İstanbul

Beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki en belirgin fark solunum

- Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül: - 'Beyin ölümü olan kişide solunum durmuştur ve o kişinin solunumu yoktur. Bir süre sonra da kalp durması, kalp ölümü gerçekleşir. Komada veya bitkisel hayatta olan bir birey solunumu devam eder. Kalbi kendiliğinden çalışmaya devam eder ve siz buna çoğunlukla destek vermezsiniz' - 'Beyin ölümü tanı sürecindeki tanıda sıfır hata ve en detaylı şekilde incelenerek titizlikle yürütülen bir süreçtir. Son güncel Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine göre beyin ölümü tanısı için iki hekimin onay vermesi gerekiyor'

İSTANBUL (AA) - Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki en belirgin farkın solunum olduğunu belirterek, beyin ölümü gerçekleşen kişide solunumun durduğunu ve bir süre sonra kalp ölümünün meydana geldiğini söyledi.

Beyoğlu'ndaki dernek binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Gül, beyin ölümünün nörolojik kriterlere dayanarak tespit edilen bir süreç olduğunu anlattı.

Beyin ve beyin sapı reflekslerinin tamamen geri dönüşümsüz olarak ortadan kaybolduğunu, kişinin kendi sorumluluğunu ve diğer bilişsel fonksiyonlarını yerine getirememesi halinde beyin ölümünün gerçekleştiğini aktardı.

Beyin ölümünün tamamen nörolojik kriterlere göre gerçekleştirilen bir süreç olduğunu belirten Gül, 'Aslında bu tarihsel olarak baktığımızda Orta Çağ'dan itibaren tıp literatürüne girmiş bir kavramdır. Son yıllarda özellikle solunum destek cihazlarının ve diğer destek tedavilerinin gelişmesiyle birlikte beyin ölümü gerçekleşmiş ve diğer organların belli bir süre sonra kaybedilebileceği ortaya konmuştur. Bu teknolojiler aslında kalbin ve solunumun destek verdiği bir süreci ifade ediyor. Beyni ölmüş bir bireyin tekrar yaşama ihtimali yoktur.' diye konuştu.

Prof. Dr. Gül, beyin fonksiyonları duran kişilerde solunumun da durduğunu, bir süre sonra ise kalp ölümünün gerçekleştiğini dile getirdi.

Beyin ölümü gerçekleşen bireyin hayata geri dönüşünün olmadığına dikkati çeken Gül, şöyle devam etti:

'Bu konuda özellikle en fazla sorulan noktalardan birisi beyin ölümünün koma ve bitkisel hayatla ilgili nasıl bir farkı olduğuna ilişkin. Komada veya bitkisel hayatta olan bir birey solunumunu sürdürebilir. Solunum ortadan kaybolmamıştır. En bariz, en belirgin fark aslında burada çıkar. Beyin ölümü olan kişide solunum durmuştur ve o kişinin solunumu yoktur. Bir süre sonra da kalp durması, kalp ölümü gerçekleşir. Komada veya bitkisel hayatta olan bir birey solunumu devam eder. Kalbi kendiliğinden çalışmaya devam eder ve siz buna çoğunlukla destek vermezsiniz.'

Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Gül, beyin ölümünü 'solunumun tamamen durması, beyin fonksiyonlarının geri dönmeyecek şekilde tamamen hasarlanması, bireyin solunumunu sürdürememesi ve kalp fonksiyonlarının çok kısa bir süre sonra tamamen ortadan kaybolması' olarak nitelendirilebileceğini kaydetti.

Beyin ölümünde tanı sürecinin çok önemli olduğunun altını çizen Gül, sözlerini şöyle tamamladı:

'Beyin ölümü tanı sürecindeki tanıda sıfır hata ve en detaylı şekilde incelenerek titizlikle yürütülen bir süreçtir. Son güncel Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine göre beyin ölümü tanısı için iki hekimin onay vermesi gerekiyor. Bunlardan biri beyin cerrahisi veya nöroloji uzmanı, diğeri ise anestezi uzmanı veya yoğun bakım uzmanı. En az iki hekimin klinik muayenesi ve yaptığı testlerle beyin ölümü tanısı konulur. Bazı durumlarda biz radyolojik olarak da beyin ölümü tanısını desteklemek için bazı durumlarda radyolojik anlamda da destek aldığımız olur.'