İSTANBUL (AA) - Senarist ve yönetmen Ömer Yıldırım, yazıp yönettiği 'Sessiz Plan' filminin senaryo ve hazırlık sürecine ilişkin, 'Sağır insanlarla oturdum, iletişim kurmaya çalıştım ve o kadar bilmediğim şey vardı ki, bu beni sürekli motive etti.' dedi.
Yıldırım, Anadolu Ajansı (AA) Akademi koordinasyonunda, AA İstanbul Uluslararası Haber Merkezi'nde düzenlenen, ödüllü kısa film 'Sessiz Plan' ile kamera arkası görüntülerin de gösterildiği 'Sinemada 'Engel'leri Aşmak' temalı Sinema Atölyesi'ne katıldı.
AA Dış ve Ekonomi Haberleri Yayın Müdürü Barışkan Ünal, AA tarafından işitme engelli bireylerin güvenilir habere hızlı ve kolay erişimini sağlamak amacıyla hayata geçirilen 'Eller Konuşur' projesinden bahsetti.
Ünal, sağır bireyleri ya da diğer engelli bireyleri konu alan filmler yapmanın çok önemli olduğunu belirterek, 'Sizin filminizde benim hoşuma giden şu oldu, sağır bireyler oynamasına rağmen, konu onların duymasıyla alakalı olmasına rağmen, bir engel değil de bir filmin akışındaki, olması gereken doğal bir süreçmiş gibi izledik.' değerlendirmesini yaptı.
- 'Filmin başrolünde sağır gençler olsun istedim'
Senarist ve yönetmen Yıldırım da filmi yazana kadar kendi çevresinde hiçbir sağır bireyin olmadığını aktararak, 'Bir hikaye yazarken uzun boylu, kısa boylu, yaşlı, çocuk, kör, sağır diye bir ayrım zaten hiç aklıma gelmedi. 'Ben bir film yapacağım ve o filmin başrolünde sağır gençler olsun.' dedim, sadece bu.' ifadesini kullandı.
Başlangıçta senaryosunda engelli ifadesini çok kullandığını dile getiren Yıldırım, 'Biz aslında engelli ifadesinin kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıldık. Kibarlaştırmak için bu kelimeyi kullanırken, aslında ne kadar rahatsız edici bir ifade olduğunu öğrendim. Sonra senaryoda bunu değiştirdik ve sağır ifadesini özellikle kullanmamız gerektiğini anlamış olduk.' diye konuştu.
Yıldırım, filmin hikayesini yazdıktan sonra pek çok kişiye danıştığını da söyleyerek, 'Sağır insanlarla oturdum, iletişim kurmaya çalıştım. O kadar bilmediğim şey vardı ki, bu beni sürekli motive etti. Senaryo, çok fazla aşamadan geçti ve çok şey değişti. Son olarak bu noktaya geldi.' dedi.
- 'Temel motivasyon herkesin eşit koşullarla izleyebileceği bir hikaye olması'
Filmi yapmasındaki ana motivasyon kaynaklarından birinin, filmde Müslüm Tamer'in oynadığı karakterin bir repliği olduğunu vurgulayan Ömer Yıldırım, şunları anlattı:
'Ona, 'Siz cihazla duymayı mı yoksa ömür boyu bir cihaza bağımlı kalmayı mı vaat ediyorsunuz?' sorusu yöneltiliyor. O ise 'hayır' diyerek, aslında hepimizin cihazlar aracılığıyla iletişim kurduğunu hatırlatıyor. Telefonla konuşuyoruz, sesimizi mikrofonlar ve hoparlörler aracılığıyla duyuruyoruz. Bu düşünce benim için güçlü bir çıkış noktası oldu. Aslında hepimizin bir anlamda cihazlarla duyduğunu fark ettim ve burada bir eşitlik olduğunu düşündüm. Ardından filmin giriş cümlesi olan 'Bir gün tüm sesler kaybolsa en çok hangisini arardınız?' sorusu üzerine yoğunlaştım. Dört sağır gencin sevdiklerinin sesini saklama fikri de buradan doğdu. Filmin temeli bu iki cümleye dayanıyor. Temel motivasyonumuz ise herkesin eşit koşullarda izleyebileceği bir hikaye anlatmaktı. Filmin yüzde 60'ında sağır oyuncular yer alıyor ve bu bölümleri izlerken altyazı kullanılıyor. Böylece dünyanın neresinde olursa olsun izleyiciler aynı koşullarda filmi deneyimliyor.'
Yıldırım, teknik çekim sürecinde kadraj seçimlerinin bile değiştiğinden bahsederek, 'Sağır arkadaşlarımızla iletişim kurarken kadrajımızı onlara uygun belirlemek durumundaydık. Biz yakın plan düşünürken, onlar elleriyle konuştukları için resimleri özel seçmeliydik.' dedi.
- 'Metnin sade ve duru olması lazım ki çevrilirken akıcı olsun'
AA Ayrımcılık Haberleri Müdürü Tufan Aktaş ise işaret diliyle sunulan haberlerde metnin önemine değinerek, işitme engelli bireyler için hayata geçirilen 'Eller Konuşur' projesine ilişkin detayları paylaştı.
Sağır bireyler için hazırlanan içeriklerde devrik cümlelerin kullanılmaması gerektiğine dikkati çeken Aktaş, şunları kaydetti:
'Metnin o kadar sade ve duru olması lazım ki, çevrilirken hızlı ve akıcı olsun. Devrik cümleler, kelimeler, ifadeler kullandığımız zaman kafa karışıklığı oluyor. Bazı kelimelerin anlamlarıyla ilgili sağırlar arasında da bir kafa karışıklığı olabiliyor. 'O öyle mi anlatılıyor, bu böyle mi anlatılıyor?' bizde de birkaç kez yaşandı. İşaret dili haber kanalı projemiz aslında bizim Türkçede yaptığımız işin tam karşılığına tekabül ediyor. Biz bir kelimeyi Türkçeleştiririz, yurt dışından yeni bir kelime gelmiştir, Anadolu Ajansı yayın ekibi ona bir Türkçe karşılık belirler ve ondan sonra bütün haber kanalları, televizyonlar, gazeteler bu kelimeyi kullanmaya başlar. Şimdi bizim işaret dilinde de benzer bir rolü üstlendik.'
Aktaş, proje sayesinde kelimelerin işaret dilindeki karşılıkları için bir temel oluşmaya başladığını aktararak, 'Şu an aslında gördüğümüz şey çok küçük bir proje. Yani günde 3-5 haber anlatılıyor, röportajlar çevriliyor, YouTube'da da birkaç şey olacak. Aslında bir ekosistemin temelini atıyoruz. Yıllar içerisinde bir birikim, uzun videolar, belgeseller olacak. Sonra yetişen öğrenciler, akademisyenler bunları izleyecekler ve izleye izleye aslında biz bir dilin oluşmasına da katkıda bulunmuş olacağız.' görüşlerini paylaştı.
İşaret dili haber projesinin teknik bir çeviriden ziyade hedef kitleye özel bir yayıncılık anlayışıyla geliştirildiğini söyleyen Aktaş, izleyicilerden gelecek geri bildirimlerin dilin gelişimine ve temellerinin sağlamlaşmasına önemli katkı sunacağını ifade etti.
İşaret diliyle eş zamanlı çevrilen programda, filmin oyuncuları ve ekibi de çekimler sırasında yaşadıkları duygu ve düşünceleri izleyicilerle paylaştı.