilk kırılma noktası diyebiliriz. Kaleciliği seçmemle başlayan, her sabah özel antrenmanlarla devam eden ve kendimi geliştirmeme yardımcı olan Yavuz Hoca ile beraber bana yardımcı olan Fenerbahçe altyapısında belli bir yere kadar geldim. Daha sonra A takıma yükseldim. A takımda da yaklaşık 7-8 senelik bir serüvenim oldu.' şeklinde konuştu.

'25 yaşında Fenerbahçe'den ayrıldım, Bursaspor'a transfer oldum. Bursaspor'da ilk senemde yaklaşık 23 maça çıktım. İkinci senemde bir lig maçı bile oynayamadım. Benim için aslında zorlu zamanlardı.' sözlerini kullanan Mert, kariyer yolculuğu hakkında şu ifadeleri kullandı:

'Futbolcular genelde böyle zorlu zamanlarda birçok kez yanılgıya ve böyle üzüntüye düşebiliyor ama hem disiplinli, futbolcu genleri taşıyan bir ailede büyümüş olmamla beraber Bursaspor'dan sonra Başakşehir'e transfer oldum. Başakşehir'deki ilk senem de Avrupa ve kupa maçlarıyla geçti, bir lig maçı oynayamadım. İki sene lig maçı oynamamış, yaşı 27-28'lere gelmiş bir oyuncu belki hedef küçültmek zorunda kalabilir ama ben hiçbir zaman pes etmedim, hiçbir zaman yılmadım. Kariyerimin dönüş noktalarından biri de Başakşehir'de oynamaya başladığım ikinci yılımdır. Başakşehir'de oynamaya başladıktan sonra tekrar A Milli Takım kapısını kendime açtım ve birinci kaleci pozisyonuna geçtim. Başakşehir'deki oynadığım ilk sene çok başarılı geçti ama şampiyon olamamıştık ama benim için A Milli Takım'da başarılı bir serüvenle geçen bir seneydi. İkinci yılımızda da Başakşehir'le beraber şampiyon olduk. Benim için çok parlak bir dönemdi. Milli takımla beraber Avrupa Şampiyonası'na katılma başarısı elde ettik.'

- 'Zorluklarla, bazen haksızlıklarla mücadele ettim ama hiçbir zaman yılmadım'

2022 Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Beşiktaş'a transfer olan milli kaleci o dönem ve sonrasını şöyle anlattı:

'Beşiktaş'taki ilk senem iyi geçmedi çünkü ikinci ayımda kariyerimdeki en büyük sakatlık olan ön çapraz bağ sakatlığı yaşadım. Yine kariyerimdeki kırılmalardan biri de ön çapraz bağ sakatlığı diyebilirim. Çünkü yaşım o zaman 32'ye gelmişti. 32 yaşında ön çapraz bağ sakatlığı yaşayan ve geri dönüşü nasıl olacağı belli olmayan bir oyuncu belki toplum tarafından futbol hayatı bitmiş olarak görülebilir. Ama ben yine hem ailemin, eşimin desteğiyle oralardan çıkıp tekrar A Milli Takım'ın birinci kalecisi pozisyonuna geldim. Aslında hiçbir transferim, hiçbir yılım benim için kolay geçmedi. Hep böyle zorluklarla, bazen haksızlıklarla mücadele ettim ama hiçbir zaman yılmadım. Karakterim her zaman böyleydi. Futbol hayatımın sonuna kadar da bu karakterimi koruyacağımı biliyorum. Şimdi de futbola başladığım yere Fenerbahçe'ye geri döndüm ve çok mutluyum. 40 yaşına kadar oynamak istediğimi her röportajımda söylüyorum. 40 yaşıma kadar üst düzeyde kalmak için de elimden geleni yapacağım.'

