İSTANBUL (AA) - İçeri Bak İnisiyatifi tarafından düzenlenen medya bilgilendirme toplantısında, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli esirlere yönelik hak ihlalleri ele alındı.

Kariye'de gerçekleştirilen toplantıda, farklı dönemlerde İsrail hapishanelerinde uzun yıllar tutulan ve esir takaslarıyla serbest bırakılan Nafiz Nayif Salim El-Hac Hüseyin, Osman Said Ahmed Said ve Fehd Eş-Şeludi yaşadıklarını anlattı.

Hüseyin, İsrail hapishanelerinde müebbet hapis cezasına çarptırıldıktan sonra esir takasıyla serbest bırakıldığını belirterek 'Şu an itibarıyla İsrail zindanlarında esir tutulan 9 bin 400 esir var.' dedi.

Filistin meselesinin 7 Ekim 2023'te başlamadığını söyleyen Hüseyin, 'Filistin davası ne bugün ne de 7 Ekim'de doğmuş bir şey değil. Filistin davası Filistin topraklarının işgalciler tarafından işgal edildiğinde başlayan ve o günden bu yana devam eden bir şeydir.' ifadelerini kullandı.

Derin denizde boru döşeme gemisi 'Castorone' Çanakkale Boğazı'ndan geçti
Derin denizde boru döşeme gemisi 'Castorone' Çanakkale Boğazı'ndan geçti
İçeriği Görüntüle

İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında bugüne kadar 17 hapishane kurduğunu ve bu hapishanelerde yıllar içinde 1 milyondan fazla Filistinlinin tutulduğunu dile getiren Hüseyin, 'Bu verdiğim rakamlar sadece bir rakamdan ibaret değil. Bu rakamların arkasında aileler, eşler, çocuklar vardır ve gerçek yaşanmış olaylar vardır.' diye konuştu.

- İsrail, 3 bin 500 Filistinliyi mahkeme kararı olmaksızın alıkoyuyor

İsrail hapishanelerinde halihazırda 94 kadın esir bulunduğunu ve bunlardan üçünün hamile olduğunu aktaran Hüseyin, ayrıca bu hapishanelerde 360 Filistinli çocuk esirin ve mahkeme kararı olmaksızın idari tutukluluk kapsamında keyfi olarak 3 bin 500 kişinin daha tutulduğunu ifade etti.

Hüseyin, İsrail güçlerinin 93 Filistinli tutuklunun cenazesini ailelerine teslim etmediğini belirterek, ailelerin yakınlarının cenazesini alamadığı için defnedemediğinin altını çizdi.

Hapishanelerde tutulan 116 kişinin müebbet hapis cezası aldığını ve 300 kişinin daha müebbet hapis cezası almasının beklendiğini kaydeden Hüseyin, 'Esirler hareketinde 328 şehit vardır. Bu ölümlerden 18 tanesi de açlık grevi sonrası meydana gelmiştir. Hapishanelerde halen teslim edilmeyen esirlerin cenazeleri var. İşgal güçleri, bu esirlerin cenazelerini hapishanelerin morglarında tutuyor.' dedi.

- 'Bu ihlaller bireysel değil, sistematik'

Yaklaşık 31 yıl İsrail hapishanelerinde tutulan Said de hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin münferit değil sistematik olduğunu vurguladı.

Hapishanelerde yapılan ihlallerin bireysel ihlal olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Said, 'Bu ihlaller sadece bireysel olarak yapılmış ihlaller değil, sistematik olarak en aşağıdakinden en üsttekine kadar sistematik olarak bir emir silsilesi içerisindeki ihlallerdir.' diye konuştu.

Cezaevlerinde aç bırakıldıklarını anlatan Said, 'Hapishane yönetimi bu açlık işkencesiyle esirlere nasıl daha az yemek verebiliriz diye bir program açıklamışlardı. Bir yıldan kısa bir süre içerisinde 20 kilodan fazla zayıflamış insanlar vardı.' ifadelerini kullandı.

