Miliband, eski bakan Rory Stewart ve eski Başbakan Tony Blair’in basın danışmanı Alastair Campbell’in hazırladığı “The Rest is Politics” podcastine konuk oldu.
İngiltere’nin işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararını değerlendirirken “etnik temizlik” ve “savaş suçları” ifadelerini kullanan Miliband, bu açıklamaları yaparken annesinin Filistin konusundaki düşüncelerini de hatırladığını anlattı.
Yahudi olan annesinin Nazi toplama kamplarında babasıyla birlikte 60 akrabasını kaybettiğini belirten Miliband, annesinin Filistinlilerin yaşadıklarına bakarak bunların yanlış olduğunu söylemesini isteyeceğini düşündüğünü aktardı.
“İşgalin yasadışı olduğunu göstermek istiyoruz”
Miliband, İngiltere’nin İsrail ile ilişkilerini güçlendirmek istediğini ancak hükümetin temel amacının işgalin hukuka aykırı olduğunu göstermek olduğunu söyledi.
İsrail yerleşimleriyle ticaret yasağı kararını da bu yaklaşımın bir parçası olarak savunan Miliband, yaptırımların kesin olarak sonuç vereceğini söyleyemeyeceğini ancak diğer uluslararası ortakların da harekete geçmesi halinde başarılı olma ihtimali bulunduğunu ifade etti.
İngiltere, 8 eylülde 11 ülkeyle birlikte işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimleriyle ticarete yönelik yasaklama kararı açıklamıştı.
“Gazze için daha fazlasını yapamamanın hayal kırıklığını yaşıyorum”
Gazze’deki insani durumu “tarif edilemez derecede korkunç” olarak nitelendiren Miliband, sözde “çift kullanımlı” ürünlere yönelik kısıtlamaların tamamen masum ürünlerin de bölgeye girişini engellediğini söyledi.
İngiltere’nin Gazze’deki sağlık ve insani duruma dikkat çekmek amacıyla gelecek hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında Ürdün ile birlikte bir konferans düzenleyeceğini belirten Miliband, “Gazze için daha fazlasını yapamamanın hayal kırıklığını yaşıyorum” dedi.
Miliband, İngiltere’nin uluslararası insancıl hukukun ihlalleri nedeniyle yaptırımlar uyguladığını, ancak İsrail’in bölgeyi büyük ölçüde kontrol ettiğini ve sahadaki durumun hâlâ korkunç olduğunu söyledi.
İsrailli yetkililerin bazı açıklamalarının yalnızca silahlı grupları hedef almaktan değil, Gazze halkının tamamını yerinden etmekten söz ettiğini savunan Miliband, 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze’de yaşananların hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını ifade etti.
İki devletli çözüm vurgusu
Miliband, iki devletli çözüm olmadan Orta Doğu’da istikrar sağlanamayacağını savundu.
İsrail’de gelecek ay yapılacak seçimler öncesinde İsrail halkına mesaj vermek istediklerini söyleyen Miliband, uluslararası toplumun işgal devam ettiği sürece sessiz kalmayacağını belirtti.
Yerleşimci şiddeti ve iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik girişimlere karşı mücadele edeceklerini ifade eden Miliband, İsrail’in güvenliğinin iki devletli çözümden geçtiğini söyledi.
Miliband ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun politikalarının İsrail’i daha güvenli değil, daha güvensiz hale getirdiğini savundu.
“Müttefiklerini kaybediyor”
Miliband, Gazze ve Batı Şeria’da yaşananların dünya genelinde insanları harekete geçirdiğini belirterek İsrail hükümetinin uluslararası alanda dostlarını ve müttefiklerini kaybettiğini söyledi.
ABD ile ittifakın İngiltere açısından önemini koruduğunu belirten Miliband, değişen dünyada Avrupa Birliği ve orta ölçekli güçlerle ilişkilerin de önem kazandığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı ve hayat pahalılığı
Miliband’ın gündemindeki bir diğer konu Hürmüz Boğazı oldu.
Boğazın açılmasını öncelikli diplomatik hedeflerden biri olarak gösteren Miliband, İngiltere’de halkın karşı karşıya olduğu hayat pahalılığının önemli nedenlerinden birinin Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması olduğunu söyledi.