- 'Hollanda maçını tekrar oynamak isterdim'

Mert, kariyerinde unutamadığı maçlarla ilgili, 'Birçok maç var ama en önemli maç Avusturya maçı. Kariyerimdeki en önemli yere sahip maç o. Olumsuz anlamda da Hollanda maçını tekrar oynamak isterdim. O da unutamadığım ama kötü hatırladığım bir maç. Onun harici Fransa deplasmanında milli takımla sahaya çıktığımızda, Fransa'da o kadar Türk'ü bir arada görmek bizi aslında çok şaşırtmıştı. Neredeyse stadın yüde 40'ı bizim insanımızla doluydu ve o gün de kendi adıma da takım olarak da iyi bir performansa ilgilemiştik, berabere kalmıştık. O maç unutulmaz maçlardan biriydi benim için. Yine Başakşehir'de Mönchengladbach deplasmanımız var, son dakika golüyle Avrupa'da bir üst tura çıkmıştık, atmosfer çok güzeldi ve iyi oynadığım maçlardan biriydi.' ifadelerini kullandı.

Formu numarası seçiminde Rüştü Reçber'den esinlendiğini aktaran Mert, 'Altyapıda size verilen numarayı giyiyorsunuz, ilk numaram 89'du. 34 numarayı Rüştü ağabeyden dolayı tercih etmiştim. Hep de aslında 34 numara giymek istiyordum. O dönemden sonra 34 numarayı giyemediğim anlar da oldu, dolu olduğu ya da farklı sebeplerden dolayı ama Başakşehir'de de Beşiktaş'taki dönemlerimde de 34 numarayı hep kullandım. Şimdi de Fenerbahçe'de devam ediyorum. Özel bir sebebi yok ama ilk başta seçme sebebim Rüştü ağabeyin de 34 numara giymesiydi.' şeklinde konuştu.


- 'Barthez'in ralli pilotu olduğunu öğrendim. Piste çıkıp herhangi bir organizasyonun içinde olursam mutlu olurum'

Boş zamanlarının büyük bölümünü evde ailesiyle birlikte geçirmeyi sevdiğini belirten milli kaleci, hobileriyle ilgili, 'Klasik araç hobim var, havalar güzel olduğunda özellikle yaz, bahar aylarında onlarla ilgilenmeyi, o arabalarla dışarı çıkmayı seviyorum. Biraz aslında garip gelebilir ama televizyonda snooker izlemeyi çok seviyorum. Televizyonda yakaldığım zaman özellikle dinlenme anlarında mutlaka o maçı bitiriyorum. Özellikle takip etmiyorum ama televizyonda gezerken yakalarsam izliyorum. Formula 1'i takip ediyorum, eskiden basketbolu çok takip ederdim, son zamanlarda çok fazla olmuyor. Eskiden Fransa Milli Takımı'nda kalecilik yapmış Fabien Barthez'in futbol bıraktıktan sonra ralli pilotu olduğunu öğrendiğimden beri ben de ileride futbol bıraktığımda belki ralli pilotu olmasam da arabalarla haşır neşir olmak isterim. Piste çıkıp herhangi bir organizasyonun içinde olursam mutlu olurum. Formula 1'i o kadar detaylı izlemiyorum, eskiden çok izliyordum ama takımların hepsine aşinayım. Favori takımım aslında yok. Biz hep Ferrarici olduk ama onlar da hep zayıf kaldı.' sözlerine yer verdi.

- 'İki Premier Lig takımın benimle ilgisi olmuştu'

Başakşehir'de oynadığı dönemde İngiliz ekiplerinin kendisiyle ilgilendiğini belirten deneyimli kaleci, 'Avrupa'da bir ligde forma giymek isteseydim bu Premier Lig olurdu. Daha önce de zaten bir gitme şansım aslında oluşmuştu. Başakşehir'de oynarken şampiyonluğa gittiğimiz sene, pandemiden birkaç ay önce iki Premier Lig takımın benimle ilgisi olmuştu ama o dönemde hem şampiyonluğa oynadığımız hem de başkanımızın da beni bırakmak istemediği için sezon sonuna bırakmıştık ama mart ayında pandeminin patlak vermesinden sonra yaz aylarında transferler neredeyse durmuştu. Ben de o dönemde ne kadar çok gitmek istesem de gidememiştim. O da benim için üzücü anlardan biri olmuştu. Çünkü her zaman Premier Lig'de forma girmek istiyordum. Ama nasip olmadı.' açıklamasında bulundu.