Said, İsrail hapishanelerinde su ve gıdaya erişimin kısıtlandığını, sağlık hizmetlerine ulaşımın engellendiğini, çıplak arama, çıplak aranırken fiziksel ve psikolojik şiddet uygulandığını anlatarak 'Bu işkencelerin tamamı bir güne mahsus değil. Kişinin hapishaneye atılmasıyla başlayıp çıkış gününe kadar her gün sistematik ve bazen de günde birden fazla kez uygulanan işkenceler.' ifadelerini kullandı.

Said, Nakab Hapishanesi'nde yaşadığı ihlalleri şu ifadelerle anlattı:

'Nakab Hapishanesi'nde günde sadece 1 saat suyu açıyorlardı ve bu 1 saat içerisinde duşunuzu alabilirsiniz ya da abdestinizi alabilirsiniz ya da suyunuzu içebilirsiniz. Günün geri kalan kısmında su içebilmek için şu bardak kadar su kenara ayırabildiysek şanslıydık. Hatta şeker hastası olan esirler öyle bir hale gelmişlerdi ki şekeri yükselsin diye diş macununu yemek zorunda kalıyorlardı.'

Birçok esirin hapishanelere sağlam girdiğini ancak buradan eksik uzuvlarla çıktığını söyleyen Said, bazı esirlerin uzuvları kesilirken diğerlerine zorla seyrettirilerek işkence yapıldığını vurguladı.

Said, öte yandan İsrail hapishanelerinde tutulan esirlerin yüzde 70'inin suya erişiminin kısıtlanması nedeniyle deri hastalıklarına yakalandığını dile getirdi.

- 'Hapishanelerde insanlara işkence yapmak için doktorlar bulunuyor'

Şeludi de yaklaşık 20 yıl İsrail hapishanelerinde kaldığını belirterek, uluslararası kamuoyunun cezaevlerinde yaşananlara daha fazla ilgi göstermesi gerektiğinin altını çizdi.

İsrail'in askeri ve güvenlik açısından tamamen çöktüğünü söyleyen Şeludi, İsrail'in sosyal, güvenlik ve siyasi açıdan çöküşünün dünya kamuoyuna duyurulması gerektiğini ifade etti.

Şeludi, Filistinli esirlere yapılan işkencelerin gizlendiğine dikkati çekerek 'Hapishanelerde insanlara işkence yapmak için doktorlar bulunuyor.' dedi.

Uluslararası kamuoyuna 'İsrail'in dünyaya bir yük' olduğunun anlatılması gerektiğini vurgulayan Şeludi, 'Biz en son Yahudi'yi kendi ülkemizden, kendi topraklarımızdan kovuncaya kadar topraklarımızı terk etmemekte kararlıyız.' diye konuştu.

- 'Bütün bunların hesabının sorulması gerekiyor'

30'dan fazla Filistinli esir ve esir ailesinin avukatlığını yürüten Avukat Gülden Sönmez ise Filistinli esirlerin yaşadıkları ve şahit oldukları ihlallere ilişkin yürütülen hukuki girişimlere ilişkin bilgi verdi.

Filistinli esirlere tecavüz için köpeklerin kullanılması dahil hiç duyulmamış her türlü işkencenin yapıldığını belirten Sönmez, 'Biz bütün bunların hesabının sorulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden de avukatları olarak hem ulusal yargı mekanizmalarına hem de uluslararası yargı mekanizmalarına birtakım başvurular yaptık.' ifadelerini kullandı.

Sönmez, esir takası sırasında bırakılan Filistinlilerin kimisinin aklını kaybettiğini, kiminin de fiziken hayatını sürdüremeyecek durumda olduğunu vurgulayarak 'Amacımız hukuk mücadelesiyle bu zulmü gerçekleştirenlerin sadece Filistinlilere karşı değil, bütün insanlığa karşı hesap vermelerini sağlamak.' dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında başlatılan soruşturmanın sürdüğünü aktaran Sönmez, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi mekanizmalarına da sistematik işkenceyle ilgili başvurular yaptıklarını sözlerine ekledi.

Kaynak: AA