Mert Günok, 'Kariyerinde sahaya çıkmak istediğin bir stadyum var mı?' sorusuna şu yanıtı verdi:

'Onunla ilgili şöyle bir anım var. Başakşehir ile şampiyon olduktan sonra Şampiyonlar Ligi'nde Manchester United, PSG ve Leipzig'i çektik. Old Trafford'u her zaman görmek istiyordum, orada oynamak istiyordum. Maçtan yaklaşık bir hafta önce, milli takım dönüşünde, o zamanlar sürekli bize test yapılıyordu. Covid testi pozitif çıkanlar maçta oynayamıyordu. Benim de maçtan 1 hafta önce covid testim pozitif çıktı ama herhangi bir şey hissetmiyordum. Hatta testin yanlış olduğunu hemen anladım. Onun üstüne üç kez daha her gün test oldum. Farklı farklı kurumlardan. UEFA da o dönem Türkiye'deki regülasyondan farklı olarak test pozitif çıktığı zaman oynamanı kabul ediyordu. Oynamak için her gün teste gittim girdim ve oraya gitmeyi başarmıştım. Maç bizim için iyi geçmedi ama Old Trafford'u görmeyi gerçekten istiyordum, orada oynayabildim. Onun harici Boca Juniors Stadı'nda oynamak isterdim. Ama tabi o biraz daha zor bir hedef.'

- 'Futboldan sonra eğer başarabilirsem, belki motorsporlar içerisinde de yer almak isterim'

Mert, aktif futbol yaşantısından sonraki düşünceleri hakkında ise şöyle konuştu:

'Normalde futbol dünyasında kalmayı istiyorum. İleride hocalık serüvenine başlamak, teknik direktör olmak istiyorum ama tabii bunlar aslında zamanla şekillenecek, o günün şartlarına göre belirlenecek şeyler. Futbol harici arabalarla ilgili çocukluğumdan beri gelen bir hobim var. Futboldan sonra eğer başarabilirsem, belki motorsporlar içerisinde de yer almak isterim. Tabii bu nasıl olur bilmiyorum. Sonuçta futbol oynadığımız dönemde buna evet meraklıyız ama profesyonel olarak bakabileceğimiz bir ortam yok. Öyle bir şey de yapmak isterim ama ilk tabii ki hedefim teknik direktör olmak, futbolun içinde kalmak. Belki de genç oyunculara yardımcı olmak. Gençlerle ilgilenmeyi, genç kalecilerle ilgilenmeyi de seviyorum. A Milli Takım teknik direktörlüğü ise çok büyük bir hedef. Onun için de basamakları adım adım gitmek gerekiyor. Orası en üst hedef. A Milli Takım teknik direktörü olmak ülkedeki en üst mertebelerden biri. Tabii ki her Türk oyuncu gibi, ben de bunu isterim.'


- 'Genç Mert Günok işi biraz daha şova dökseydi daha farklı yerlerde olabilirdi'

Mert son olarak, 'Bir imkan olsaydı şu anki Mert Günok, genç Mert Günok'a hangi mesajı vermek isterdi?' sorusunu şöyle yanıtladı:

'Yani şimdiki Mert Günok, eğer çocukluğundaki Mert Günok'a bir mesaj vermek isteseydi, belki gençlik yıllarımda 'Daha yırtıcı, sahaya ağırlığını koyan bir Mert Günok olsun.' derdi. Çünkü ilk başladığım dönemlerde daha da sakin bir yapım vardı. Tabii onun dezavantajları da avantajları da vardı. Büyük takımlarda oynamak genelde sakinlik ve sükunet de gerektiriyor ama zaman zaman hırsı da ortaya koymayı, göstermeyi aslında gerektiriyor. Bazen işi şova dökmek de gerekiyor ki ben hiçbir zaman işi şova döken tarafta olmadım. Belki genç Mert Günok işi biraz daha şova dökseydi daha farklı yerlerde olabilirdi. Çünkü bizim insanımız onu da seviyor aslında. Ben sadece o şov tarafında çok olmadım. Verebileceğim belki en önemli mesaj bu olabilirdi.'

Kaynak: AA